Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AL SANA BİR KAYA NERENE DAYARSAN DAYA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 AĞUSTOS  2017

Densiz sözler edildiğinde eskiler derler ki, "al sana bir kaya, nerene dayarsan daya." Dün yine Recep Tayyip Erdoğan çamlar devirdi, kayalar yıktı.

Neymiş efendim; artık parlamenter demokrasi yokmuş. Bu yüzden de öyle yüzde 34'le falan iktidar olunmazmış. Yüzde 50+1 alacakmışsın ki iktidar olabilesin.

Erdoğan dese ki parlamenter sistem yok başkanlık sistemi var onu bir ölçüde anlayacağız da o diyor ki; "parlamenter demokrasi yok." Hoş ülkemizin 2019 yılında geçeceği savlanan sistem de başkanlık sistemi değil, partili cumhurbaşkanlığı sistemi de niyeyse hepimiz başkanlık sistemini çoktan kanıksamışız ve de başkanlık sistemi üzerinden yazıp çiziyor ve konuşuyoruz. Sizin anlayacağınız yasa masa tanımaz biri çıkıyor bize fiil olarak başkanlık sistemini kabul ettiriyor.

Kabul ettirmekle kalsa iyi sözü edilen sistemin de artık demokrasi sözcüğü ile yan yana anılmayacağını söylüyor.

Şaşırdık mı? Şaşırmadık. Çünkü biliyoruz ki muhteremin zaten demokrasi ile uzaktan yakından bir ilintisi yok. Bu yüzden de korku kendisini öyle bir sarmış ki yüzde 50+1 oy alamama korkusuyla daha şimdiden ortalıkta terör estirmeye başladı bile. Önce kendi partisinin yöneticilerini tehdit ediyor. İş yapmazsanız, çalışmazsanız, yanlış şeyler yaparsanız şöyle olur böyle olur demenin yanında koltuklarınızı bırakın deyip çıkıyor işin içinden. Adam bütün muhaliflere etmediğini bırakmıyor. Birisi tutuklanacak mı kendisi dahil yandaş basın ön açıcı laflar ediyor sonra da gelsin operasyon, yallah hedef seçilen kişi içerde. Türkiye çoktandır bu gerçeği yaşıyor zaten. Hem öyle bir yaşıyor ki dün Fethullahçı kumpasla özgürlüklerini ve dahi her şeyini yitirenler bu kez de muhteremin benzeri bir kumpasıyla aynı sonla karşılaşıyorlar.

Eh durum bu olunca da Türkiye'de demokrasiden söz etme saflığında bulunacak değiliz herhalde. Zaten demokrasisi yetersiz ülkemizde bunlar bir de1923'te kurulan devleti yıktıkları ve yerine de Recep Tayyip Erdoğan'ın mimarlığında yeni bir devlet kurdukları için ortada deli kız gibi dolaşan demokrasiye niye izin versinler değil mi? Burada Ayhan Oğan'ı anmak gerekiyor. Saray ve AKP yetkilileri Ayhan Oğan'ı hep birlikte eleştirmişlerdi de bizlerse Ayhan Oğan'ın mayın eşeği yerine konulduğunu yazarak gerçeğin doğru anlaşılması gerektiğini ısrarla söylemiştik, bu sözümüz de nihayet doğrulandı. Malum Ayhan Oğan'ın CNN'de söylediği bu sözlerinden dolayı disipline verilmeyeceği yetkili ağızlardan açıklandı bile. Sizin anlayacağınız AKP ve sarayın zemin yokladığı açıkça anlaşılmış oldu. Baktılar gördüler ki tepkiler bir hayli çok, geri adam atarak bizim devletimiz 1923'te kuruldu lideri de Mustafa Kemal Atatürk demeye başladılar.

Yine Recep Tayyip Erdoğan tehditlerini Antalya'dan bir basamak daha yükseltti. Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülke aleyhine suç işlediğini ileri sürerek gözdağı verdi. Aynı konuyu CHP Milletvekili Enis Berberoğlu üzerinden o milletvekili ülke aleyhine suç işledi. Şimdi o kişi, beni buradan çıkarmazsanız bazı şeyleri açıklarım diyesiymiş, bu sözlerin muhatabı da Kılıçdaroğlu'ymuş. Oradaki kalabalığa haykırıyor; "İlişkisi çakarsa şaşırmayın" diye.

Ne diyebiliriz ki adam her şeyi biliyor. Bilmediği hiçbir şey yok. Sadece bu mu? Değil elbette, her görevi bu muhterem üstlenmiş. Kumpası da o kuruyor, işareti de o veriyor. Yargıçta savcı da kendisi. Daha da garibi rehin alma ustalığına da soyunmuş. Bakıyorsunuz birilerini tutuklattırmış, bazı ülkelerle bu rehin alma yöntemiyle pazarlığa girişiyor. Gazetecisi, barış arayanı olmuş ajan ya da terör örgütlerine yardım ve yataklık eden kişi. İnsanlar içeri alınıyorlar da niye alındıklarından bile habersizler.

Şimdi de aynı oyun Kılıçdaroğlu'na çekilmek isteniyor. Çünkü biliniyor ki ana muhalefet partisi bunların önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Bu engeli de kaldırdılar mı ülkede sindirilmeyecek güç kalmayacak. Onlar da ne güzel rakipsiz şunsuz bunsuz seçim alıp yüzde 50+1'le diktatörlüklerini ilan ediverecekler.

Kim ne söylerse söylesin, kim yaşadıklarımıza nasıl yaklaşırsa yaklaşsın muhterimin ve de partisi AKP'nin girdiği yol faşist diktatörlüğün egemen olduğu bir yönetim sistemi. Bu durumda bizler ne yapmalıyız peki?

Her şey ortada, geniş bir siyasi yelpaze ile ortaklaşarak bu heveslere geçit vermeyeceğiz. Şu an en yüksek derecede devrimcilik bunu gerektiriyor.

Kumda oynayanları uyarıyoruz.

Ya şimdi, ya da yarın gerçekten de geç olabilir.