Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÖRÜN ARTIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 AĞUSTOS  2017

Eğitimin mumu söndürüldü. 4+4+4 eğitim sistemi ile birlikte eğitim amaçlarından iyice saptırılıp dini eğitimin ağırlık kazandığı hâl aldı. Normal eğitim yapan bütün okullar ya imam hatip okulları haline getirildi ya da okul ikiye bölünerek yarısı imam hatip okulu oldu. İktidar tarafından imam hatip okullarına öğrenci akışını sağlamak için o kadar kapsamlı propagandanın yanında bir de kolaylıklar sağlanmasına karşın bir türlü kontenjanlar doldurulamadı. Bir başka deyişle halkımız bu çağ dışı eğitime rağbet etmeyerek çocuklarını bu okullara göndermekten uzak durdu. Tabi bu arada çocuklarını imam hatip okullarına gönderen aileler de olmadı değil, çünkü buralardan mezun olanlar devlet kapısında kolaylıkla iş bulma olanaklarına sahip oldular. Öyle ki kamuya personel alımında bu okullardan alınanlar neredeyse yüzde 95'i bulurken, diğer okullardan mezun olanlar ancak yüzde 5'i zor tutturdu. İş için rağbet imam hatipliye olunca da aileler ne yapsınlar ister istemez çocuklarının iş sahibi olmalarını göz önünde tutarak çocuklarını bu okullara yazdırdılar.

Bir karşılaştırma yaparsak imam hatiplere gereken rağbetin olmadığını anlamakta zorlanmayız. Sanat okulları ve liselerin hemen tümünde sınıflarda 33 öğrenci öğrenim görürken bu sayı imam hatip okullarında 25'i ancak buluyor. Eğitimin ne denli titiz yapıldığı sürekli propaganda edilse de bu okullardaki öğrencilerin gelişmelerinin ve okuduklarını anlamalarının önünü tıkayan çağdışı bir anlayış yerleşik olduğu için gençlerin doğasına aykırı olarak yapılan zorlamalar başarı oranını bir hayli düşürmektedir. Bu yüzden de onca allanan pullanan imam hatip çıkışlı öğrencilerin üniversite sınavlarında ancak yüzde 17 gibi bir rakamla en alt sınırda kaldıklarını görüyoruz.

Zaten bu okullara her ne hikmetse zengin AKP'liler ve yöneticilerinin hiçbirinin çocukları gitmiyor. Onlar en seçkin özel kolejlerde eğitim görüyorlar. Dolayısıyla da halkın dini duygularını her zaman sömürenler iş kendi çocuklarına gelince hiç de halka söyledikleri gibi davranmıyorlar.

Bu arada önemli bir şeyden daha söz etmekte yarar var. Geçmişte eğitime nasıl Fethullahçılar el attılar ve okullardan dershanelere ve üniversiteye kadar her yerde pıtrak gibi bittilerse bugün de üç aşağı beş yukarı aynı şeyler gerçekleşmektedir. Neymiş efendim; İsmailağa Cemaati 6 yıllık akademi kuruyormuş. Bu akademiye de daha çok liseyi dışarıdan bitiren öğrenciler alınacakmış. Sözüm ona bu akademide ne gibi dersler verileceğini zaten anlatmaya gerek yok. Bu akademide Arapça öğretilecek ve mezun olanlarına da Kuran'ı en iyi şekilde bildiğini belirten belgeler verilecekmiş. Ayrıca burada derslerde kitapları okutulacak kimselere baktığımız zaman dudaklarımız uçuklamaktadır. Ortada ne kadar laiklik düşmanı ve meczup olarak bilinen kimse varsa onların yazdıkları sözü geçen akademide yardımcı ders kitabı olarak okutulacakmış.

AKP ve saray iktidarının izlediği eğitim politikalarına baktığımız zaman Türkiye'nin acı sonunu açıkça görüyoruz. Nasıl geçmişte Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Mısır'da açtığı El-Ezher Üniversitesi dünyanın her tarafına yaygın bir şekilde cihadçı terörist yetiştirdiyse İsmailağa ya da bir başka tarikat ve cemaatin açtığı okullarda aynı işlevi görecektir. AKP ve saray bu yönde kapıları sonuna kadar aralamış bulunmaktadır. Ülkemizde bu akıl almaz gidişin önünün kesilmesi mümkün görülmemektedir. Çünkü ortada bu tür eğitim anlayışını önleyecek ne bir hukuk sistemi bırakılmıştır ne de yargı yolu ile bu gidişi önlemenin bir yolu kalmıştır. Üstelik toplumsal muhalefetin göstereceği demokratik tepkinin de önü iktidarın diktatöryal girişimleri ile kesilmiş bulunmaktadır.

Bugün herhangi bir konuda milletvekilleri bile düşüncelerini söyleyemez duruma getirilmişlerdir. AKP ve saray iktidarını eleştiren CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın hakkında Antalya savcısı fezleke hazırlamıştır. Niçin? 15 Temmuz Fethullahçı darbe kalkışmasına teatral darbe dediği için. Görüldüğü gibi ülke gerçekten de zor bir durumun içine itilmiş bulunmaktadır. Yaratılan korku imparatorluğu ile hemen herkes teslim alınmaya çalışılıp susturulma yoluna gidilmektedir. Bu yüzden de eğitimle ilgili canalıcı konularda yurttaş yeterince etkili olamamakta bunlar da istedikleri gibi eğitimde at oynatmaktadırlar.

Sonuç olarak bir ülkenin eğitim yolu ile teslim alınacağını dinci, gerici, şeriatçı güçler de iyi bildikleri için görülmemiş bir hareket halindedirler. Bunları durdurmak için hiçbir şey yapamıyorsak bile çocuklarımızı bunlardan koruyabiliriz. 8 Eylül okulların açılması tarihidir. Bu yüzden de bütün anne ve babalara düşen görev çocuklarımızı bu dinci eğitimden korumak, cemaat ve tarikat çevrelerinin etki alanlarından çocuklarımızı uzak tutmaktır.

Artık bu kadarını da yapabiliriz değil mi?