Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÖZ KARARTMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 AĞUSTOS  2017

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Savunma Bakanı James Mattis'i Beştepe sarayında kabul ederek 40 dakika görüştü. Bu görüşmenin en dikkate değer sözü ise hepinizin bildiği gibi "Gözümüzü karartırsak" oldu. Gerçi soğukkanlı bir şekilde düşünmeyen kimselerin gözü kararmış kararlarından hayır çıkmaz ama Sayın Erdoğan'ın özet olarak anlatmak istediği şuydu. Suriye'de işler iyice çığırından çıktı. ABD olarak siz PYD/YPG'ye parasıyla bize bile satmadığınız silahları veriyorsunuz. Bu silahlardan bir kısmını biz PKK'dan ele geçirdik. Bu durumda bir gözümüzü karartırsak Alimallah ne yapacağımız belli olmaz.

ABD Savunma Bakanı kendisine söylenen bu sözlerden sonra ne kadar korkmuş ve de çekinmiştir bilemeyiz. ancak ABD'nin bu sözlerden sonra da politikalarında bir değişikliğe gideceğini hiç mi hiç sanmıyoruz. Suriye'de, ABD politikalarını al takke ver külah sürdürecek ve İsrail'in de yararına olacak politikalarda ısrarlı davranacaktır. Ancak bu demek değildir ki ABD attığı her adımda başarılı olur ve de Suriye'de istediğini elde eder.

Sizin anlayacağınız gerçekler böylesine açıkken ve de bu noktaya nasıl geldiğimiz bütün çıplaklığı ile bilinirken anlaşılıyor ki AKP ve sarayın dış politikası bir kez daha delme takma şekilde işletilecek ve sonuçlarından da Türkiye'nin çok da kârlı çıkacağını sanmıyoruz. Niye derseniz doğru dürüst yönetilen bir ülkede o ülkenin doğru dürüst bir dış ve de askeri politikası olur. Öyle gelişigüzel adımlar atılarak ne sonuç lehe çevrilir ne de amaçlanan hedefe varılabilir.

AKP ve de Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarına baktığımız zaman Türkiye'yi boğazına kadar Ortadoğu'da çamura sapladığını görürüz. ABD ve emperyalistlerin yanında Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar geniş bir alanda yer alınmış, bu bölgede oynanan pek çok kötü ve unutulması güç uygulamaların aktörü olunmuştur. Irak'ın bu noktaya getirilişinde AKP iktidarının politikaları bilinmeyen bir şey değildir. Hani bugün Barzani bölgesinde referanduma gidecek ya işin bu noktaya kadar taşınmasında bile AKP iktidarının politikalarının rolü büyüktür. Irak merkezi hükümetine karşı bu iktidar bilerek isteyerek Barzani'nin yanında yer almış, gördüğü Kerkük, Musul düşü ve petrol alışverişi nedeniyle de olabilecek en üst düzeyde Barzani'ye destekler sunulmuştur. Yine ABD'nin Irak'ta uygulanan kırım politikalarının, işkencelerin ve tecavüzlerin de sorumluluğu yüklenilmiştir. Mısır'da, Tunus'ta, Yemen'de izlenen politikalar da çabasıdır.

İşin en acınası yanı da AKP ve saray iktidarının Suriye politikasıdır. İktidar Suriye'de hemen bütün terör örgütlerini şu ya da bu ölçüde desteklemiş, Suriye'nin içsavaşa sürüklenmesinde neredeyse birinci derecede rol oynanmıştır.
Türkiye sınırları yolgeçen hanına çevrilmiş, buradan Suriye'ye giren dünyanın her tarafından gelen teröristlere yardımcı olunmuştur. Şimdilerde unutulmuş bile olsa o günlerde Şam Emevi Camisi'nde Cuma namazı kılınacağı her gün dillerde pelesenk haline getirilmiştir. Sonuçta ise İslami terör örgütleri olarak bilinen IŞİD, El Kaide, El Nusra, Müslüman Kardeşler, ÖSO ve diğer terör örgütleri Suriye'de görülmemiş acımasızlıkla kan dökmüşler, Suriye yurttaşları bu yüzden ya canlarından olmuşlar ya da 4 milyona yakın Suriyeli göçmen olarak ülkemize kaçmışlardır. Bu örgütlerin Suriye'de işledikleri cinayetler öyle bilinmeyen şeyler olmayıp tarihin kara sayfasına kapkara bir leke olarak geçmiştir.

Emperyalistlere ve İslami terör örgütlerine boyun eğmeyen Şam yönetimi sonuna kadar direnmiş ve emperyalistlerin oyununu tersine çevirmiştir. İşte bu andan başlayarak emperyalist dünya başka bir siyaseti masaya sürmüş, Kürtlerle birlikte kuzeyde bir Kürt oluşumuna hız vermiştir. Bu oluşum bir yandan Rakka'ya kadar kendisine bir hat çizerken diğer yandan da Akdenize kadar inip İsrail'in tam da istediği bir sonuca ulaşmanın kavgasına girişmiştir. AKP ve saray iktidarı bu gelişmenin Türkiye'nin aleyhine olacağını bildiği için yine alelacele "Fırat Kalkanı" operasyonunu başlatmış, El Bab'a kadar giderek önemli sayılacak bir kayıpla sonucu şu an belli olmayan askeri bir hareket gerçekleştirmiştir. Şimdi bir kez daha Afrin'le aradaki kopukluk kaldırılıp Akdeniz'e kadar uzaması düşünülen hat yeniden İblid'le birlikte gündeme gelmiştir. Üstelik bu operasyonlar için ABD dünyanın gözü önünde en modern silahları PYD/YPG'ye vermeyi de ihmal etmemiştir.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Savunma Bakanı James Mattis'e; "gözümüzü karartırız" demesi son gelişmelerle ilgili olup ya tutarsa cinsinden hamasi bir yaklaşımdır. Ciddi bile olsa bu işler göz karartması ile olacak işler olmayıp olabildiğince iyi düşünülmüş bir dış politika ve iyi hesaplanmış askeri bir müdahale ile gerçekleşebilir. Ancak bunu da AKP ve saray iktidarının gerçekleştirme olasılığı neredeyse sıfırdır. Bu yüzden de atılması gereken ilk adım tartışmasız Beşşar Esad rejimi ile anlaşmak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve toprakları üzerinde egemenliğini koşulsuz kabul etmektir. Bunun yerine sonu hayra gitmeyecek kararların Türkiye'ye toz kadar bir yararı da olmayacaktır.

Türkiye'nin içine itildiği çıkmazdan kurtulması da mümkün değildir.

Bu yüzden sözümüz şudur:

Gözümüzü karartmayalım, bilimi rehber edinip aklımızı ve yolumuzu aydınlatalım ki bölgemizde, dünyada ve ülkemizde barış olsun barış!!!