Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KIRIM BAYRAMI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 EYLÜL 2017

Her kurban bayramında ülkemizde hayvan ve insan kırımı yaşanır. Hayvan kırımı yapanlara sorarsanız dini gereklerini yerine getirmekte olup kestikleri kurbanın sırtında nasıl sırat köprüsünü geçeceklerinin hesabındadırlar. Yollarda trafik kırımına uğrayanlara gelince bu sorun da biz kendimizi bildik bileli acılı bir yazgı olarak sürüp gitmekte olup alınan onca tedbirlere karşın önü bir türlü alınamamaktadır.

Hayvan kırımından başlayalım önce. Her kurban bayramında insanları bir telaştır alır. Çok inananları, biraz inananları öyle bir telaş sarar ki, ne etmeliler etmeliler, bulup buluşturup mutlaka bir kurbanlık almalılardır. Ya almazlarsa kim ya da kimler dedikodu yapıp haklarında neler söylemezler ki? Tabi bir de işin başka bir yönü vardır ki bunu da unutmamak gerekir. Ülkemizde eti bayramdan bayrama gören ailelerin çocukları herkes et yerken mahrum kalmamalıdır değil mi? Ya camide imamların kurbanın Müslümanlığın koşullarından olduğunu yineleyip durmalarına ne demeli? Onlarda ellerinden geldiğince insanlara öyle bir gaz verirler ki herkes kendisini kurban kesmekle yükümlü görür. Sonra da başlar kurban parasını nasıl bulacağım diye kıvranmaya.

Bazı istisnalar hariç kurban genellikle insanların et gereksinimlerini gidermek içindir. Etler parçalanır, doğranır, kıyması çekilip doğru buzdolabına atılır ki, artık ne kadar yeterse yemeklere bir tad gelsin değil mi? Sizin anlayacağınız etlerin fakir, fukara, garip, gurabaya dağıtılması faslı çoktan unutulmuştur bile. Kurban kesimi bile tam bir kandırmaca üzerinden yerine getirilir. İş böyle olunca da insanların döşüne acayip bir gaddarlık gelip oturur. İşte o saatten sonra eline bıçağı alanın gözü dönmüştür. Hayvanların direncini kırmak için yapılmadık şey kalmaz. Kovalamalar, kaçırmalar bir yana hayvanların kesimi hayvanlara tam anlamıyla işkenceye dönüşür. Bu konuda en zorlanılan şeyse genellikle büyükbaş hayvanların kesimidir. Bilmem kaç kişi hayvanı kesim vaziyetine getirmek için olmadık hünerlerini sergilerler. Kimisi bıçağı çalmıştır hayvanın boğazına, hayvan o şekilde elden kurtulup kaçar, kimisi başka bir olan şeyle hayvanın peşine düşüp kovalıya kovalıya sopalarla canını çıkarıncaya kadar etmediklerini bırakmazlar hayvanlara.

Televizyon haberlerine düşen düşmeyen o kadar çok utanılacak ve kızgınlık duyulacak şey vardır ki işte bütün bunların hepsi bir inanç uğruna hemi de bir huşu içinde yapılır. Hayvanı kolay kesmek için ağzına ve burnuna poşet geçirilip soluksuz bırakmak bile bu işi yapanların yedikleri haltın farkında olmamaları trajik komik bir durumdur. Böyle bir olayda hayvan havasız kaldığı için yere yatar ve hiçbir tepki koymaz ama bunu bile oradakiler Allahın bir hikmeti sayıp boğayı kesip kesmemekte ikirciklik geçirirler. Sanırlar ki havasız kalan hayvan bu haliyle kendilerine Allah'ın bir emrini getirmiştir.

Uzatmayalım akıl almaz gaddarlıklar neredeyse bütün Müslüman ülkelerinde akıl almaz boyutlarda yaşanır ve aslında yapılan iş dini bir görevi yerine getirmekten çok hayvanlara eziyete dönüşmüştür ama işin bu yanına dönüp de bir Allahın kulu bakmaz. Eğer hayvanlara yapılan eziyetleri tek tek belgeleyip görüntüye getirsek var ya yeminle söylüyorum azbuçuk vicdan sahibi kimse aylarca kendine gelemez. Bu dini töreni yerine getirenleri ister istemez çok yönlü olarak ele almak gerekir diye düşünüyor insan. Bütün bunları düşününce de İslam aleminde yaşanan insanlara yönelik kırımın da nedeni aslında bir güzel ortaya çıkıyor da diyebiliriz. Her türlü insani ölçülerden uzaklaşmış yığınların kim düşünür ki iyiyi, güzeli görebileceğini? Bu yığınlar nasıl anlayabilirler ki emperyalist dünyanın nasıl piyonu olduklarını? Gözü dönmüş şekilde birbirlerine kıyarken bile bu kesimler aslında inançlarının gereği bir görevi yerine getirdiklerini düşündükleri için olup bitenleri düşünmek bile istemezler. Yoksa ülkemizde bir AKP'li milletvekili nasıl kalkardı da; "CİHADI bilmeyen matematiği bilse ne olur" diye konuşur değil mi?

İşte bu kafada olanlar hiçbir şekilde kendilerini sorgulamazlar. Sorgulamadıkları için de yerine getirdikleri kurban görevinin nasıl hayvanlara eziyete ve kırıma dönüştüğünü de anlamalarının olanağı yoktur. Bu nedenledir ki bu kesimlerin hem bütün canlılara karşı hem de insanlara karşı gönülleri de, yürekleri de kapalıdır. Beyinlerinden iyilik namına tek bir sinyal almaları bile olası değildir. İş böyle olunca da yeryüzünün bütün canlıları tehlike altındadır. İnsanları da bu tehlikeden uzak tutmanın olanağı yoktur. Öyle olsaydı, trafiğe çıkan insanlar birer trafik magandası kesilip azraile dönüşmez ve yollarda oluk oluk kan akmaz, bunca da acıları yaşamazdı.

Gelelim bir başka konuya. Kurban törenleri bu şekilde sürerken siyasette hız kesmiş değildir. Hakkı, hukuku, adaleti ortadan kaldıranlar yaptıkları işin ayırdında bile değiller. Bayram gününde bile Sayın Erdoğan'ın yüreğinden kopup gelen sözler kin ve nefret doludur. Çanakkale'deki ADALET KURULTAYI'nı diline dolamış olmadık şeyler söyleyip durmaktadır. Bahçeli ise ADALET KURULTAYI'na çatarken bile ülke gündeminden söz edip ülke gündemi bile ADALET KURULTAYI kadar gündemi meşgul etmemiştir deyip bir de "Kör Niko" gevelemesi ile kervana katılmıştır katılmasına da asıl acısı partisinde yaşanan depremler nedeniyle kendisinin hızla gündem dışına itilmesinin kuyruk acısı ile verip veriştirmektedir. Bekir Bozdağ ise bir başka alemdir. O da neyin nesi olarak sürekli çorbamıza çer çöp atmaya devam etmektedir. Oysa dönüp kendisini sorgulasa Eraeytellezi duasında 52 yanlışı vardır, vardır da yalan ve iftiraya devam etmektedir.

Aslında şaşılacak bir şey yok.

Yukarıdaki küçük bir kurban bayramı değerlendirmesi bile kim ya da kimlerle karşı karşıya olduğumuzu bütün çıplaklığı ile bir güzel göstermektedir.

Değil mi dostlar???