Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇAKMA TARİHÇİLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 EYLÜL 2017

AKP iktidarı ile birlikte ortalık çakma tarihçilerle doldu. Uyduruk bilgileri tarih diye yutturmaya kalkanların işi tarihi gerçekleri aydınlatmaktan çok karanlığa bulayıp bulayıp halka sunmaktır. Gerçekler değiştirilsin ki, halk düşmanlarını halk dostu, halk; halkın gerçek dostlarını ise düşmanı gibi görsün. Bunlar başka türlü geçmişte kalan dinci, gerici ve şeriatçı yönetimi halka benimsetemezlerdi. Öyle bir allayıp pullamaları gerekirdi ki halk bu yalanları yutsun ve bu karanlığın savunucularının pususuna düşerek bir kez daha feleğini şaşırsın.

Hepinizin bildiği gibi dün CHP'nin düzenlediği Eğitim Çalıştayı vardı. O çalıştayda konuşan CHP Genel Başkanı Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde eğitime önem verilmediğinden söz etmiş ve okuma yazma oranında düşüklüğe dikkat çekmişti. Bu eleştiriyi tam bir köylü kurnazlığı ile ele alıp eleştirenler oldu. Akit Gazetesi bu konuda başı çekenlerin başında geliyor. Neymiş efendim Kılıçdaroğlu yaptığı konuşma ile atalarımıza saygısızlık ediyormuş. Çünkü eğitimle ilgili söyledikleri sözlerle atalarımızı karalıyor ve küçük düşürüyormuş. Bu konuda yalan söylediği için bir yalanı daha elinde patlamışmış.

Zavallılar yalanı öyle alışkanlık haline getirmişler ki, yalan söylerken yüzleri bile kızarmıyor. Düşünün bir, Osmanlı zamanında ta köylerimize kadar okullar varmış. Cumhuriyet döneminde liselerin hemen hepsi Osmanlı döneminden kalma liselermiş. Cumhuriyeti kuranlar bile Osmanlının okullarında okumuşlarmış. Şimdi sıkı durun, rakamlar bile verilmiş. Osmanlı'da okuma yazma oran %66,2 iken bu oran Rusya'da %17, İspanya'da %39, İtalya'da %45 imiş. Bu yalanları da tarihçi yazar olarak sıfatlandırılan Orhan Bodur ve Süleyman Kocabaş söylemiş. Tabi sallana sallana ezbere okunan Allahümme innaneste duası okuma yazma yerine geçiyorsa o başka…

Hepinizin bildiği gibi AKP döneminde kendilerine tarihçi yazar diyen pek çok kimse türedi. Bunların bir kısmı hepimizin vergisi ile ayakta duran TRT'de kendilerine yer buldular, bir kısmı da yandaş televizyonlarda programlara çıkarak işleri güçleri karalama ve iftira olan tevatürleri herkese tarihi gerçeklermiş gibi yutturmaya kalktılar.

Her bilimsel çalışma AKP iktidarı ve yandaşlarının tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Kılıçdaroğlu diyor ki, "bir ülkeyi ele geçirmek isterseniz eğitimini bozacaksınız", iktidar ve yandaşlarından gelen yanıtsa; vay demek siz ecdadımızı aşağılıyorsunuz. Yaklaşımlarının konu ile ilgisi yok yok olmasına da bunların bu denli feveran etmelerinin altında yatan şey AKP ve saray iktidarının 15 yıldır ülkemizde eğitimi her yönteme başvurarak bozmuş olmalarıdır.

Uygulamalar bütün çıplaklığı ile ortadadır. Çocuklarımızı dini eğitim veren okullara yönlendirmek için bu iktidar tarafından Fethullahçılarla birlikte eğitim sistemi 4+4+4 sistemine çevrilmiştir. Yetmemiş, imam hatip okullarının hem sayısı arttırılmış hem varılan normal okullar orta yerinden karpuz gibi bölünerek imam hatip okulu yapılmışlardır. Okulların müfredatına din ağırlıklı dersler konmuş, bilimsel eğitimden uzaklaşılabildiği kadar uzaklaşılmıştır. Evrim teorisinin derslerden çıkarılması da cabasıdır. Daha başka bir deyişle çağdaş eğitimin içine edilerek çocuklarımıza bilimsellikten uzak safsata öğretilmeye kalkışılmıştır.

Bu söylediklerimiz daha az. Çocuklarımızı imam hatip okullarına yönlendirmek için karşılıksız burs verilmeye başlanmış, eğitimle görevli yetkili kimseler okullara genelge üstüne genelge göndererek çocuklarımızın imam hatiplere yönlendirilmesi için adeta baskıya dönüşen girişimleri olmuştur. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ülkemizin kurucuları ile ilgili dersler azaltıla azaltıla neredeyse yok derekesine indirilirken aklın almayacağı dinsel motiflerle süslü safsatalar müfredata sokulmuştur. Menzilcisi, İsmailağa Cemaati, Ensarcısı, Türgevcisi eğitime yön verecek olan kuruluşlar olarak eğitimin içine sokulmuşlardır.

Devletin okullarına ve öğretmenlerine yönelik hiçbir iyileştirme yapılmazken tersine eğitimin ticarileştirilmesi için kesenin ağzı sonuna kadar açılmıştır. Eğitim ordusu içinde görev alıp çocuklarımızın daha iyi eğitilmesi için çok sayıda öğretmenin ataması yapılmaz ve bunlara görev bile verilmezken şeyh, şıh, mürid taifesine kapılar ardına kadar aralanmıştır.

Bu konuda söylenecek o kadar çok söz var ki biz bugünlük bu kadarla yetinelim. AKP ve saray iktidarının eğitimin tepesine çullanarak bu alanı daha fazla karartmasına ve amacına hizmet eder hale getirilmesine izin vermeyelim.

Yoksa çocuklarımız bu kendini bilmezlerin elinde birer mum gibi sönüp kalabilirler.

UNUTMAYALIM!