Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PİS KOKU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 EYLÜL 2017

Evlerinden, işyerlerinden, yatak odalarından para taşan bakan ve bakan çocuklarının öyküleri ile çalkalandı Türkiye. 17-25 Aralık operasyonu ile birlikte tapelere düşen paraların sıfırlanması konuşmalarına tanık olduk. Bildiğiniz gibi o zamanlar yaşananların doğru olup olmadığı iktidar tarafından gaileye bile alınmazken, bütün iş olayların üstünü bir an önce nasıl örteriz şekline dönüştü. Reza Zarrab dahil tutuklu kim varsa serbest bırakılıp, balya balya el konulan paralar bu ülkenin sırtından faiziyle birlikte sözümona sahiplerine yeniden iade edildi. Bu kadar pis kokuların burun direğini çatlattığı ülkemizde başka mahkemeler oluşturulup yargı hüneriyle davalar kapatılıverdi. Rüşvetten haklarında soruşturma yapılan AKP'nin 4 bakanı Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış'ın Yüce Divan'a gönderilmesi ise AKP'nin oylarıyla engellendi ve dosyaları arşivin loş dehlizlerine gönderildi.

Konu ile ilgili ülkemizde geniş halk yığınları tepkiler gösterdiler. Türkiye'de tepki gösterilecek olayların ardı arkası kesilmediği için dikkatler yeni yeni yaşanan konulara yöneldi böylece de 4 bakan dahil 17-25 Aralık operasyonu sonucu ortaya saçılan gerçekler ise neredeyse konuşulmaz oldu.

Ne var ki bizim unuttuklarımızı elin insanı unutmuyor. Durumunun kritikliğini bilen Reza Zarrab bütün bu gerçeklere karşın her ne hikmetse eşi Ebru Gündeş ile birlikte ABD'yi gitti, gidiş o gidiş gözaltına alınıp tutuklandı. Girişimler, kefalet parası şu bu kâr etmedi yargı Zarrab'ın tutukluluğunu kaldırmadığı gibi dava dosyasını daha da genişleterek dosyaya yeni yeni eklemeler yaptı. Bu davaya bağlı olarak Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı yine Amerika'ya gidişinde tutuklanıp içeri atıldı, halen içerde yatmaya devam ediyor.

Son olarak sözü geçen davaya ekonomiden sorumlu eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ı da dahil ettiler ve basına yansıdığı kadarıyla da hakkında milyonları aşan rüşvet ve yolsuzluk dosyaları olduğu söylenmektedir. Sözü geçen davanın elbette ki burada kalacağını düşünmek safdillik olur. Diğer üç bakanı da kapsayacağı gibi doğrudan AKP iktidarını da içine alacak gibi görünüyor. Bu davada Reza Zarrab'ın konumu dikkat çekicidir. Öyle sanıyoruz ki ABD makamları ile Zarrab anlaşmış ve kuyruğu kurtarmak pahasına Türkiye'de iş tuttuğu AKP bakanlarını ve çok önemli kişileri bize göre çoktan satmıştır.

Bu gerçeğin başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP ileri gelenlerince bilinmiyor olduğunun düşünülmesi ise safdillik olur. Zaten sözü geçen dava AKP ve saray iktidarınca yakından takip edilmektedir. Yine basına yansıdığına göre bu takibin bizzat Bekir Bozdağ tarafından yapıldığı dile getirilmektedir. Kuşkunuz olmasın ki bu davaya "paraların sıfırlanması" da dahil edilecektir. Bu andan başlayarak da hedefte olan kişi herkesin kolayca tahmin edebileceği gibi Recep Tayyip Erdoğan'dır. Davanın bu boyutlara sıçratılması ise uluslararası skandal anlamına gelecektir. Çünkü bu durumda hedefte olan kişi doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuş olacak ki, işte bu yüzden Türkiye tarihinde belki de ilk kez bu boyutlara varan bir dava ile karşı karşıya gelinmiş olacaktır. bu durum da ulusal ve uluslararası ölçekte tek sözcükle söylemek gerekirse rezalettir. Sözü geçen davanın hassasiyetini de dikkate alarak konu ile ilgili kuşkusuz daha fazla deşelemede bulunmayacağız. Ancak önümüzdeki günlerde bazı mevkilerde oturanların zor durumda kalacaklarını da daha şimdiden söyleyebiliriz.

Hem Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rıza Zarrab gibi birinin kıçı kırık bir davası ile ilgileniyor olmasını da gözardı etmemek gerekir. Çünkü Sayın Erdoğan da bilmektedir ki dava Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı, Genel Müdürü, AKP'nin bakanları ile sınırlı kalmayacaktır. Davanın bir adım ötesi bizzat kendisidir. Bu yüzden de Sayın Erdoğan gelişmelerden rahatsız olmuş, daha fazla bekleyemeyerek burnuna pis kokuların geldiğini söylemek gereği duymuştur. Zaten dile getirilenlere daha ileride dile getirileceklere dair de kolaylıkla çok şey söyleyebiliriz. Bu davanın altından kalkmak gerçekten de kolay değildir. Bu yüzden de daha şimdiden bu dava ile ilgili Türkiye'ye, AKP ve saray iktidarına yabancıların kumpasından söz etmek gerekir ki davanın yarattığı tsunaminin ülkemiz insanları üzerinde daha az etkisi olsun. Çünkü AKP ile ilgili metal yorgunluğu falan filan derken, bizzat kendi içinden de yolsuzluklarla ilgili de konuşulur olmuştur. Konuyu Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisi de doğrudan ya da dolaylı olarak dile getirdiğine göre ABD'deki Reza Zarrab davası tüm tılsımlı sözleri bozar, Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin yenilenmesine yönelik söylediği sözleri de geçersiz ve etkisiz hale getirebilir.

Sonuç olarak Reza Zarrab ile ilgili yaşananların etkisi ta ABD'ye varıp dayansa da bizim ülkemiz içinde yaşanmıştır. Bu yüzden de ABD'deki bu davanın AKP yöneticileri ve iktidarının üzerinden teğet geçeceği düşünülemez.

Ortada gerçekten de pis kokular vardır ve de bu pis kokulara dünya alem tanık olacaktır.