Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 EYLÜL 2017

Recep Tayyip Erdoğan sonuçta gördü ki bu teşkilatla seçim meçim kazanılamaz. 16 Nisan referandumu gibi yöntemlere başvurarak da seçim kazanılmış olamayacağı için görüyoruz ki ortalıkta bir telaştır gidiyor. Bildiğiniz gibi 16 Nisan referandumunda sonuçların değiştirilmesinde YSK başrolü oynadı. HAYIR oyları önde olmasına karşın YSK'nın hüneriyle Anayasa değişikliği onca usulsüzlüklere başvurularak denilebilir ki yargı eliyle Recep Tayyip Erdoğan'a hediye edildi.

Türkiye'de sadece parlamenter sistemden partili cumhurbaşkanı sistemine daha da açıkçası başkanlık sistemine geçiş sağlanmış değildir. Değişikliklerin ilk raundunda öyle değişikliklere gidildi ki Türkiye'de hak, hukuk, adalet rafa kaldırılmış oldu. Bizler böylesi yönetimlere faşizm tanımlaması yapıyoruz. Peki, ikinci raundunda yani erken seçim olmazsa 2019 seçimlerini bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP kazanırsa ne olacak dersiniz? Bu sorunun yanıtını vermek için unvanlarınız falan filan olması gerekmiyor. Sade bir yurttaş bile olsanız ortaya çıkan rejimin artık olağan bir rejim olmadığını kolaylıkla söyleyebilirsiniz.

İşte bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan 2019 seçimlerini kaybetmek istemiyor. O zaman ilk adım AKP örgütlerinin yeniden toparlanması için her yolu deniyor. 15 yıldır iktidarda olan bir partiye bakıyor ve görüyor ki parti artık eskisi gibi yığınların nezdinde ne taraftar bulabiliyor ne de kimsede bir coşku yaratıyor. Dolayısıyla bu görüntü Sayın Erdoğan'ı telaşlandırıyor. Yapılan örgüt toplantılarında AKP ile ilgili durum tespitleri yapılarak aksayan yerlerin düzeltilmesi isteniyor, ancak hangi tedbire başvurulursa vurulsun sonucun değişmeyeceği görülüyor.

Sayın Erdoğan; Genel Başkanı olduğu partisi AKP için metal yorgunu dedi, bu tanı partide canlılık belirtileri yaratacağı düşünülmesine karşın sonuç hiç de öyle olmadı. Görüldü ki yapı tümden laçkalaşıp hantallaşmış. Yöneticilerin kimilerinden görevlerini bırakmaları ve aday olmamaları istendi istenmesine de sonuçta dişe dokunur yeni bir şey yine olmadığı gibi içten içe homurtular da duyulmaya başlandı. Partinin neyi var neyi yok bir kişi tarafından şekillendirilmesinden teşkilat çok da memnun olmadı.

Her girişim sonucunda çok da ilerleme katetmediğini düşünen Sayın Erdoğan bu kez de kendi örgütünün belediye başkanlarını kast ederek yolsuzluk yapanların kapının önüne konulacağından söz etti, etti de bu da dipten doruğa şaibe altında olan bir yapıya hayır getirdi mi? Getirmedi elbette. Şimdilik çok sesli olmasa da örgütlerden üst kademelere kadar aynı suçlamaların mırıltıları Erdoğan'a karşılık olarak duyulmaya başlandı.

İşler bu karmaşa içindeyken bir de ne görelim Amerika'daki Reza Zarrab davası gündeme küt diye düşmez mi? Neymiş; Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın tutuklanması istenmiş. Anlaşılan dosya uzun bir sessizlik döneminde bizler farklı şeylere akıl yorarken epey kabarmış. İş böyle olunca da teşkilatının derdine düşen Sayın Erdoğan'ın bu kez de Zarrab davası nedeniyle burnuna kötü kokular gelmeye başlamış. Önceki gün bu konudaki görüşlerini de "Burnuma kötü kokular geliyor" diye açıklayıvermiş. İyi tamam da, dertler de teker teker gelmiyor ki? Daha biri bitmeden bir diğeri onu bir diğeri takip ediyor. Üstelik bu kadar panik havasında yanlış adımlarda üst üste gelince tepetaklak gidişin önü bir türlü alınamıyor.

Dün İzmir'in Kurtuluş törenlerinde bir kısım insanlar gelmişler; "Recep Tayyip Erdoğan" diye sloganlar atıyor. Niye acaba? 9 Eylül İzmir'in kurtuluşu ve aynı zamanda da Yunanlıların denize dökülüşü tarihi. Bu tarihle Erdoğan'ın ne ilişkisi var ki yandaşları bu sloganı atıyorlar dersiniz? Niye olacak; yandaşlar lafla peynir gemisi yürütüp Sayın Erdoğan'ı zorla reislerin reisi yapmak istiyor işte. Tamam, istiyorlar da bu işler zorlama ile olmuyor görüldüğü gibi. Bir de Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun yuhalanması var. İyi tamam da, AKP ve saray bu tutumuyla şansını zorlamış olmuyor mu? Bize göre iktidarda kayış koptu. Makine boşa çalıştığı için de bu kadar çok ses çıkarıyor. Eğer motorda yanıp ortalığı duman kaplarsa hiç şaşırmayalım. Malum dün ana muhalefet Partisi Genel Başkanı hangi bakanın ne kadar rüşvet aldığını rakamlarla açıklayıverdi.

Görüldüğü gibi metal yorgunluğu idi, yolsuzluklardı, pis kokulardı derken bir de AKP teşkilatları birbirine girdi mi tamamdır. AKP'de kayış kopmuş motor yanmıştır.

Bu durumda da dağılan parçaları değil reis yeryüzünde bir Allah'ın kulu toparlayamaz.