Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞBİRLİKÇİLERİN ONURU BİZİM ONURUMUZ MU?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 EYLÜL 2017

Şovenizm insanın gözünü kör, kulağını sağır ediyor. Bu yüzden de bugüne kadar sayısız sözler işittik, işitiyoruz. Neymiş efendim bizim devletin en yüksek kademesindeki yöneticimizin başkalarınca eleştirmesi kanımıza dokunuyormuş.

Niye kanımıza dokunuyor acaba?

Sözü geçen yöneticiler emperyalist/kapitalist dünyanın işbirlikçiliğine karar verirken bize mi sormuşlar? Adamlar başkalarının kulu kölesi olmayı göze almışlar ki işbirlikçiliği kabul etmişler. Bu andan başlayarak sözü geçen yöneticilerin kendi ülkesi ile onurluca ne bağı kalmış olabilir ki? Yerine göre ülkemizin neyi var neyi yok bunlar tarafından yabancılara peşkeş çekilmiş. Ülke gırtlağına kadar borç batağına itilmiş. Yurttaşlar çifte kavrulmuş olarak sömürülmektedir. Gerektiğinde bu ülkenin evlatları uluslararası sermayenin çıkarı için ölüme bile gönderilmekte, bundan küçücük bir utanç bile duyulmamaktadır. Bu yüzden de böylesine işbirlikçi yöneticilerle ilgili yabancılar ileri geri konuştukları için zedelenen bizim ülkemizin onuru değil, zaten işbirlikçilikten onuru yerlerde sürünen ülkesi ile bağlarını çoktan koparmış olan yöneticilerin onuru söz konusudur söz konusuysa.

Bu tür sözleri bugüne kadar en çok bizler Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'ten işittik. Adamcağız ne zaman yabancılar tarafından yukarıda özelliklerini sıraladığımız bir yöneticiye eleştiri yapılsa hemen ortalığa fırlıyor ve sahiplenmekle kalmıyor, üstüne üstlük bir de bu gibi yöneticilerin parti pırtı olarak arkasında olacaklarını söylemiyor mu gerçekten de insanın tepesinin tası atıveriyor. Eh Perinçek böyle yapar da onun çevresinde yer alanlar durur mu, onlar da enik cücük sahiplenme yazıları döşenip duruyorlar.

Kendileri solcu olan yoksullukları yüzünden çocuklarını fethullahçıların dershanesine gönderen birinin yazısını görünce ağzım bir karış açık kaldı. Neymiş efendim Amerika Recep Tayyip Erdoğan'a ve Perinçek'e karşıymış, vatan savaşı falan filan. İnsanların bu kadar küçüleceklerini bilmeyenlerden değilim ama şimdilerde bunların Recep Tayyip Erdoğan ve Perinçek seviciliği nereden geliyor acaba dersiniz? Stalin; boşuna, "Hainlik kapısı bir açılırsa bir daha kapanmaz" dememiş. Bir kereden bir şey olmaz dediniz mi yandınız demektir. Siz o zaman fırıldak olursunuz fırıldak.

Perinçek, son Reza Zarrab davalarını da ele alıp Recep Tayyip Erdoğan'ın zorda olduğunu dile getiriyor. Bu yüzden de hem Amerika hem de İsrail tarafından tehdit edildiğini Türk milletine açıklamasını isteyerek eğer böyle yaparsa Vatan Partisi olarak sonuna kadar arkasında olacaklarını söylüyor. İnsanın bu kadar deve gibi yalan söylenmesine, "atma Recep din kardeşiyiz" diyesi geliyor. Vatan Partisi olarak gücün belli etkin zaten yok. Ülkenin neredeyse tamamına yakını senin adın geçtiği zaman ne düşündüğünü öğrenmek istiyorsan çık bir araştırma yaptır istersen. Bu durumda da Recep Tayyip Erdoğan'ın (zaten duruyorsun da) arkasında dursan ne olacak durmasan ne?

Hem, Recep Tayyip Erdoğan parti kurmadan önce kiminle ilişki kurdu, bir proje partisi olarak kurulan AKP'ye destek nerelerden geldi bilmiyorsan geçmişte yayın organlarınızda yazdıklarınıza çizdiklerinize bir bakın isterseniz. Sonra BOP Eşbaşkanı'yım dediğinde televizyonunuzda ve gazetenizde az mı eleştirip üzerine gittiniz? Irak'ın işgali, Libya, Tunus, Mısır, Yemen ve de Suriye'nin bu hallere düşürülmesinde izlenen politikaları en üst perdeden eleştiren sizler değil miydiniz? Şimdi ne oldu da milli duygularınız kabardı ve dışardaki sorunlarını Yahudi Lobisi ile çözmeye çalışan, ülkenin varını yoğunu özelleştirme adı altında yabancılara peşken çeken, işbirlikçi politikaları harfiyyen uygulamış ve uyguluyor olan birinin arkasında duruyor ve sözüm ona Türkiye'nin onurunu kurtarmaya çalışıyorsunuz?

Bir örnek daha verip yazımı bitirmek istiyorum. Vatana sarılıyorsunuz sınıfta kalıyorsunuz. Emekten söz etseniz izlediğiniz yol emek eksenli değil. Bu yüzden de 12 Eylül 1980 faşist darbesi olduğunda ünlü işverenlerden Halit Narin;

"bugüne kadar bizim anamız ağladı, bundan sonra da işçilerin anası ağlasın" demişti. Peki, Recep Tayyip Erdoğan'ın ne söylediğini anımsıyor musunuz işverenlere? Söyleyelim; "OHAL'i grevleri önlemek için ilan ettik."

Boşuna debelenmeyin Sayın Perinçek.

Biz sizin hangi onurdan söz ettiğinizi iyi biliyoruz ve arkasında durmak istediklerinizin de nerelerle ilişki kurup nerelere şapka çıkarıp gerdan kırarak bel büktüğünü de gözümüzden kaçıracak değiliz. Hem sonra uluslararası sermaye güçlerinin işbirlikçisi olanlarla ne ülke onurunu karıştırırız ne de onların vatanseverlikleri ile bizimkinin benzerliği söz konusudur.

Arkasında durmak ise bize düşmez, sana düşüyor olmasının ise hikmetini bizlerden daha iyi bildiğiniz kesindir.