Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UTANMAZ ARLANMAZ HALK DÜŞMANLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 EYLÜL 2017

HDP Eşbaşkanı Yardımcısı Aysel Tuğluk'un annesinin yaşamını yitirmesi sonrasında yaşananlara baktığımız zaman bu ülkede dinci ve faşist çevrelerin ne denli azıttıklarını bütün çıplaklığı ile görmemek ayıptır, alçaklıktır, her şeyin ötesinde asla unutulmayacak halk düşmanlığıdır.

Bilindiği gibi Aysel Tuğluk'un annesi Ankara'da yaşamını yitirmiş ve Gölbaşı'nda mezarlığa defnedilmiştir. Aysel Tuğluk tutuklu bulunduğu cezaevinden izinli olarak annesini cenazesine katılmış, bu sırada cenazeye katılanlara ve cenazeye saldırmak isteyen bir grubun saldırısı sonrasında ise cenaze mezardan çıkarılarak defnedilmek üzere Tunceli'ye götürülmüştür.

Yaşanan olay utanç verici olmanın çok ötesinde bir harekettir. Orada toplanan kalabalığın attığı sloganlar ise ne denli alçaklaşıldığının en açık belirtisidir. Neymiş efendim orası Kürt ve Ermeni, Alevi Mezarlığı değilmiş. Bu nedenle de saldırganlar böylesi bir alçaklığı kendilerinde hak görüyorlarmış.

Hiç kuşku yok ki bizler bu yaklaşımın alt yapısının nasıl döşendiğinin ayırdındayız. Gün yirmi dört saat herkese haddini bildiren, onun ipe çekilmesi, bunun içeri yollanması gerektiği yönünde durmadan konuşan üst düzey yetkililer oldukça bu tür olayların çıkmamasını düşünmek gerçekten de safdillik olur. Giderek güç yitirdiğinin ayırdına varan Sayın Erdoğan'ın konuşma üslubuna baktığınız zaman ne demek istediğimizi anlamakta kesinlikle zorlanmayacaksınız. Kürtlerin arasında neredeyse hiç destek göremez hale gelen muhterem iyice haritayı pusulayı şaşırmış bulunmaktadır. Bu yüzden de kim ya da kimler ülke yararına ve insanlık adına bir söz etmiştir, Sayın Erdoğan'ın nezdinde o artık hedef tahtasıdır.

Bu tür politikalarla hiç değil elindekileri korumak isteyen Sayın Erdoğan hemen her konudan şiddeti çağrıştıran konuşmalar yaparak ülkede tansiyonu iyice yükseltmektedir. Sayın Erdoğan gerçeği çok iyi bilmesine karşın en etkili eleştirinin birilerine terör örgütünü destekliyorlar, PKK'lıdır demek olduğunu iyi bildiğinden bu yönde kendisi başta partisinin bütün ileri gelen yöneticileri aynı dille saldırmaktadırlar. Bu yaklaşım elbette şiddetten beslenen dinci ve faşist çevreleri iyice gaza getirmekte dolayısıyla da sözünü ettiğimiz olayda olduğu gibi bundan sonra da yaşanacak olaylarda fitili ateşleyecek işlev görmektedir.

Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine ve oradakilere yapılan saldırının hiçbir şekilde affedilir yanı yoktur. Oraya toplanan güruh eğer bölücülük arıyorlarsa kendilerinden daha bölücü kimsenin olmadığını görmek ve anlamak zorundadırlar. Hele önüne gelen herkesin etnik kökenlerine ve inançlarına bakılarak düşman görme anlayışı yok mu ilkelliğin tavan yaptığı bir durumdur aynı zamanda halk düşmanlığıdır.

Yaşanan bu utanç verici olay sonrasında iktidar ve doğrudan saraydan gelen açıklamalara baktığımız zaman güya yapılan çirkin saldırı eleştirilmektedir. Öyle ya bizim Müslüman inancımıza göre de böyle bir saldırı kabul edilemezmiş. Oysa bu saldırının temelinde sizin çarpık inancınızdan kaynaklı nedenler söz konusudur. Bölgemizde ve ülkemizde uzun zamandır dirilerin kanını içmeye yeminli bir anlayışı Müslümanlık sananların katında ölülerin ne hükmü olabilir ki? Bu yüzden de sözüm ona bu saldırıya karşıymış gibi bir hava takınıp kamuoyunu yanıltmaya yeltenmeyin. Yeltenmeyin çünkü sizler Ankara Yüksel Caddesinde bir anıtı bile neredeyse üç ayı geçkin bir süredir polisle kapatıp beklemektesiniz. Ne zaman nerede bir hak arayışı için insanlar toplansalar oraya çok sayıda polisi hemen yığmaktasınız. Üstelik oraya yığdığınız polisler hak arayanlara karşı öylesine saldırganlar ki yaşananlar gerçekten de olsa olsa kin ve nefret duygularının en üst seviyede ifade edilişi olabilir.

Oysa Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine yapılan saldırıyı ne önlüyorsunuz, ne de saldırganları dağıtmak için bir çaba içerisindesiniz. Bu durumdan daha da yüreklenen kendini bilmez güruh iyice azıtmakta yaptığı eylemle ülkemizi dünyaya rezil ettiği yetmiyormuş gibi çok ağır kin ve nefret suçu işlemelerine göz yumulmaktadır. Bu yüzden diyoruz ki yaşanan bu olay basite alınıp geçiştirilecek bir olay değildir. Sizin sergilemek istediğiniz bu tür olaylarla da ülkenin temeline dinamit koyuyorsunuz demektir ki, bu yüzden sizin ne insanlık düşmanlığınız hoş görülebilir ne de halkımıza karşı işlediğiniz bu kin ve nefret suçu.

Ya Semih'le Nuriye'nin duruşmaya getirilmemesine ne denebilir? Peki, savcının duruşmaya gelmedikleri gerekçesi ile tutukluluklarının devamını istemesi, hakimlerin de bu isteğe uyması neyin nesidir? Uzatmayalım işler ülkemizde iyice çığırından çıkartılmıştır. Çığırından çıkaranlar ise dinci, gerici ve faşist bir iktidar peşinde koşanlardan başkası da değildir.

Bilmem yeterince anlatabildik mi ya da anlayabildiniz mi?