Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EEE SAHİ Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 EYLÜL 2017

Dinci ve gerici düşünceyi savunanlar bir alem. Prof. Dr. Bülent Arı, Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini yürüttüğü sırada "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum" demişti anımsadınız mı? Ne iyi değil mi? Bu muhtereme sormak gerekmez mi şimdi. "Be adam, madem cahil halkın ferasetine güveniyorsun sen niye okudun ve profesör oldun, sen de okumayıp cahil kalsaydın da senin de ferasetine güvenselerdi olmaz mıydı?

İşte böyledir bu işler. Bazıları halkın çocuklarının okuyup aydınlanmaması için her yalana başvururlar. Oysa araştırıp baksanız kendi çocukları kim bilir hangi seçkin okullarda öğrenim görüyorlardır görürsünüz. Ne var ki bu kadar aptalca bir sözü söyleyen kişi getirilip bir üniversiteye yardımcı rektör yapılabiliyor sonra da YÖK Denetleme Kurulu'na atanıyorsa onu da düşünmek gerekir değil mi?

Bir zamanlar geçmişin sağ siyasetçileri komünistlere verir veriştirir, komünist yetiştiğini ileri sürerek Köy Enstitüleri'ne demediklerini bırakmazlardı. Sonra da kalkıp halkın çocuklarını imam hatip okullarına göndermesi için telkini de aşan baskılarda bulunurlardı. Oysa bu şahsiyetleri yakından incelediğiniz zaman görürdünüz ki yakınlarının hiçbiri imam hatip okullarına gönderilmemiş, en iyi okullara hatta yurtdışında en iyi üniversitelere eğitim için gönderilmişler. "Halkın cahil ferasetine güveniyorum" diye ahkâm kesenler işte böyledirler. Halkı yönetmek ve iliklerine kadar sömürmek için her bir şeytanlığı yaparlar.

Ülke böylesine konuşmalara alıştırıldı mı nedir, en tepedeki yönetici bile çıkıp her gün bir çıkarsamada bulunarak aklınca ülkemiz insanlarını uyarıyorlar ya da ne bileyim ben ne yaparsam doğrudur anlayışı ile ortalığa bir sürü yalanın kuyruklu yıldızını bırakıyorlar.

Ülkemizde eğitimin ne güzel 15 yıldır içine edilmiş, cahil cühela yetiştirmek için olmadık şeytanlığa başvurularak neredeyse her yıl müfredat değiştirilerek önlenemez, önüne geçilemez safsatalarla dolu bir anlayış yürürlüğe konmuştur.

Hiç kuşku yok ki, çocuklarımızı sınavdan sınava sokarak yarış atı haline getiren TEOG'ta bunlardan biriydi. Bir gün ne olduysa oldu Sayın Erdoğan "TEOG'a ne gerek var, kaldırılmalıdır" der demez Milli Eğitim Bakanı başta Başbakan ve öteki bakanlar birden TEOG karşıtı kesiliverdiler. Başbakan; isteyen istediği okula gidecek diye açıklamalar yaptı. Ne var ki seviye ölçüm yerine geçen bizim de savunmadığımız TEOG'un yerine ne getirildiği doğru dürüst belirlenmedi bile.

Bu yüzden de bütün öğrenci ana ve babaları kaygı içinde. Uygulamaları iyi bildikleri için çocuklarını hangi alavere dalavere bekliyor bilemiyorlar. Malum bütün okulların imam hatip okulları haline getirilmesi ayarı da var işin içinde.

Tam bizler bu konuyu konuşurken Sayın Erdoğan'dan bir salvo daha geldi. Neymiş efendim yabancı ülkelerde okutulan öğrenciler ülkelerinin geleneklerini, göreneklerini ve bütün değerlerini unutuyorlarmış. Hatta öyleymiş ki yabancıların ajanı oluyorlarmış. Gördüğünüz gibi bugüne kadar kimse bu gerçeği göremedi, ilk gören yine Sayın Erdoğan oldu. Ama bizi şaşırtan bir şey var. Muhterem kendi de dahil birlikte siyaset yaptığı bütün AKP kodamanları çocuklarını bu sözlerin arkasından araştırıp gördük ki yabancı ülkelerde okutmuşlar. Her ne hikmetse bakanları dahil kendilerinin çocukları ajan majan olmamışlar ama kendileri gibi düşünmeyenlerin çocukları ajan oluyormuş niyeyse?

Bu tespitten sonra bu muhteremler kendi çocuklarını Batı'nın en seçkin üniversitelerinde okutabilirler. Peki, halkın çocukları nereye gönderilmelidir, muhterem çıkıp bir de onu söylerse içimiz rahatlayacak. Ama biz yine de bir düşünce yürütelim. Halkı çocukları da Suudi Krallığı'na gönderilip okutulabilir. Malum orada deve sidiği meşhurdur ya, orada okutulanlar deve sidiğinin ülkemizde de işe yarar hale getirirlerse kötü mü olur? Hem bizim ülkemizde ne yapılsa cihat bir türlü öğretilemiyor. Öğrencilerimizin önemli bir kısmı da Pakistan'a, Bangladeş'e, Afganistan'a ve diğer küçük sultancıklara ve emirciklere gönderilseler de onlar da cihadı dibine kadar öğrenip birer terörist olsalar fena mı olur?

Bu sözleri kahvede pişpirik oynayan, taş dizen avare yurttaşlar söyleseler adam sende der önemsemez geçersiniz. Ancak bu sözler ülkenin en yüksek makamında oturan biri tarafından söylenirse işte bu olmadı. Bu konu yenilir, yutulur gibi değildir. Bu yüzden de üstüne gitmek gerekir. Hani üstüne gitmek gerekir derken kendisi dahil ne kadar AKP'li varsa çocuklarını nerede okuttuklarının listesini çıkarıp muhteremin önüne koyacak değiliz.

Buna gerek de yok aslına bakarsanız.

Ama "Eee sahi mi" diye sormakta, hakkımız diye düşünüyoruz.