Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İŞ TUTMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 EYLÜL 2017

Emperyalist Amerika dünyanın gözünün önünde planlar yapsın, dünya alemin bu planlardan haberi olsun ama senin olmasın.

Yetmesin, Dışişleri Bakanı Condelezza Rice Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini söylesin sen yine ayma. Üstüne üstlük kalk bir de bu ülkeye asker yazılıp bölge ülkelerinin başına örülecek çoraplarda rolün kunturlusunu alıp Kuzey Afrika ve Büyük Ortadoğu Eşbakanı ol, sonra da çıkıp ülke meydanlarında övünmek için "BOP Eşbaşkanı'yım" de, ABD'nin ülkelerin işine karışıp içsavaş çıkarmasında hızlı bir ortak kesil, yönetimler yıkılsın, ülkeler dağılsın, İslami terör örgütleri ortalıkta fink atsın, sen bunlarla ortaklıklara girip onlara ülkeni aç, bölge barut ve kan kokusundan cehenneme dönsün. Sorunlar yumağı büyüyüp büyüyüp en son kendi kucağında kalsın, ne yapacağını bilemez hale düş, arkasından da savaş çığırtanlığı yapıp ne denli milliyetçi ve savaşçı olduğunu göstererek oy topla. Bütün bunlar bir işe mi yaramadı, elin hamur karnın aç mı kaldın, çağır meclisi olağanüstü toplantıya ve savaş teskeresi çıkarmaya kalk. Hem bunları yaparken de öyle bir vatan sevici kesil ki muhalefet seni eleştirmeye bile cesaret gösteremesin.

Baksana MHP'nin kulağı düşmüş Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ne büyük devlet adamlığı gösterip sana bir güzel uyum sağlamış. Senin ağzından savaş sözcüğü çıkıyorsa onun ağzından beş kere çıkıyor. Vatan, millet Sakarya ondan sorulur oldu. Arkasını bildiği yok, önünden habersiz. Savaş tamtamları onun için beşikte söylenen ana ninnisi. Hem biz Türkler sayısız kuşak öncesinden bu yana savaşçı bir millet değil miyiz? Şimdiye kadar kaç devlet kurmuş kaç devlet yıkmamış mıyız? Bu yüzden niye bizler de çıkıp devletler yıkmayalım, yıkılıp yeni bir devlet kurmayalım değil mi? Atalarımız yapmış da biz niye yapamayalım? Bize yakışır mı pısırıklık hiç?

İşte bu yüzden AKP iktidarı döneminde getirilen savaş teskeresinin sayısını bile unuttuk. Bu teskereye bir teskere daha eklense ne olur ki? Üstelik ülkenin içine sokulduğu durum nedeniyle muhalefet ne diyebilir ki? Evet dese bir türlü, hayır dese türlünün türlüsü. Evet dese, şimdiye kadar çıkarılan savaş teskerelerinin ne işe yaradığını biliyor. Yüreklilik gösterip hayır dese ülke bu işbilmez işbirlikçiler tarafından öyle bir hale getirilmiş ki herkes muhalefeti ülke düşmanı olarak, yabancıları koruyanlar olarak bilecek. Sizin anlayacağınız ülkemiz de ülkemizin muhalefeti de şark kurnazlığının elinde ava dönüşmüş. Üstelik ortalıkta halk bu beş para etmez iktidara karşı başını kaldırdığı da yok ki direnilsin değil mi? Eh o zaman muhalefet ne yapabilir ki? İktidar tarafından kendisine yarım yamalak verilen ya da hiç verilmeyen bilgilerle o da kapılacak suyun akışına savaş teskeresine evet diyecek başka bir yolu mu var?

HDP üzerinde durmuyoruz, çünkü HDP'nin ne bölgeyi devrimci şekilde ele alma ve ona göre davranma niteliği var, ne de sınıf eksenli bir politika izlerse arkasında tuttuğu barajı tutabilir. Bu yüzden HDP sürekli olarak arkasındaki barajın patlayıp dağılacağını düşündüğü için savaş teskeresine evet diyemez, demez. Derse arkasında derdini anlatacak bir güç de kalmaz zaten. Sınıf analizleri yapıp bölgede emperyal güçlerin oynadığı role değinerek, bölgede Türk, Kürt, Arap vb ne kadar halk varsa bunların emekçilerine de seslenmeyi çoktan defterinden silip attığı için o gücün yanında durmayı seçecek ve ABD'nin niye PYD/YPG güçleriyle bölgede birlikte savaş verdiğini bile gündemine alamayacak. Sözün özü bölgede işler düşünüldüğünden de çok karışık. İşin daha da önemlisi halkların kendi yazgısını belirlemesi ilkesinin de çok ötesinde dümenler döndüğü bilinmeyen bir şey değil.

Kiminle konuşsan dünyada onca devlet var, bunlar sığıyor da bir Kürtler mi devlet olarak dünyaya sığmıyor diyerek mevcut durumu duygusallığa dökenlerden geçilmiyor ortalık. Bu nedenle de Barzani'nin devlet kurmak için gerçekleştirmek istediği referandumu savunanlar bir hayli çok. Ancak yazgı belirlemesi ile ilgili ilke bu kadar mekanik bir şey değil.

Nasıl emperyalist/kapitalist güçler kendi hesaplarını yapıyor ve ona göre davranıyorlarsa biz sosyalistler de kendi hesabımızı yapmalı ve ona göre davranmalıyız. Çünkü Ortadoğu'nun bugünkü haline baktığımız zaman Barzani'nin gerçekleştirmek istediği amaç da PYD/YPG güçlerinin varmak istediği hedefte bölgedeki geniş emekçi yığınlarının çıkarı bağlamında doğru değil. Hele; bölge, ülkemiz ve tüm dünya işçi sınıfı çıkarları açısından hiç mi hiç olumlu değil. Sözün özünü, şahı merdanını söylemek gerekirse sosyalist düşünce ve sosyalizmin çıkarları açısından hiç mi hiç yerinde değil.

İşte o zaman son söz olarak diyebiliriz ki dünya emperyal güçleri savaştan söz ediyorlar çünkü savaş sonuna kadar onların işine geliyor. Bölge ve ülkemiz egemen güçleri savaştan yanalar çünkü çıkarları savaşla örtüşüyor. Bunların çoğunun savaştan bekledikleri var. Ya toprak elde edeceklerini, ya savaş ganimetleriyle zenginleşip Karun olacaklarını sanıyorlar ya da yönetemez duruma düştükleri için ülkeyi ancak savaş yoluyla avuçlarının içinde tutacaklarını sanıyorlar. AKP ve saray iktidarının hesabı budur. Bu hesap öylesine açık ki, vatan, millet, Sakarya palavrasıyla savaş teskeresi çıkarmak isteyenlerle ülkemizin ve geniş halk yığınlarının çıkarları hiçbir zaman örtüşmemektedir.

Eğer ortada ülkemizi tehdit eden bir sorun varsa ki vardır, o zaman başka ülkelerin işine karışmaktan vaz geçer, Suriye ile hemen Suriye'nin toprak bütünlüğü kabul eden koşulsuz bir anlaşma yapar hatta Suriye'yi destekleyebilirsiniz de. Dik durursunuz, kimsenin politikalarının aleti olmazsınız, Amerika ile stratejik ortaklıkmış, şuymuş, buymuş tanımaz yırtar çöp sepetine atarsınız. Ülkemize ve bölge halkına yapılacak en büyük iyilik de bu olur.

Yoksa AKP ve saray iktidarının ucuz kahramanlığı ile ne sorunlar çözülür ne de sorunların üstesinden gelinir.

Durum bu kadar açık…