Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAVAŞ ZAMMI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 EYLÜL 2017

Tartışmaları köpürt, ortalığı toz duman et sonra da çık motorinden motorlu taşıtlar vergisine oradan da iğneden ipliğe öyle bir zam bindir ki hem şimdiye kadar yeyip içtiğin, sallayıp tükettiğin ne varsa onlara yenisini ekle hem de müsrif harcamalarını kapat. Bütün bu çözümleri de geniş emekçi yığınlarının sırtına yükleyerek çöz. Sonra da ülke yönetiyorum diye şişim şişim şişin.

Bildiğiniz gibi tanklar harekete geçtiler, sınır bölgesinde bir o yana bir bu yana tozutup duruyorlar. Halkın kulağı gözü ise orada. Dur bakalım ne olacak diye merak içinde bekliyor. Bazıları da bu görüntüden; "Ceddin baban, ceddin deden" sonucunu çıkararak Kerkük ve Musul düşüyle naylon hayallere bile dalmış görünüyorlar.

İşte tam da fırsat bu fırsatken AKP ve saray iktidarı duracak değil ya; boşalan devlet kasalarını doldurmak için düğmeye bastılar bile. Sonra da zamlar yağmur gibi gelmeye başladı. Öyle ya mademki aslolan vatansa gerisi teferruattır o zaman da çoluk çocuk ülkemizin bekasının tehlikeye düştüğünü görecek ve AKP zamlarını da sineye çekip oturacağız. Baksanıza bu durumu gören pili bitik Bahçeli bile höykürmeye başladı. Neymiş efendim; Bahçeli'nin savaşa gönderecek 5000 tane ülkücüsü elinin altında bekliyormuş. Bu tür yaklaşımların tevatürlüğü bir yana, sanırız bahçeli Türkiye'yi aşiretlerden oluşan bir devlet, kendisini de aşiretler içinde silahlı güce sahip bir bey görüyor olmalı ki bu şekilde konuşuyor. Yoksa savaş çıktığında kim nasıl askere alınır Bahçeli bilmiyor mu ki kalkmış abuk subuk sözlerle ülkücülerinden söz ediyor.

Olup bitenlere ne olacak canım diye bakıp geçmemek gerek. Bahçeli'nin ülkücüleri var, AKP'nin Ak bilmem neleri, Osmanlı Ocakları, bir başkasının Alperenleri var. Bunlar kendi kendilerine silahlanırlar, gidip basarlar basacakları yerleri.

Hayır, hayır bu böyle olmaz. İçerde kavga başkadır, dışardaki kavga çok daha başka. Bu yüzden de sözünü ettiğimiz kesimler daha çok kendilerini içeriye göre hazırlamışlardır. Arada sırada savaş tamtamları da çalınca bu kesimler salt kendilerine yarar getireceğini umdukları için böylesi yollara başvururlar ki Bahçeli'nin de çıkışının altında bu gerçekler yatmaktadır. Ne etsin, partisi bitmiş, kendisi siyaseten bir mevta haline gelmişse başka türlü varlığını nasıl anımsatacak değil mi?

Bu arada havuz medyasında bir önemli habere daha rastlıyoruz. Neymiş bu önemli haber? Adı Hürjet olan savaş uçakları yapmışız. TUSAŞ ilk kez kapılarını vatandaşlara açmışmış. Yakında Hürkuş'un savaş uçağı sürümünü görecekmişiz.

Başkalarını bilmem ama kendi adıma bu haberi okuyunca halk düşmanlarının işlerini iyi bildiklerini bir kez daha kabul ettim. Öyle ya daha ne olacak? Bilmem nereye ansızın gelebiliyorsak, sınırda tatbikatlarımız birbirini izliyorsa, kendi savaş uçağımızı bile yapacak konuma gelmişsek ne diye aklımızı şu yapılan zamlar kurcalasın değil mi? Varsın neyimiz var neyimiz yok vatan için pardon pardon AKP ve saray yönetimi için feda olsun demeyecek kadar mı gerçekleri göremez olduk.

Hem bize ne İ. Melih Gökçek Ankara'yı parsel parsel satmış ya da ne bileyim dönün dönüm satıyormuş? Adam neredeyse çeyrek asra yaklaşan bir süredir Ankara'yı yönetiyor. Başladığı günden bugüne aklına ne estiyse yaptı. Kendisi köşe oldu, çocukları işadamı. Şimdi onca işimizin arasında üstelik ülkemizin beka sorunu varken bununla mı ilgileneceğiz? Daha büyük düşünmek gerek. Daha büyük düşününce de zamdı, şuydu, buydu uğraşırsak olacak iyi işlere de ket vurabiliriz. Ne güzel tanklarımız sınırda tozutuyor, ansızın Kerkük ve Musul'a girebiliriz, 5000 ülkücü ölmek için hazır bekliyor. Ortalık böylesine toz dumanken kalkıp yapılan zamları, Recep Tayyip Erdoğan'ın ansızın gelebilme hayalini, İ. Melih Gökçek'in Ankara'yı dönüm dönüm satmasını mı sorun edeceğiz?

Biz kansız mıyız?

Değiliz elbette.

Öyleyse; beyler yiyin, için, bizleri soyup soğana çevirin, her şey ama her şey size helal olsun da boğazınıza duracağımızı da unutmayın olur mu?