Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KENDİNİ DİNE VERMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EYLÜL 2017

İstanbul'un taşı toprağı altındır diye yollara düşenler bu koca şehire gelince ne umduklarını bulabildiler ne de yaşamları kopup geldikleri memleketlerinden daha iyi oldu. Evet, kimileri için bırakalım İstanbul'u, hangi kente gitseniz taşı toprağı altındır. Kimileri için de ömür boyu aç bilaç yaşam savaşı vermektir. Bu yüzden de yerlerinden yurtlarından kopup gelenlerle İstanbul'un nüfusu 15 milyonu aştı. Kent büyüdükçe de rant alanı genişledi. Dolayısıyla taşı toprağı altın olan güzelim İstanbul'un her semtinde dev binalar yükseldi ve beton bir kent ortaya çıktı.

Recep Tayyip Erdoğan'ı da sayarsak İstanbul uzun süreden beri aynı zihniyette olanlarca yönetilmektedir. Bu süre içinde İstanbul'un ne hale getirildiğini söylemeye bile gerek yok. Yeşillikler yok edildi, nerede vurgun vurulacak orası imara açılıp kentin ölümüne imza atıldı. Daha önce İstanbul'da üçüncü köprüye karşı çıkan, üçüncü köprü yapılırsa buralar rant alanına dönüşür, İstanbul akciğerlerini yitirir görüşünde olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan söylediklerinin hepsini unuttu ve İstanbul'un imar işlemleri konusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni de devreden çıkararak doğrudan yetki üstlendi. Çünkü öyle yerler vardı ki o yerler İstanbul Belediye'sine bırakılmamalıydı. Öyle de oldu ve İstanbul'un en güzel yerleri niyete uygun olarak imara açılıp yapı izni verildi.

Dün, üçüncü köprüye bile karşı çıkan Sayın Erdoğan hızını alamadı. Üçüncü köprüyü yaptırttığı gibi bu köprüye daha başka köprüler ekledi. Sonra üçüncü havaalanı da cabası. Hem üçüncü köprüde hem de üçüncü havaalanında vurgunun dik alasını gördük. Ranta açılan alanlar ise hazır birilerinin önüne atılmak üzere. Tabi bunlarla da yetinilmedi. Bir de ikinci İstanbul Boğazı açılması için harekete geçildi. Daha şimdiden İkinci İstanbul Boğazı'nın geçeceği düşünülen bölgede emlakçılar cirit atmakta, ne vurgun vurulacağının inceden inceye hesapları yapılmaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a karşı öyle yapıldı böyle yapıldı nihayetinde ise Topbaş istifa etmek zorunda bırakıldı. Kadir Topbaş'ın istifa etmek zorunda bırakılması tabiî ki de İstanbul'da yaşanan onca yolsuzluk ya da ne bileyim İstanbul'un ranta kurban edilmiş olması değildir. Asıl neden parti içinde en tepeden gelen istek üzerine bazılarının siyasetten temizlenmesi çabasıdır. Kadir Topbaş'ta AKP'den temizlenenler arasındadır.

Topbaş istifa ederken neler söylemedi neler. Partisi ve birlikte yürüdükleri yol arkadaşlarına kırgınlığı belliydi ama o yine de tepeden tırnağa herkese övgüler düzüp kendisine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı sunanlara teşekkür ederken, bu istifadan muhalefete de ekmek çıkmayacağını sık sık vurguladı. Sonra yolsuzluk konularına gelince iş; hiç yolsuzluk yapmadığını bu konuda bir şeyler bilen varsa çıksın konuşsun dediğini de hepimiz duyduk. Ayrıca Topbaş kendisini bir İstanbul sevdalısı olarak tanıtmayı da unutmadı. Doğrudur, bütün İstanbul sevdalıları İstanbul'u beton yığınına çevirmek ve birilerine 30-40 kat fazla imar hakkı vererek vurgun vurmalarını sağlamadan İstanbul sevdalısı olunmadığı için Sayın Topbaş'ta bunları gönül rahatlığı ile yapmaktan çekinmedi. İstanbul'un güzelim yerlerini dinci, gerici tarikat ve cemaatlere da peşkeş çekmeyi görevleri arasında saydı. Şu an kaç dinci, gerici cemaat ve tarikatların kiralarını bile İstanbul Belediyesi vermektedir.

Sonra ne olduysa oldu. 5 rant dosyası daha önüne konuluverdi. Bu kez bu dosyaları imzalamak istemeyen Kadir Topbaş, bu dosyalarla sıkıştırılıp istifa etmek zorunda bırakıldı. İstifa eden Kadir Topbaş'ı izlediğimiz de düşündük ki bu insanoğlu bir gariptir. İstanbul'da yapılanlar hepimizin gözü önündeyken, bu güzelim dünya kenti mahvedilmişken sanki bu kente gözü gibi baktığını anlatan Topbaş'ı görünce şaşırdık kaldık doğrusu.

Kadir Topbaş'ın bundan sonra siyasi yaşamı nasıl sürer bilmiyoruz, kendi söylediklerine bakılırsa AKP'den ayrılmayacak, herhangi bir göreve de talip olmayacak. Bundan öyle Kadir Topbaş evinin insanı olacak ve ailesine ayırmadığı zamanı ayırarak aile bireylerine kendisini affettirmeye uğraşacak. Bu arada da kendisini dine verip bu konuda hem derinleşecek hem de dine hizmet etmek gibi yüce bir görevi yerine getirecekmiş.

Ne güzel, arkasında sayısız hileler, vurgunlar, adam kayırmalar, bir kentin ölümüne imza atmak da dahil her şeyi yap sonra da çıkıp bütün bu suç ve günahlardan kendini dine vererek sıyır.

Doğrusu olacak iş değildir de yakında görevlerinden azledilenlerin hepsi kendilerini dine verirse yandığımızın resmidir.

Çünkü bunca dinci, imancıyla uğraşmak epey zor olacak vesselam.