Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MECLİS Mİ? O DA NE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 EKİM 2017

AKP ve saray iktidarı iyice sıyırdı. Yalayıp yuttuğu paralar nedeniyle devletin kasası boşalınca onlar da ne yapacaklar, ilk işleri yurttaşların cebine el atmak oldu. Boncuk gibi dizilen bakanların zamları açıklamalarından sonra hemen tüm toplum kesimlerinde giderek büyüyen bir tepki söz konusu oldu. Bunun üzerine etekleri tutuşan AKP ve saray; zamları geri alsa devletin kasasında para kalmamış, almasa zaten toplum katında giderek güç yitiren AKP ve saray iktidarını daha da kötü günlerin beklediği herkesin malumu. İşte bu yüzden kıvranıp duran AKP ve saray mutlaka bir şeyler yapmalıyım diye düşündü ve yöntem olarak da iyi polis kötü polis oynamaya karar verdi. Çünkü başka hiçbir seçeneğinin kalmadığını onlar da kuşkusuz bizim kadar iyi biliyorlar.

Zamları kim yapmış gözüküyor? Tabiî ki de Binali Yıldırım'ın Başbakan olduğu hükümet. Bu tepkilerin önü alınamazsa ne olur 2019 ya da daha erken yapılacak bir seçimde AKP cızlamı çeker ve de Recep Tayyip Erdoğan'ın seçilme olasılığı zaten düştü iyice düşerek iyice zorlaşır. Bu nedenle tepkileri durdurmak için iş başa düştü görüntüsü verilerek en iyisi Recep Tayyip Erdoğan'ın zam konusunu ele alan bir açıklama yapması olur.

Beklendiği gibi oldu. Recep Tayyip Erdoğan yapılan zamların bir kez daha gözden geçirilmesi için açıklamada bulundu. Bulundu da bu kez Erdoğan'ın açıklamasına yanıt TEOG'taki gibi hemen gelmedi zammın mimarları işi suskunlukla geçiştirmeyi seçtiler. Çünkü yapılan zamlar TEOG'a falan benzemiyor, sınavlar ha öyle yapılmış ha böyle yapılmış ne olacaktı ki sanki? Zaten şimdiye kadar az mı şeyler denenmiş, neler getirilip neler mi rafa kaldırılmamıştı? İlgililer de Sayın Erdoğan'ın isteğine anında yanıt vermiş ve TEOG'un kaldırıldığı açıklanıvermişti. Şimdiyse bütçede har vurup harman savurmaktan kaynaklı kara delikler açılmış, kapatılması ise sanıldığı kadar kolay görünmüyordu. Bu yüzden de AKP toplumun beklemediği düzeyde zam yapmak zorunda olduğu için tepkiyi göze alıp zammı bindirdi. Tepki beklenenden de büyük olunca da görüldü ki pabuç pahalıdır, zamdan vazgeçilmeden tepkiler nasıl aşağı çekilir diye düşünüldü ve hükümet kötü polis, Recep Tayyip Erdoğan iyi polis rolü oynayarak sorun çözülmek istendi.

Bu Alicengiz oyunu ile AKP ve saray yakayı kurtarabilir mi bilinmez ama bundan böyle işlerinin hiç de kolay olmadığı açıkça ortada. Bütün bu yaşananlara neden olan sebepleri saymaya bile gerek yok. Çünkü AKP ve saray iktidarının dipten doruğa izlediği bütün ekonomik politikalarda talan anlayışı egemen olduğu için kaçınılmaz sonla kuyunun dibini görmüş bulunmaktadır.

Göreceksiniz Recep Tayyip Erdoğan zamları imzalamayıp geri gönderdi diye minik minik değişiklikler yapılsa bile zamlar hiçbir zaman geri alınmayacak ve hatta zamana yayılan bir zam anlayışı ile zamlar katlanarak yeniden yapılmaya devam edilecektir. Dolayısıyla bu son zamlar herkes tarafından bilinsin ki AKP ve saray iktidarının cızlamı çekmesinden öte bir şey değildir.

Böylesine derin ekonomik krizler yaşadığımız böyle bir dönemde meclis açıldı. Meclis açıldı da saray tarafından meclisin yerinin ne olduğunu da her fırsatta olduğu gibi bir kez daha görmüş olduk. Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın tutumunun kabul edilemezliği bir yana gösterdiği tutum ve davranışlar da kolay hazmedilecek şeyler değildi.

10 Milletvekili içerde olan HDP'nin meclise gelmemesi ise önemsizmiş gibi görülse de ileride yaratacağı sorunlar nedeniyle üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir gerçekliktir. Hem onlar için Recep Tayyip Erdoğan'ın; "Onların yeri Kandil'dir" açıklaması yapması ise ayrıca kötü bir talihsizliktir. Ne var ki Erdoğan'ın yerinde olmayan açıklamasına HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbey'den gelen yanıt bize göre anlamlıdır. Erdoğan'ı kast ederek; "Yerimizin Kandil olduğunu söylemiş. Erdoğan her türlü yolu kullanarak muhalefetten kurtulmak istiyor. Buna izin vermeyiz" dedi Serpil Kemalbey.

Anayasa değişikliği oylaması öncesi ve sonrası hep yazıp çizdik. Artık TBMM'nin bir hükmünün kalmayacağına dair sayısız kez görüş açıkladık.

Şimdi meclisi; "Meclis mi? O da ne?" noktasına getiren AKP ve saray iktidarının bu tutumuna karşı ne kadar haklı olduğumuz, bundan böyle her fırsatta bir kez daha bir kez daha kanıtlandığını cümle alem görecektir.