Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEREYE EL ATSANIZ…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 EKİM 2017

Sayıştay'ın kurum ve kuruluşlarla ilgili denetlemesinde ortaya çıkardığı yolsuzluk ve usulsüzlükler ülkemiz bir hukuk devleti olsa ve ortaya dökülse AKP ve saray iktidarının altında kalmaması hiç olası mı? Bütün kurum ve kurumlarda har vurulup harman savrulmasının sonucunda nihayet deniz bittiği için ne yapılırsa yapılsın faizler yükseliyor, enflasyon rakamları günden güne yukarı tırmanıyor. Hem bu kez Merkez Bankası'na ve bankalara emirler yağdırmakla da işlerin rayına girmeyeceği açıkça belli olduğu için Recep Tayyip Erdoğan ortaya konuşarak diyor ki;

"Faizlerdeki düşüş hâlâ istenen düzeyde değil. Düşüşü sağlayamazsak birçok musibet bizi bekler, lanetle karşı karşıya kalırız."

Ne diyelim? Demek oluyor ki gidişin kötü olduğunu bu kez Sayın Erdoğan da görmüş olmalı ki ilk kez esip yağmayı bırakmış böyle konuşuyor. Hem zahmet etse şu Danıştay raporlarını bir okusa neler görecek neler de ucu ta kendisine kadar uzandığı için şimdilerde buralara hiç mi hiç dokunmayıp es geçiyor.

Biz sosyalistler hiç ama hiçbir zaman yaşadıklarımızı unutmayız. Sermaye iktidarları ne zaman duvara toslasalar, hiçbir şekilde izledikleri politikaları değiştirmeye yanaşmazlar da her ne hikmetse her sorunu yurttaşın cebinden çözmeyi bir alışkanlık olarak sürdürüp giderler. Biliyorsunuz, ülkemizde yastık altı sözü yeni bir söz değildir. Geçmişte de sermaye iktidarları ne zaman sıkışsalar bu yola başvurur ve yurttaşın dişiyle tırnağıyla kötü günleri için biriktirdiklerini de çarçur edip buhar edip uçururlar, sonra da olan yurttaşlara olur.

Unutmadıysanız anımsatalım. Aynı yöntemi Turgut Özal kullanmış ve yurttaşların neyi var neyi yoksa ortaya dökmelerini sağlamıştı da sonunda olan yurttaşlara olmuştu. Devamında da yüksek faiz yalanıyla kandırılan yurttaşlar hem bankerlerin hem de birçok uyduruk bankaların kurbanı olmuştu. Yani sizin anlayacağınız o zamanın iktidarları yurttaşların cebindeki son kuruşuna kadar kandırıp almışlardı da değişen bir şey mi olmuştu? Yine Türkiye ekonomisi kurtulamamış, enflasyon alıp başını gitmiş, ekonomik kriz herkesin sırtına kaldıramayacağı kadar yük bindirmişti.

Şimdi de benzer çağrı bir kez daha AKP iktidarından geldi ama sanıyoruz ki pek kimse tınmadı. Çünkü yurttaşın güveni yok. Durum bu olunca da çağrı; bu kez kendisine daha çok güvenildiği düşünülen Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından yinelendi.

Neymiş efendim? Yurttaşların yastık altında bulundurdukları altın ya da paralarının ne kendilerine ne de devlete bir yararı yokmuş. Eğer yurttaş bu birikimleri getirir devlete teslim ederseymiş hem devlet kazanacakmış hem de yurttaş.

Ne hikmetse; her şey değişiyor ama sermaye adına iktidar edenlerin dili hiç mi hiç değişmiyor. Yurttaşı kandırmak için Özal'ın kullandığı dilde aynı, Recep Tayyip Erdoğan'ın kullandığı dilde aynı. Diyelim ki bu çağrı yerindedir, yurttaşta hem devletim hem de ben kazanayım diye getirip parasını teslim etti, ne yapacaksınız ekonomiyi düzlüğe çıkarmak için? Yatırım yapıp üretimi mi arttıracaksınız, üreticilere teşvik verip hem onların derdine çare olup hem de daha çok üretmelerini mi sağlayacaksınız? Yoksa aldığınız bu paraları da har vurup harman savurduğunuz karadelikleri kapatmak için kullanıp yine aynı kısır döngüyü devam mı ettireceksiniz? Söyleyelim yine aynı kısır döngü devam edecek, yurttaşlar ise bir kenara koydukları iki kuruşlarından olacaklar. Yani sözün kısası ekonomiyi batıran AKP ve saray iktidarını "musibet" ve "lanet" beklediği için hiç değil ilk el bu tehlikeden kurtulmak istemektedir AKP ve saray iktidarı. Üstelik yaklaşan yerel seçimler, parlamento ve cumhurbaşkanı seçimleri de bir başka sıkıştırıyor, hem Recep Tayyip Erdoğan'ı hem de partisi AKP'yi…

Gördüğünüz gibi işler iyi gitmiyor. İstanbul'un Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "adam yerine konmadığı" için gitti. Düzce Belediye Başkanı'na aynı şekilde yol verildi. Şimdi sıra büyükşehir belediye başkanlarında. İsimleri ilk ağızdan geçenler ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı, Uşak, Niğde ve Nevşehir Belediye Başkanı. Bunların bazıları; Recep Tayyip Erdoğan'a yalvar yakar konumdalar ama duyduğumuza göre randevu bile alamıyorlarmış. Bu yüzden de istifa etmemekte direneceklermiş. Bursa ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı'nı bilmiyorum ama İ. Melih Gökçek direnirse bazı dayanaklarının olduğunu da unutmamak gerekir. Önümüzdeki günlerde bir sürü ayıp ortaya saçılırsa şaşırmayalım. Öyle ya iki tarafında elinde bir gün kullanırız diye bir köşede sakladıkları bilgi ve belgeler var.

Şimdi sevgili Ömer Gürcan sağ olsaydı kesinlikle partide birlikte bu konuyu görüşüyor olacaktık.

Ömer Gürcan'ın gür sesini duyar gibi oluyorum…

"ÇOK EĞLENECEĞİZ ÇOK!"