Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İTİBAR ve İSRAF

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 EKİM 2017

Recep Tayyip Erdoğan ne zaman israflarla ilgili olarak eleştirilse çıkıp "itibar" için harcanan paraların israf sayılamayacağını söylüyor. Bu sözler üzerine krallıklar hariç demokrasi ile yönetilen ülkelerde israfın sözü geçen ülkelere itibar kazandırıp kazandırmadığını araştırdık ve şu sonuca vardık.

İtibarlı ülke olma konusunda Almanya, Fransa, İngiltere, İsveç, Norveç Danimarka, Hollanda, Belçika, Avusturya, İtalya, İspanya, Portekiz kısacası bütün Avrupa ülkeleri en itibarsız ülkeler olarak sıralanmaktadır. Örnekler çoğaltılabilir ancak gereği yok, ne demek istediğimizin anlaşıldığını sanıyoruz. Yine bu ülkelerin yöneticilerinin yaşam tarzına baktığımız zaman da hiç mi hiç itibarlı olmadıklarını görürüz. Çünkü bu ülkelerden çoğunun yöneticileri bir apartman dairesinde otururlar ve ülkelerini de şatafata ve şaşaya kaçmamaya özen göstererek yönetirler. Yine bu tür ülkelerin çoğu itibar kazanmak için yabancı konuklarını gözalacı ne saraylarda ağırlarlar ne de kuş sütünün bile eksik olmadığı sofralarda yedirip içirirler.

Sizin anlayacağınız akıl almaz harcamalar yaparak itibar kazanmak bizim ülkemize özgüdür. Ülkemizde bugüne kadar yabancı konuklar pek de şatafatlı saraylarda ağırlanmadıkları için yeterince itibar kazanamadık. Ne zaman Beştepe'ye 1100 odalı Aksaray yaptırıldı birden bire ülkemizin de, yöneticilerinin de itibarı tavan yaptı. Ülkemize bir gelen yabancı ülke yöneticileri bir daha gelmek istedi.

Dünyanın dört bir tarafından bizim ülkemizle ilişki kurmak için can atan ülkelerde patlama yaşanıyor. Bütün ülkeler bizimle alışveriş yapmak ve bizimle iyi ilişkiler kurmak için yarışıyor.

Bu durumu bizler değil, tabiki de hepimizden çok her şeyi Sayın Erdoğan gördüğü için 1100 odalı Aksaray'a ilaveten bir de deniz kıyısında 350 odalı yazlık saray yapımına başlanmış bile. Özetle bizim ufkumuz dar olduğu için saray bilmem şu kadar aydınlanma, bilmem şu kadar ısınma, şu kadar su, şu kadar bakım ve temizliği için, şu kadar personel için say saydığın kadar giderleri oluyormuş, bunlar da bizim gibi yoksul bir ülkenin kaldıracağı şeyler değilmiş diye eleştiriyoruz.

Oysa yararlarını bir görsek gıkımız bile çıkmaz, daha çok sarayımız olması için yöneticileri fiştekler dururuz.

Bu arada aklımıza bir şey geldi. Osmanlı İmparatorluğu son döneminde itibarını arttırmak için dışardan borç alarak Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırmadı mıydı? Yapımı 1856 yılında bitirilen bu saray Osmanlı mimarları Karabet ve Nikagos Balyan tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu saray Osmanlı'nın itibarını ne kadar arttırdı bilemiyoruz ama yabancılara epey miktarda borçlandığımız için denilebilir ki sonunu da getirdi.

Sizin anlayacağınız saray ve diğer konuları gündeme getirerek aşırı para harcanmasını eleştiren ve soru soran milletvekillerine ve bizim gibilere verilen yanıt öyle bir okkalı yanıttır ki altından nasıl kalkarız bilemiyoruz. Neymiş efendim? "İtibarın israfı olmaz"mış. Bu yüzden de Sayın Erdoğan'dan aldık yanıtımızı çakılıp kaldık yerimizde. Böylesine mübarek bir yanıt gelse gelse ancak Sayın Erdoğan'dan gelirdi zaten.

Çünkü Sayın Recep Tayyip Erdoğan bugün dünya lideri olmayı başarmışsa kesinlikle hiç düşünülmeden yapılan israflar sayesindedir. İsraf 15 yıldır öylesine gelenekselleşmiştir ki, kendilerine örnek aldıkları Sayın Erdoğan'ın arkasından gidenlerin hemen hepsi benzer israflara yönelerek ülkenin paralarını har vurup harman savurmuşlardır. Böylesine rahat harcanan paralar nedeniyle AKP'nin saymaya kalksak kaç tane Karunlaştırdığı işadamı vardır bilemeyiz.

Uzatmayalım; bugün ülke ekonomisi sapır sapır dökülmektedir. Ülkemizde demokrasinin D'sinden bile söz edemeyiz. Bütün ülke bir kişinin iradesi ile oturtuluyor iradesiyle kaldırılıyor. KHK'larla kim istenirse aynı gün görevden alınabiliyor. Kimsenin hakkını hukukunu arayacak hali kalmamış. Seçimle gelenler bir de bakıyorsunuz ki istifa ettirilivermiş. Bunlar için yanıtta hazır. "Bu makamlara gelirken iyiydi de alınınca mı kötü" deniyor. Bu yaptırımlar karşısında herkesin boynu kıldan ince. Çünkü onları belli görevlere getiren irade halkın iradesi değil ki. Bir kişi karar vermiş yine bir kişi karar veriyor ve belediye başkanı şu bu neyse mührü bırakıp çekiliyor bir köşeye.

Sizin anlayacağınız israf bir kişinin itibarını arttırırsa ancak bu kadar arttırır. Ortada bir terslik bir yolsuzluk söz konusuysa yargıya veya hukuka ne gerek var?

Her sorunu bir vuruşta çözen itibar varken niye zaman yitirilsin değil mi?