Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BEHİCE BORAN ADI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 EKİM 2017

Öyle insanlar vardır ki gelir geçer kimse onların farkına bile varmaz. Yine öyle insanlar vardır ki gelir, gider ama hep yaşamaya devam eder. Bu bağlamda Behice Boran bu ülke var oldukça hep yaşayacak olan yeri doldurulamaz değerlerimizdendi. Tıpkı soyadı gibiydi. O mazlumlar için günlük güneşlikti ama zalimler ve halk düşmanlarının tepesine çöken bir BORANDI. Onun yüreği salt kendi ülkesinin emekçileri için atmazdı. O, dünyanın dört bir tarafından yaşayan işçilerin, emekçilerin ve mazlumların Behice Boran'ıydı.

Amerikan emperyalizminin Kore'ye karşı başlattığı savaşa Menderes'in asker göndermesine karşı çıkan, bu nedenle de bildiri dağıtarak iktidarı eleştiren sayılı aydınlarımızdan biriydi. Bu yüzden de ağır bedeller ödedi ve gözlerini yaşama yumduğu son anına kadar da yılmadan sosyalizm yolunda mücadele etti.

Yaşamının bir bölümünden kısa bir kesit verirsek, karşımızda bileği bükülmez, yılmaz, korkusuz biri çıkar.

Michigan Üniversitesi'nde sosyoloji doktorasını tamamladıktan sonra 1939'da Türkiye'ye döndü ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) sosyoloji bölümüne doçent olarak atandı. Aynı dönemde Yurt ve Dünya ve Adımlar dergilerinin yayın faaliyetine katıldı. 1946'da Nevzat Hatko ile evlenen Boran, 1948'de siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı.

1950 yılında kurucusu ve başkanı olduğu Barışseverler Cemiyeti, Menderes hükümetinin Kore'ye asker göndermesini kınayan bir bildiri yayımlayınca 15 ay ha?is cezası aldı.

1962'de Türkiye İş?i Partisine üye olan Boran, 1965 se?imlerinde Urfa'dan milletvekili se?ildi. Birkaç dönem Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'yi temsil etti. TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar'a karşı tavır aldı ve 1970 yılındaki parti kurultayında genel başkan se?ildi.

12 Mart 1971 muhtırası ile birlikte tutuklandı ve partisi ka?atıldı. Boran, 15 yıl ha?is cezası aldı. 1974 yılında ilan edilen genel aftan yararlanarak serbest kaldı.

1975'te tekrar kurulan TİP'in genel başkanı se?ildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kısa süre ev ha?sinde tutulan Boran, daha sonra yurtdışına çıktı.

O her ne kadar 'Sosyalist doğulmaz sosyalist yaşanır.' dese de onun doğduğu gün belkide hayatının bir işareti olabilir.

1981'de yurttaşlıktan çıkarıldı. Yurtdışında iken TKP ve TİP'in birleşme toplantılarına ağır hasta olmasına karşın katılmaya devam etti. Doktoru toplantılara katılmaya devam ederse yaşamını yitirebileceği uyarısında bulunmasına karşın yine de vazgeçmedi. Toplantılardan birinde Nabi Yağcı kuracakları partinin yalnızca demokrat bir parti olmasını söylediğinde Boran yanında bulunan Nihat Sargın'a döndü ve "Ne diyor o" diye sordu. Nihat Sargın'da kurulacak partinin "sosyalist değil demokrat olmasını anlatıyor" deyince; "Biz buraya sosyalist bir partinin kuruluşunu görüşmek üzere geldik" yanıtını verdi. TKP ile TİP'in birleşme kararı aldıklarını duyurduktan iki gün sonra da yaşamını yitirdi.

Cenazesi Türkiye'ye getirilen Boran, TBMM ve İstanbul'da düzenlenen törenlerin ardından 18 Ekim'de İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Behice Boran'ın şu sözlerini unutamayız.

Kişiler hakkında nasıl mı karar vereceksin? Hayatlarına bakarak. Bir insan, yaşadığı hayatın insanıdır. Doğru bulduğumuz fikirleri öyle benimsemiş, öyle içimize sindirmiş olmalıyız ki, bunlar davranışlarımızı biz farkında olmadan dahi etkilemeli, tayin etmeli, yönetmelidir. İnsan nihayet ne kadar sosyalist olmaya devam etse de, bir gün bedeni bu fani dünyaya veda eder, ama işçi sınıfı partileri, işçi sınıfı var oldukça devam eder, gider. Sosyalist doğulmaz, sosyalist yaşanır.

Behice Boran, gençliğe ayrı bir önem verirdi bu yüzden de 'Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm' sözü de unutamayacağımız sözleri arasındadır.

'Kadın hareketi sınıf mücadelesiyle bütünleşmelidir' de diyen Behice Boran, Türkiye sosyalist hareketinde yeri doldurulamaz bir yere sahiptir. Kim ne söylerse söylesin, olay ve olguları yorumlarken nasıl bir bakış açısıyla bakarsa baksın Behice Boran sosyalist hareketimizin yetiştirdiği yiğit kadınlardan biridir. Onun yürekliliği ve kararlılığının izinden pek çok partidaşı bugün yürümüyor olsa da onunla ilgili bakışımız yine de değişmeyecektir. O söylediği gibi belki sosyalist olarak doğmamıştır ama son nefesine kadar sosyalist yaşamanın ne demek olduğunu bizlere örnek bir yaşam olarak bırakmıştır. Başka türlü de olamazdı. Yoksa doğru bulduğumuz fikirleri nasıl benimser, nasıl içselleştirir, nasıl davranışlarımızı biz ayırdında olmadan dahi etkilenir ve yönümüzü belirlerdik değil mi?

Behice Boran 1 Mayıs 1910 tarihinde Bursa'da doğdu. Doğum gününün 1 Mayıs'a rastlaması belki bir rastlantıdır ama bize sorarsanız iyi bir rastlantıdır. Çünkü 1 Mayıs 1978 tarihinde dönemin iktidarı sokağa çıkma yasağı getirmesine karşın Behice Boran ve arkadaşları yasağı hiçe sayıyor ve 1 Mayıs'ı direnişe çevrimek için sokağa çıkıyorlar.

1 Mayıs 1979 tarihinin öngünü hükümet İstanbul'da 30 saat süreyle sokağa çıkma yasağı ilan etti. Boran o tarihte 69 yaşındaydı ve TİP'in Genel Başkanı'ydı. Yasağı kabullenemezdi. O biliyordu ki bu yasak demokratik hak ve özgürlüklere indirilmiş en ağır tokat olacaktı. Yasağın kırılması gerekiyordu o da yoldaşlarıyla birlikte bunu yaptı. Yasağı hiçe saydı ve sokağa çıktı.

Partili arkadaşlarıyla DİSK'in önünde buluşup Taksim'e doğru yürüyüşe geçtiler. Yürüyüşe geçtiklerinde polis'in saldırısına uğradı ve yere düştü. Beyaz saçlandan yüzüne doğru kan sızıyordu. Zorlukla ayağa kalktı, yürümek için inat ve ısrarını sürdürdü. Polisler kendisini evine bırakmayı teklif ettilerse de teklifi reddeti ve yoldaşlarıyla birlikte gözaltına alınıp götürüldü. Daha sonra İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'ndaki duruşmada yargıç karşısına çıkarıldı.

Yargıçla arasında şu ilginç konuşma geçti.

-Çıktınız mı?

-Çıktık.

-Ne yapacaktınız?

-Taksim’e doğru yürüyecektik.

-Peki, neden çıktınız?

-1 Mayıs emeğin bayramı, mücadele günüdür. Biz de o sınıfın partisiyiz, çıktık.

-Nereden çıktınız?

-Merter’den çıktık.

-Nereye gidecektiniz?

-Taksim’e.

-Merter neresi Taksim neresi, uzun yol; siz yaşlısınız nasıl gideceksiniz?

-Dinlene dinlene…”

Che'nin bir sözü vardır; "Gerçekçi ol, imkansızı iste" diye. Behice Boran gerçekçiydi, imkansızı istemesinden doğal da ne olabilirdi ki değil mi?

Kendisine ve anısına Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak çok büyük saygı duyuyoruz.

O da tıpkı başka işçi sınıfı devrimcileri gibi ölümsüzler arasında hak ettiği yerini bileğinin hakkıyla alanlardandır.

Ne mutlu O'na, ne mutlu O'nun bileği bükülmez yoldaşlarına!...