Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ON PARMAĞINDA ON MARİFET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 EKİM 2017

AKP ve saray iktidarı yaşamın her alanını dini devlet anlayışını amaçlayarak iyice kıskaç altına aldı. Özellikle eğitime el atarak eğitimin laik ve bilimsel olmasının içini iyice boşaltarak okullarımızı neredeyse bir medreseye çevirdi. Bugün bazı okullardan feryat figan sesleri yükseliyorsa bu sese kulak vermek gerekiyor.

Bir bakıyorsunuz; okullarda öğrenciler ayakkabılarını çıkarmış medresedeymişçesine eğitim görüyorlar. Bir bakıyorsunuz; okuldan velilere kağıt gönderilmiş, çocukların cuma namazına götürüleceği savıyla velilerden olur imzası istenmiş. Din ve ahlak dersine bin bir allem gallemle eğitimle ne ilgileri varsa imamlar sokulmak isteniyor. Okullarda cemaat ve tarikatların çocuklarımızın kafasını ütülemesi ve beyinlerini yıkaması için çeşitli etkinliklerde bulunmalarına dair yukarılardan izin çıkarılmış. Artık eğitimi iyice çürütmüş olduklarına değinmiyoruz bile.

Yaşamımızın her alanına din işleriyle ilgilenen başta imamlar olmak üzere sokulmak ve yaşamımızı denetlemek istedikleri için görevlendirilmeye kalkışılıyor. Örneğin nikah kıyma görevi müftülere, imamlara da verilmek isteniyor. Oysa bu konuda bugüne kadar bu görevi yerine getirenlerde ne sıkışma söz konusu ne de görevlerini doluluk nedeniyle yapamama gibi bir durum var ortada. Neymiş efendim; bundan böyle nikah işlerini de müftüler ve imamlarda kıyacaklarmış. AKP ve sarayın bu yeni tasarrufunu adam canım ne olacak sanki diye geçiştirmenin alemi yoktur. İktidar bu gibi yöntemlerle amaçladığı dini devlet anlayışını yaşamımızın her alanında uygulayarak hedefe giden yolu kolaylaştırmaya çalışıyor.

Yeter mi efendim? Her konuda olduğu gibi öğrencilerimizin yurt ve barınma sorunlarını da imam kılıklı tarikat ve cemaat mensupları yapabilsinler ki çocuklarımızın beyinleri yıkanıp çocuklarımız aptala çevrilsinler. Eğitim yerine sözümona dini bilgiler verilerek çocuklarımız dindar ve kindar yetişsinler ki bizim de sokakta insanlarımızın başını gövdesinden ayıracak IŞİD'ımız, El Kaidemiz, El Nüsramız olsun değil mi? Sonra bunların kurdukları yurtlarda yangınlar çıkarmış, çocuklarımız cayır cayır yanarak yaşamlarını yitirirmiş ne gam değil mi efendim? Yok, yok bu yurtlarda çocuklarımıza her türlü kötü muamele ve tecavüzlerde bulunulursa ki sayısız örnekleri var niye üstüne gidilsin ki değil mi?

Yahu bizim ülkemizde doğal afet eksik olmadığı gibi afet gibi şeyler bile yaşamamız işten bile değildir. Sel baskını oldu, yurttaşlar büyük kayıplar mı yaşadılar, onların acısını dindirmek ve onlara psikolojik tedavi uygulamak için imamlar ne duruyorlar ki? Koşarlar hemen oraya sarıkları kafalarında, beyaz entarileri yer süpüre süpüre sararlar yurttaşların yarasını. Hani ülkemiz deprem bölgesi ya ne zaman ne olacağı belli mi? Üstelik inşaatlarda çalma çırpma dizboyu olduğu için çürük mü çürük. Belli ki böyle bir durumda Allah göstermesin çok can ve mal kaybımız, yaralımız olacaktır. Yine hemen imamlar ordusuna büyük görev düşecek onların üfürüğü ile yaralarımız sarılıp kolaylıkla acılarımız dindirilecektir daha ne isteriz ki? Sonra efendim, toprak kayması mı oldu Allah etmesin, niye hocalarımız burada da bitip Allah'ın görevlileri olarak işlerini yapmasınlar ki?

Ha, şimdi en önemlisine gelelim. Biliyorsunuz ülkemizde iş kazaları aslında bir afet gibidir. Bir bakmışsın, inşaat çokmüş, bir bakmışsın kömür ocaklarında grizu patlamış, acayip bir çökme yaşanarak işçilerimiz tıpkı Soma'daki gibi toprağın altında kalarak yanıp kavrulmuşlardır. Ne olacak o zaman peki? Doğru oraya imamlar, tarikat ve cemaatin adamları gönderilecekler ki, yakınları ölenler ağlayıp da yakınlarını cennete gitmekten etmesinler. Ortalarda sürü sürü dolaşarak katliam gibi kazalara isyan edenler olursa imamlar onlara; "asi olmayın, asi olmak Allaha karşı gelmek" derlerse iktidarımız da tıkır tıkır işlerini görerek kendi iş adamlarını daha iyi kollayıp gözetmezler mi? Bizler İsmailağa Cemati imamlarını Soma sokaklarında dolaşır ve haklarını aramaya kalkan aileleri Allah adına iknaya çalıştıklarını görmedik mi?

Gelelim sağlık alanına. Eskiden hastalara sağlık hizmeti verilmesi için bilim ve tıbbi uygulamaların önüne hiçbir safsata geçirilmezdi geçemezdi. Şimdi öyle mi ya? Bir bakıyorsun Ankara Numune Hastanesi personeline haftada 2 gün Kuran kursu vermek için kurs açmaya kalkmış. Hastanelere cenaze işleriyle ilgilenenlerin dışında iş yapan imamlar görevlendirilmiş. Hasta servislerinde ve koridorlarda beş vakit ezan okunuyor ve mescitler kurulmuş, buraya namaza kim gidiyor kim gitmiyor bilmek için personel gözlem altına alınmış. Menzil tarikatının üssü haline getirilen sağlık bakanlığı gördüğünüz üzere hastalara diğer hizmetlerin yanında imam hizmetleri de verir olmuş.

Kısaca söylemek gerekirse bu imamların, tarikat ve cemaat mensuplarının on parmağında on hüner ülkeyi kıskaç altına almışlar ki bu uygulamaların suçlusu da tabiki de AKP ve saray iktidarıdır iyi bunu da bilelim…