Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOL ve SOSYALİST SOL AVANAKLIĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 EKİM 2017

Fırsat buldukça görüşlerimizi dile getirdik ve anası liberalizm olan solculuğun işi hangi noktalara kadar getirebileceğinin döne döne üzerinde durduk. Ama birileri her fırsatta bizim bu görüşlerimize burun kıvırdı. Burun kıvırmak bir yana özgürlük adına dinci İslamcıların ekmeğine yağ sürerek,"ama insan hakları, ama hak ve özgürlükler" demekten de geri kalmayarak demokrasi ve insan hak ve özgürlüklerine karşı düşman olan İslami yapılarla demokrasicilik oynayarak dinci ve gerici güçlerin önünü açan politikalar izleyerek yenilediği "solculuğunu" herkese bulaştırmaya çalıştı.

Gelişmeler o kadar hızlı oldu ki bir de ne görelim ortada ne demokrasi kalmış ne de insan hak ve özgürlükleri. Bir kişinin ağzından çıkan sözler kanun olup hükme dönüşmüş. Bir sabah uyanmışız işimizden aşımızdan olmuşuz. İki satır KHK ile kapının önüne konuverilmişiz. Yurttaş mıyız, gazetecilik görevini mi yapıyoruz, iktidarda kimlerin olduğuna bakmadan iki satır yazı yazmış ya da konuşmuş muyuz yallah içeriyi boylamışız. Efendim, kanıta ne gerek var, savcılarımız bin dereden su getirip ne denli ağır bir suç işlediğimizi bin dereden yorum getirerek çoktan kanıtlamışlar bile. Sonrası ise yatmaya devam.

Bütün dünya ile aramız bozulmuş. Aramızın bozulmasının nedenlerinin bini iktidarın işbilmezliğine, biri ise emperyalist/kapitalist dünyanın bizim gibi ülkelere nasıl baktığı ile ilgili olarak gündeme gelmiş. Aslı astarı olmayan efelenmeler yüzünden ülkemiz öyle çok şey kaybetmiş ki ne yapsak ne etsek altından kalkamıyoruz. Olup bitenlerin ceremesini yine bu yoksul halk çekiyor. Ekonomi mi bozulmuş, har vurup harman savurmaktan paralar mı bitmiş ne güne duruyor ki halk? Halk dediğin zaten zor günler içindir, bindirirsin sırtına zamları çıkarsın işin içinden.

Bizim ülkemizde aydın derseniz sürüsüne berekettir. Hemen her konuda söyleyecek bir şeyleri mutlaka vardır. Elin adamı işi bitirmiş bizimkiler hâlâ işin tumturaklı sözlerindeler. Neymiş efendim? Bir ülkede eğitim bozulursaymış o ülkenin işi bitermiş. İyi öyle de bugüne kadar adım adım eğitimin içine edilirken sizler uzayda mıydınız da bugün kalkmış bu sözleri ederek paye kazanmaya çalışıyorsunuz?

Laiklik derken, bilimsel eğitim konuşulurken Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığında birleştiğiniz İslami kesimlerle al takke ver külah iyiydiniz de şimdi mi aklınıza geldi bütün bunlar? Gelmiş olsa bile aslına bakarsanız sizin kafanızın içinde değişen bir şey olmadığı da çok belli. Öyle ya baktınız gördünüz ki laik ve bilimsel eğitim toplum katında yine revaçta hemen harekete geçip bu konularla ilgilenmeye başladınız. Başladınız da bu konuda bile içtenlikli olamıyorsunuz. Çünkü hem laik ve bilimsel eğitimi savunacaksınız hem de konunun Mustafa Kemal Atatürk'le bağlantısını kuramayıp mitinglerinizde Mustafa Kemal Atatürk'ü faşist ve diktatör olarak ilan edeceksiniz.
Bu nasıl olacak peki? Bu konuda içtenlikli olduğunuzu kime inandırabilirsiniz? Sonra Kartal'da yaptığınız mitingin Adı neydi sonra nasıl oldu da bu miting; “Laik, Bilimsel, Kamusal, Anadilinde ve Parasız Eğitim Mitingi”ne dönüştü? Burada en dikkat çekici konu Kürtçe'nin eğitim dili olarak savunulmasıdır. Bu görüşü her zaman tartışabiliriz ama bizim görüşümüze göre eğitimde ortak dil Türkçe olmalıdır. Dışarıdan sık sık gündeme getirilen bu görüşler bilinmelidir ki ülkemizde eşitsizliklerin ve Kürtler ve Türkler arasında düşmanlıkların daha da körüklenmesinden öteye bir yararı olmayacaktır. Bu yüzden de kim neyi savunuyorsa sorunu artıları ve eksileriyle koymak zorundadır.

Avanaklık çok boyutludur. Haklı olarak 10 Ekim IŞİD'ın Ankara katliamını eleştirenler aynı eleştiriyi Ankara Güven Park'ta yapılan ve 37 insanımızın ölümüne sebep olan PKK katliamı da aynı şekilde eleştirmelidir. Orada konuşan burada susan sol ve sosyalist sol; avanaklığı politika yapmakla karıştırmamalıdır. Evet, Aybüke ve Necmettin öğretmenin ve Eren'in katledilmesi de vereceğimiz ve bizi düşündüren örnekler olarak önümüzde durmaktadır.

Haklı olarak AKP ve saray iktidarının dün olduğu gibi bugün de Ortadoğu politikasını bizler her fırsatta acımasız olarak eleştirdik. Eleştirmeye de devam ediyoruz. Ne var ki bölgede ABD emperyalizminin kucağına oturularak sol ve sosyalist sol adına politika yapıldığının da haklılığı üzerine kafa yorup söz söyleyenlerin de yaptıklarının ahmaklıktan öte bir şey olmadığını buradan açıkça ifade ediyoruz. Amerikan silahları ile donanıp Amerikan askerlerinin eğitimi altında hüner kazanıp özgürlük elde edeceklerini düşünenlerin kapitalist/emperyalist sistemi hiç mi hiç anlamadıkları ortadadır. Bölge için CIA ile birlikte plan yapanların solculuğu da sosyalistliği de çakma solculuk ve sosyalistlik olmaktan öte gidemez. Hem bu tür çakma solcu ve sosyalistlerin her fırsatta Che'yi anmaları, Fidel Castro'yu gündemden düşürmemeleri de sadece ve sadece yandaş kazanmak için bir oyundur. Öyle olmasaydı bu çevrelerin Amerika'yı sinelerine basarak bağımsızlık kazanacaklarını düşünmeleri de mümkün olmazdı.

Şu an bölgeden ABD silah ve askerleriyle görüntü verenleri alkışlayan solcu ve sosyalist geçinen avanakları bir kez daha uyarıyor ve diyoruz ki:

SİZ, KAPİTALİST/EMPERYALİST SİSTEMİ BÖYLE Mİ ÖĞRENDİNİZ?