Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ERDOĞAN'DA DEĞİŞİM HIZI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 EKİM 2017

Erdoğan'ın değişim hızı gerçekten de baş döndürücüdür. Bugün kardeşi olan Esad, bir de bakmışsınız ki can düşmanı Esed oluvermiştir. Onca atıp tuttuğu Putin dostların önde gelenleri arasındadır. Obama'ya canı sıkılan ve "eyyy Amerika" çeken Erdoğan Trump'u can simidi olarak görmüş ve sarılmışsa da değişen bir şeyin olmadığı kısa zamanda anlaşılmış ve Erdoğan yine eski ayarlarına dönüvermiştir. Almanya, Hollanda liderleri için zaten her fırsatta söylediğini söylemektedir.

Erdoğan'ın bu tutumunu onun ne menem bir yiğit olduğuna yoranlarda vardır, onun bu halini bir hezeyan olarak görende. Bu olup bitenleri daha yakından izlerseniz çok önemli bir gerçeği daha görmeniz olasıdır. Bugün Erdoğan hem içerde hem de dışarda düşünüldüğünden daha fazla sıkışmış durumdadır. Bu yüzden de aklınca kendine göre planlar yapıp durumu dengelemeye çalışarak işi götürmek istemektedir. Kuşkusuz böyle durumlarda denge politikaları da işe yaramaz değildir ancak bu politikalar ne Erdoğan'ın iyi bir satranç ustası olduğun için ne de güce dayanılarak sürdürebileceği bir altyapısı vardır. Bu yüzden de bu görüntüyü basit bir köylü kurnazlığı ile açıklayabiliriz ki bu da Erdoğan için elbette olumlu sonuçlar doğurmayacaktır amma velakin ülke bu politikaların ortaya çıkaracağı yıkım nedeniyle daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecektir.

Erdoğan'ın oraya, buraya atıp tutmasından patronların da hiç haz etmediklerini son olarak TUSİAD ve MÜSİAD'ın açıklamalarından anlıyoruz. Patronlar ki her gün kendilerine, "eyyy" çekilen ülkelerle iş yapmakta ve para kazanmaktadırlar. Erdoğan'ın frensiz politikası sonucu ister istemez zarara uğrayan patronların çok sesli olmasa da homurtuları yavaş yavaş duyulmaya başladı bile. Her konuşmasında patronlardan yana nasıl bir politika izlediğini, patronların işinin iyi gitmesi için OHAL ilan edilip nasıl işçilerin haklarını aramalarının önünün kesildiğini Erdoğan her fırsatta anlatsa da patronları bunun bile kesmediği kesmeyeceği çok açıktır. Bu yüzden de hoşnutsuzluk kendisine en uzak olan patronlardan en yakınındakilere kadar giderek büyümektedir.

Bu politikaları görüp Erdoğan'daki değişikliklere sevinenlerin olduğunu da unutmamak gerek. Öyle ya Sayın Erdoğan hem emperyalist ülkelerin ağababası ile aşık atıyor hem de içerde patronları kızdıracak adımlar da atmış oluyor.

Erdoğan'daki bu gelişmeleri antiemperyalistlik olarak görenlerin piyasada az yazıp çizmediklerini ve konuşmadıklarının da tanığıyız. Örneğin Vatan Partisi gibi. Ancak bu konuya biraz açıklık getirmek gerekiyor. Bugün birçok dinci terör örgütlerine bakarsanız onların da Amerikan karşıtıymış gibi görünen bir halleri yok değildir. Ancak bu dinci terör örgütlerinin Amerikan karşıtı olmadıkları ve hatta emperyalist dünyanın işini daha da kolaylaştırdıkları düşünülürse bizdeki Erdoğan versiyonunun onlardan kalır yanı nedir ki bir yanılgıya düşelim değil mi?

AKP'nin 15 yıllık iktidarı dönemine baktığınız zaman emeğe yakın durduğunu gösteren bir tek attığı adım bile yokken ve kapitalist sömürü bütün acımasızlığı ile sürerken Erdoğan ve yandaşlarına farklı misyonlar biçmeye kalkışmak gerçekten de akla ziyan bir körlüktür. Ülkemizde geniş halk yığınlarının bu iktidarla birlikte yitirdiği demokratik hak ve özgürlüklere baktığımız zaman ne söylemek istiyoruz çok daha açık anlaşılacaktır. Bugün kimse hukuk yoluyla hak arayışına bile girişecek konumda değildir. Artık OHAL'e dayanılarak en temel haklarımızdan bile mahrum kalabiliriz. Dinci baskının sistematik bir şekilde arttığı, eğitimin dincileştirilmesi yolunda atılan adımlar, değiştirile değiştirile fırıldağa çevrilmiş eğitim anlayışı yüzünden gerçek odur ki ülkemiz tam anlamıyla bir deprem yaşamaktadır. Örneklerimizi çoğaltabiliriz. Ancak en can alıcılarına değinip geçmekte yarar vardır.

Daha dün, Diyarbakır meydanında "Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına almışız" diyen Erdoğan'ın milliyetçiliği şahlanıp Devlet Bahçeli'yi bile sollamışsa oturup düşünmek gerekiyor. AKP ve saray iktidarının bölgemizde izlediği politikalar yüzünden ülkemizin ne hallere geldiği ortadadır. İdlib'e asker gönderilmesi dahil pek çok konu üzerinde görüşlerini açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na verilen karşılığın bile ne denli içerikten uzak, ülke çıkarlarından çok yandaşlara hitap edilen bir ağız olduğunu görüyor ve buradan da Erdoğan'ın ne denli sıkışmış olduğunun sonucuna varıyoruz. Bugün İdlib'e yapılan askeri harekat hemen yarın için nereye evrilecektir acaba Sayın Erdoğan'ın kendisi biliyor mu ki kendisine böylesi bir paye çıkararak fatihmiş gibi numaralara giriyor? Bu harekat eğer Suriye'nin çıkarına olmasaydı bu harekata ne Suriye, ne İran ne de Rusya hiç olur verir miydi? Bu harekatın sonucunda tabiî ki de Suriye kazançlı çıkacaktır, çıkmalıdır da. Ama işin içinde başka bir iş var numarasına yatarak Erdoğan'ın Esad düşmanlığı yapmaya kalkışmasının da anlaşılacak bir yanı yoktur.

Hani, "bir gece ansızın gelebiliriz" demişti ya, şimdi kalkmış İdlib'i kastederek; "bir gece ansızın geldik" diyor. Bu sözü niçin söylediğini bilmiyor değiliz ancak görüldüğü gibi dış politikada çok kötüyseniz iç politikada da ondan daha iyi olamazsınız. İşte bu yüzden AKP ve saray iktidarının gemisi oksitlenmiş orasından burasından su almaktadır. Oksitlenmiş gemi su basıncına daha ne kadar dayanabilir ki? Bu kadar kötü politikalar nedeniyle ortaya çıkan basınca daha AKP ve saray iktidarının ne ne kadar dayanabileceğini kestirmek hiç de zor değildir.

Zaten; "metal yorgunluğu" tanısı ile belediye başkanlarını birer ikişer görevden alma gayreti de dipten doruğa kötü olan politikalar yüzündendir. Dolayısı ile bu görevden almalar, AKP ve saraya bir şey kazandırmayacaktır. Artık daha yüksek sesle İ. Melih Gökçek'in makamı terk edeceğine dair konuşmalar arttığına göre, İ. Melih Gökçek tarafından yapılan ne kadar yolsuzluk varsa derin bir kuyuya doldurulup üstünün kapatılacağı da pazarlığın bir sonucu olmalıdır.

Söyledik, Erdoğan bir kişi olarak kendisini korumaya çalışmaktadır. Bu yüzden de kendisinin başına gelenlerin belki de bin katı halkımızın başına gelecektir.

Çünkü 15 yıllık AKP iktidarının molozları o kadar çok birikmiştir ki bu molozları temizlemek zorunda kalacak olan halkımızın neler çekeceğini hep birlikte görüp yaşayacağız…