Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SICAK GÜNLERE DOĞRU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 EKİM 2017

Ülkemizde ve bölgemizde neler olup bitiyor hepimiz görüyoruz. Bütün bu gerçeklere karşın AKP ve sarayın uğraşıları ve gündemi ise bambaşka. Bir yandan İslami devlet anlayışını oturtmak için kolları sıvıyor, eğitimden gündelik yaşama kadar ne var ne yok dinselleştiriyor, bir yandan da meclisten yasa geçirerek müftülüklere nikah kıyma görevi veriyor. Sizin anlayacağınız uzun zamandır uygulamada olan medeni hukukta böylece ağır bir sille yemiş oluyor. Ülkemiz genelinde sapla samanı ayıramayacak kadar başka alemler içinde yaşayanlar yaşamımızda bundan böyle daha çok söz sahibi olacaklar.

Oysa 15 yılı dolduran AKP iktidarı ülkemiz sosyal yaşamını iyice dibe vurdurmuş durumda. Ekonomi çökmüş, emeği ile yaşayanlar yokluk içinde açlıkla boğuşurken bir yandan da AKP iktidarının yeni Karunları kasalarını doldurmuşlar, şaşa ve debdebe içinde bir yaşam sürüyorlar. Gündelik yaşamın kontrol altında tutulması için tarikat, cemaat ve dinci vakıflara yol verilmiş, bunların sakalları neredeyse çorbamıza batar olmuş. Yetmemiş, devlet okullarında çocuklarımızın beyni yıkanmak istendiği için dinciler görevlere çağrılmışlar. Bu tür yaptırımlara karşı koyan çocuklarımız ve onların anne ve babaları ise her yandan çevrilerek görülmemiş bir baskı ile karşı karşıyalar.

Yukarıda söyledik, bölgemizde ve ülkemizde akıl almaz şeyler yaşanırken müftülüklere nikah kıyma yetkisinin verilmesi nasıl oluyor da ülkemizin gündemini işgal edebiliyor? AKP ve saray iktidarı için bu konu niye bu kadar yaşamsal hale gelmiş durumda? Peki, AKP ve saraya tartışmasız destek sunan Bahçeli'nin MHP'sinin getirilen bu yasaya destek sunmuş olması da neyin nesidir? Gericilikleri ve halk düşmanlıkları örtüşenler anlaşılıyor ki aynı çizgide buluşmak gereği duyuyorlar. Onların sosyal yaşamımızı raptı zapt altına alma gayretlerinin doğuracağı sonuçları bütün bu gerçekleri yaşayanlar olarak küçümseyip geçmemiz mi yoksa bu gerici takımına karşı kararlı bir mücadele vererek onları püskürtmemiz mi gerekiyor? Bu konuda kafamız çok açık, bu gerici çevreler mutlaka püskürtülecekler ve erinde gecinde karanlık inlerine yollanacaklardır.

Onca işimizin arasında AKP'nin metal çürümesini konuşmakta az şansızlık değil hani. Bunca zaman içinde iktidar çalmış çırpmış, her kademede yolsuzluğa bulaşanların haddi hesabı yok. Belediye başkanları satıp savmış vurgunlar vurmuşlar.

Eğer gerçek bir mahkemede İ. Melih Gökçek, Kadir Topbaş ve benzerlerinin yargılamaları yapılsa bunların hesap veremeyecekleri ortadayken istifa ettirilip yolsuzluklara göz yumulması da neyin nesi oluyor?

AKP iktidarının yaptırdığı yollar, köprüler, tüneller, havaalanları var. Olağan koşullarda bunların ülkeye mal oluşu başka olacakken neden fiyatlar kat kat fazla ve ülkenin geleceğini ipotek altına almış görünüyor? Bütün bunların hesabı hiç mi sorulup görülemez? Ülke bu denli mi keyfi ve denetimsiz yönetilir?

Uzatmayalım AKP ve saray iktidarı bir bütün olarak çökmüş durumdadır. Bu yüzden de bu iktidar bundan böyle ancak ve ancak ya OHAL'lerle ya da daha da ağırlaştırılmış sıkıyönetimlerle idare edilebilir bu ülkeyi. Çünkü iktidar OHAL'e dayanarak toplumun her kesimini kıskaca almış durumda. Kim başını kaldırsa hemen tepesine biniliyor. Ankara'da ve diğer pek çok ilde her türlü politik çalışmalar valiler aracılığı ile engellenmiş durumda. Ülkede yaşanan olumsuzlukların eleştirilmesi bile zor. Çünkü keyfilik her kademede egemen olmuş.

Bölgemizdeki savaş hali ise mevcut iktidarın sarıldığı en önemli dayanağı haline gelmiş. Oysa bölgede ve ülkemizde AKP iktidarının rolünü hepimiz bütün çıplaklığı ile biliyoruz. İşlerin bu denli karmakarışık hale gelmesi ve her taraftan terör örgütlerinin fışkırması bunların kimler tarafından ve nasıl beslendikleri ise bilinmeyen bir şey olmamasına karşın başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidarın şahin kesilmeye kalkışması ancak ve ancak ahmakların kanacağı bir şeydir. Oysa iktidar bugün mevcut durumdan yararlanmak ve kendi hesabına olup bitenlerden kazanç elde etmek gibi bir politikaya sarılmış gözlerimize kül üfürmeye kalkışıyor. Ülkenin geleceğini tehlikeye sokarak nemalanmak isteyen bir iktidarın varlığı tabiî ki de kolay kolay hazmedilemez.

Sonuç olarak; AKP ve saray iktidarı ülkeyi tam bir batağın içine sürüklemiş, ülkeyi dinci gericiliğin batağına çekmek için her yola başvurmaktan çekinmemektedir. Ülkede hak ve özgürlükler konuşulamaz, ekonomik haklar savunulamaz, siyasal haklar doğru dürüst kullanılamazken daha nelerden söz edebiliriz ki korkunç bir baskı ve zulüm altında olduğumuzu anlatmak için? Ya da bunlar yasa çıkardılar diye hiç de işleri arasında olmayan müftü ve imamların önüne mi gideceğiz evlilik ahtini gerçekleştirmek için?

Söylüyoruz, boyun eğmek yok!

Zulme teslim olmak yok!

Kazanımlarımızdan vazgeçmek yok!

Öyleyse mücadele edecek ve kazanacağız.

Çünkü başka seçeneğimiz de yok!