Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GELİYORUM DİYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 EKİM 2017

Müftülerin nikah kıymalarını sağlayan yasa meclisten geçti.

Yasaya karşı ülke genelinde başta kadın örgütleri diğer demokratik kuruluşlardan büyük tepki var. CHP ise yasanın iptali için AYM'ye gideceğini açıkladı. Tabi ortada CHP'nin ileri sürdüğü konuları dikkate alacak bir AYM varsa…

Ne var ki daha yasa yeni çıkmışken bir yenisi daha Adalet Bakanı tarafından halka duyuruluverdi. AKP iktidarına göre boşanma davaları aile mahremiyetini bozuyormuş, bu yüzden de boşanma davaları için de yeni bir yöntem getirilmesi gerekiyormuş. Bunun için arabulucu boşanma yöntemi en iyi yolmuş. Arabulucu kimlerden ve nasıl oluşacak tam olarak belli değil ama bunların kafasında olsa olsa bunlar yine müftüler, imamlar, tarikat ve cemaat adamları olabilir. Bu gerçekler ışığında AKP ve saray iktidarının nereye varmak istediğini sanırım anlamışsınızdır.

Kaç gündür yazıyorum ve diyorum ki bunlar İslami devlet anlayışını oturtmak istiyorlar. Bunun için de pek çok adım attılar. Cumhuriyetin kazanımlarından olan Medeni Yasa'yı da hükümsüz bırakmak için şeriat anlayışı ile medeni yasanın birlikte işlediği en azından işlediği görüntüsü verilen ikili bir sistemi yaşamımıza sokmak istiyorlar. Günü gelince de amaçlarına daha kolay ulaşacaklarını düşünüyor olmalılar ki bu yönde tepkilere karşın ısrarlılar.

Dolayısı ile bir söz vardır; "Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir" diye. İşte dinci, gerici AKP ve saray iktidarının da bundan böyle varmak istediği amaç açıkça ortadadır. Bu yüzden de iktidarın attığı her adımı "dur bakalım ne olacak" diye beklemenin bir anlamı yoktur. Bugün ve gelecekte bütün demokrasi güçleri el ele vermeli ve bu AKP ve saray heyulasını aşmalıdır. Bunun için asgari birlikteliklerde omuz omuza mücadele etmek artık tüm demokrasi güçleri için yaşamsal hale gelmiştir.

Cumhuriyetin kazanımlarından olan Medeni Yasayı boşa düşürecek olan evlenme, boşanma ve devamında ortaya çıkacak tarafların bütün hakları yargı önünde çözülmeli, araya ne müftü, ne imam konulmamalıdır. Boşanma ile ilgili Adalet Bakanı tarafından getirileceği söylenen boşanmada arabuluculuk sistemi ise özellikle de kadınlar açısından tehlikelidir. Dolayısı ile nikah kıyma ile ilgili yasa çıksa bile bu yasayı yaşamımızda geçersiz kılmalı, boşanmada arabuluculuk sisteminin ise meclise getirilmesini elimizden ne geliyorsa yerine getirmeli ve engellemeliyiz.

Şimdi gelelim AKP'deki istifalara. Erdoğan emir verecek, onun kulları şak diye emrini yerine getirecek. Anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan böyle umuyordu ama istifa etmeleri düşünenlerin içinden işi basbayağı ağırdan alanlar var. Bunlar bir yolunu bulup işin başında kalmak istiyorlarsa da saray iradesine dayanacak ne güçleri ne de cesaretleri var. Kalkıp deseler ki, "bizi halk seçti istifa etmeyeceğiz." O zaman da başlarına nelerin geleceğini kestiremiyorlar.

Örneğin istifası uzun süredir konuşulan İ. Melih Gökçek istifa etse bir türlü, etmese bir türlü. Çünkü istifa etmezse devamında nelerle karşılaşacağını kestiremiyor. Gerçi yerinde kalmak için onun da elinde kozlar olduğu söyleniyor ya kim takar ki o kozları değil mi? Sayın Erdoğan baktı isteği yerine getirilmiyor, sokar devreye güvenlik güçlerini, alır işi yargı eline, İ. Melih Gökçek derdini anlatıncaya kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiş olur. Yani elinde kullanacağı kozlar olduğu söyleniyor ya o kozları değil kullanmak, adama aklından geçirmek için bile fırsat vermezler. Sanırız İ. Melih Gökçek de bunu anladığı için istifa konusunda gelgitler yaşıyor.

Diğer belediye başkanlarının da durumları farklı değil. Onlar da biraz oyalayacaklar ve Erdoğan'ın emrini yerine getirmekten başka çareleri olmadığı için kuzu kuzu ikna olup oturacaklar. Bunların içinde birkaç tane delibaş çıkar mı bilemeyiz, çıkarsa da bu ülkede yargı mı var ki de bu delibaşları dinleyip adalet dağıtsın? Pek yok ya, haydi diyelim bazı belediye başkanlarının hiç hilesi hurdası yok, bu yüzden de her şeyi göze alıp Erdoğan'ın isteğini yerine getirmediler. O zaman yerlerinde kalabilirler mi? İçişleri Bakanlığı harekete geçer de bu gibileri görevden almaz mı?

Ana muhalefet partisinden "istifaları istemek ahlaki değil" anlamında bir açıklama yapılmış. İyi tamam da, bunların ahlak terazisi ne hiç düşünüldü mü? Yolsuzlukları önemsemeyip sadece çekilin bir kenara oturun demenin ahlaklılık neresinde ki bunlara karşı yapılacak eleştiri "ahlak" çerçevesinde olsun? Eğer ahlaki değerler önemsenmiş olsaydı yolsuzluklara bulaşmış kim olursa olsun yargının önüne çıkarılmaz mıydı? Peki, bunlar ne yapıyor? "İstifa edin, çekilip bir kenara oturun" diyor.

Dişli'nin istifasıymış, şuymuş buymuş bunların hepsi fasa fiso.

Niye derseniz Fetöcülükte Dişli'yi ağzında taşıyacak AKP içinde filler var filler.

Bu yüzden de AKP içinde bazılarının tanrılara kurban edilmesi ile AKP ve saray iktidarının yolsuzlukları, talanı, yalanı, hak hukuk tanımazlığı, adam kayırmaları, vurgunları asla ama asla temizlenemez.