Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YÜZÜNÜ SOLA DÖNMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 EKİM 2017

12 Eylül faşizminin politik alanı kuraklaştırmaya çalıştığı andan başlayarak günümüze kadar pek çok şey yaşadık. Çeşitli sınıf ve tabakalara seslenen çoğu da var olan sisteme göre kendilerini konuşlandıran partiler bir daha aradıklarını bulamadı ve politikada kartlar defalarca yeniden karılarak bugünkü geldiğimiz noktaya geldik. Sağ ve faşizan eğilimli partiler dini kullanma konusunda tavan yapan politika izlerlerken bir ölçüde de olsa boşalan merkez sağı doldurmak için CHP kendisini merkez sol adıyla yeniden konumlandırdı ve yüzünü de sağa çevirdi. O günden bugüne kadar da CHP’nin yüzünü sağa döndürmesi kimi zaman azalarak kimi zaman da artarak devam etti.

Hiç kuşku yok ki CHP’nin bu politikası geçmişte CHP’yi %42’lik oy oranlarına ulaştıran yığınlardan da etti ve CHP uzun süre %10 ile 20 arasında oy alarak gelip gitti. Onca olumsuzluklar sonrasında ise CHP’nin oy oranı bu kez de %25’lerde çakılıp kaldı. CHP yönetimi bu durumla ilgili bir araştırma yapıp oylarının %25 bandını geçememesini araştırdı mı bilmiyoruz ama bize göre bu noktada kalmasının yanıtı yüzünü sola çevirmemiş olmasından kaynaklıdır.

Durum bu olunca da CHP sürekli olarak sağdan ismi cismi bilinen kimseleri meclise taşıdı ve bu seçim CHP’ye oy getirmek şöyle dursun oylarının bir kısmının da erimesine neden oldu. Sağdan gelen bir iki kişi dışında CHP’nin çalışmalarına ivme kazandıran kimseye de tanık olmadık. İzmir’den aday gösterilen Aytun Çıray’da bunlardan biridir. Aytun Çıray gibi birinin milletvekili gösterilmesi hiç kuşku yok ki İzmirlilere gösterilen bir haksızlıktır. Çünkü Aytun Çıray gibi biri de CHP’nin ve solun oylarıyla milletvekili olmuştur ama sağdan CHP’ye oy getirdiği de söylenemez.

Yazımızda başka örneklere girecek değiliz. Aytun Çıray’ın istifası sıcaklığını koruduğu için sadece bu isme değinmekle yetineceğiz. Aytun Çıray’ın sol ile sosyal demokratlıkla hiç mi hiçbir uzaktan yakından ilişkisi olmamasına karşın onun İzmirlilerin verdiği oylara saygısızlık göstererek istifa etmesi bile seçmen katında CHP’ye eksi puan olarak yansıyacaktır. Öğrenildiğine göre Çıray Meral Akşener’in partisinde kurucu olacakmış. Demek ki neymiş, Aytun Çıray ne zamandan beri CHP’liliği içine sindiremeden milletvekilliği yapıyormuş. Üstelik de pek çok konuda Halk TV’nin konuğu olan Aytun Çıray’ın ekranlarda boy göstermesi bile yukarıda dile getirdiğimiz nedene bağlı olarak gerçekleşmiştir. Yani CHP; sürekli olarak sağdan oy alacağının hesabını sağcılığa prim vererek olabileceğini düşünmüş, oysa milyonlarca emekçinin çıkarlarını savunduğunda yani yüzünü sola döndüğünde sağa oy veren yurttaşları kazanamayacağını sanmıştır.

Önümüzde yerel, genel ve cumhurbaşkanı seçimi olmak üzere üç kritik seçim vardır. Umarız CHP bu kez aynı yolu izleyerek kendi seçmenine yüz çeviren adaylarla yığınların karşısına çıkmak gibi bir yanlışlığa düşmez. Düşerse de yukarıda belirttiğimiz gibi %25 oy bandını geçemez. Geçemeyeceği için de bir kez daha Türkiye AKP ve Recep Tayyip Erdoğan diktatörlüğüne mahkum edilmiş olur.

Bilindiği gibi ülkemizde sol ve sosyalist hareket sağcı ve faşist iktidarlar tarafından büyük ölçüde tasfiye edildiği için CHP’nin sol yanı boş kalmıştır. Korkut Boratav bu konuyu ele alırken sol ve sosyalist solun olmadığı ülkemizde CHP öksüz kalmıştır diye konuya eğilmektedir.

Toplum; AKP’nin belediye başkanlarının istifasına kilitlenmişken Aytun Çıray’la gündemin birazcıkta olsa başka alana kaymış olması bile düşündürücüdür. Çünkü belediye başkanlarının bir kişinin iradesi ile istifa ettirilmeleri, eğer suçluysalar istifada izlenmesi gereken yolun izlenmeden yapılması elbette yerinde bir davranış değildir. Çünkü sözü geçen belediye başkanlarının çoğu doğru dürüst bir yargının önüne çıkarıldıklarında paçayı kurtaracak durumda değillerdir. Mahkumiyetleri ise neredeyse kesin gibidir. Bu yüzden de Erdoğan istifa yolunu dayatarak aynı zamanda da suçların üstünün örtülmesini sağlamakta ve ortaya çıkacak olan yolsuzlukların ortaya çıkması ile birlikte AKP ve saray iktidarına neler olabileceğinin de böylece önlemi alınmaktadır.

Ne yazık ki, bu konu ile ilgili bozacılık görevi de bir kez daha Aydınlık gazetesine düşmüştür. Aydınlık gazetesi gerçeği tam anlamıyla çarpıtarak CHP’nin eleştirel yaklaşımını; “ERDOĞAN ATIYOR CHP KORUYOR” başlığı ile vererek sözüm ona CHP’nin İ. Melih Gökçek’i koruduğunu söyleyerek kime itaatkâr davrandığını da bir güzel ortaya koyuyor.

Anlaşıldı önümüzdeki günlerde politika biraz daha sertleşerek ve kıran kırana geçecek.

Böyle bir ortamda da kim nerede ne için duruyor bir güzel ortaya çıkacak ve sosyalistlerin inat ve kararlıca savundukları düşünceler daha geniş kesim tarafından yeniden tartışılır ve konuşulur hale gelecektir.