Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TGB ve İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 EKİM 2017

Hepinizin bildiği gibi Vatan Partisi, AKP ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’da kimsenin görüp keşfedemediği şeyler keşfetti. Meğer Erdoğan da partisi AKP de Atatürkçüymüş. Daha da ileri gidilerek bu keşfe bir de Amerikan ve emperyalizm karşıtlığını ekledi. Üstelik “vatan savunması” yaptığı yakıştırması da cabası.

Yukarıda sözünü ettiğimiz yakıştırmalar ışığında bu parti ve bu partiye bağlı TGB ise bu yönde sözüm ona politikalar yapıyor. Bu nedenle de 29 Ekim günü Eski TBMM önünden Anıtkabire “İstiklal Yürüyüşü” düzenleyecek. Bir diyeceğimiz yok elbette. Çünkü demokrasinin geçerli olduğu ülkelerde isteyen istediği gibi yürür, görüşlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değildir. Ülkemizde artık demokrasiden söz etmenin olanağı kalmamıştır. Ülke KHK’larla yönetilmektedir. Bu yüzden de pek çok vali OHAL’e dayanarak yasaklamalar yoluna gitmiştir. Ankara Valiliği de yasaklamaları harfiyen uygulayan bir mercidir. Dolayısıyla uzun zamandan beri Ankara Valiliği her türlü gösteri ve basın açıklamalarına yasaklar getirmiş, böyle bir yola başvuranlar ise polis zoruyla dağıtılmaktadır.

Oysa söz konusu TGB olunca kimsenin aklına OHAL şu bu gelmemekte TGB’ye kolaylıkla izin verilebilmektedir. Ankara’da sokaklar TGB afişleriyle donatılmış olup her ne hikmetse kimsenin de engellediğine tanık olmuyoruz. Yanlış anlaşılmasın; bizler asla TGB’nin yürüyüşü niye engellenmiyor, her yere yapıştırılan afişler niye toplanmıyor falan diyor değiliz. Ancak TGB’nin yaptığı benzeri eylemlerin hiçbirisine izin verilmeyip de TGB’ye kolaylıkla izin çıkıyorsa bunun nedenini de sorgulamak isteriz.

Bize göre işin içinde bir iş vardır ve AKP ve saray iktidarı da buna Göre davranmakta Vatan Partisi ile TGB’nin işini bu amaçla bilinçli şekilde kolaylaştırmaktadır. Bu yüzden de TGB’nin “İstiklal Yürüyüşü” ele alınırken bu gerçekler ışığında ele alınmalı ve irdelenmelidir.

Dün mecliste partilerin grup toplantıları vardı. Bahçeli partisinin grup toplantısında yine ilginç sözler söyledi. Neymiş efendim; son zamanlarda Atatürk’e karşı kendini bilmez kanı bozuk bazı kimseler saldırıda bulunuyorlarmış. Bunlara haddi bildirilmeliymiş. Biz bu gibi yaklaşımlara baktığımız zaman hiç de içtenlikli olmayan bir yaklaşım görüyoruz. Niye derseniz; AKP ve sarayın Mustafa Kemal Atatürk’e karşı olan düşmanca tavırları olmasa hangi “meczup” çıkar da sözü edilen hakaretlerde bulunabilir, bunun anlaşılmayacak bir yanı mı var? Eğitim müfredatından Atatürk’ün ismini cismini silmeye kalkan şu an iktidarda olanlar değil midir? Cumhuriyet’i reklam arası olarak gören ve cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atanlar ve cumhuriyetin kazanımlarını bir bir ortadan kaldırmaya yeltenenler siyasi iktidar değil de uzaylılar mı? Madem Bahçeli bu denli Atatürkçüdür niye görmez bu gerçekleri de hamasi sözlerle göz boyamaya kalkışır anlaşılan bir yanı var mıdır?

Bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan’ı ülkenin tek egemeni olarak Beştepe’deki saraya yollayan bizzat kendisi değil midir? Hani bir söz vardır “kazan kazandır” diye. Sayın Erdoğan ülkenin tek hakimi mertebesine yükselirken bu senaryoyu başlatan kişi yoksa Bahçeli değil midir? Peki, bu hizmetinin karşılığında Bahçeli’nin çıkarı ne olmuştur acaba bütün ülkede bilmeyen mi var? O Bahçeli ki, AKP ve saray iktidarının yardımıyla partisinde olağanüstü kongre yapmaya kalkanların eylemini yargı yolu ile önlenmesinin nasıl sağlandığını bilmiyor mudur? Yargı kadre uğrayan Bahçeli’yi kadre uğramaktan mı kurtarmıştır, yoksa AKP ve sarayın emrini mi yerine getirmiştir? O günlerde yaşanan yargı komikliğini hangimiz unutmuş olabilirik ki?

Özetle her şeyin bir karşılığı var. Bahçeli’nin AKP ve saraya ram olmasının karşılığını ise çocuğa sorsanız bilir.

Şimdi gelelim Vatan Partisi ve TGB’ye. Bu partinin içinde öyle sanıyoruz ki kendisine olağanüstü güçler vehmeden kimseler olsa gerektir. Bu kimselerle yakın sohbette bulunma olanağınız olsa kesinlikle iddia edebilirim ki bu kimselerin içinde kendilerini “derin devlet” olarak görenler vardır. İşte bu kimseler öyle görünüyor ki kendilerine vehmettikleri “derin devlet” olma hallerinin tabanını genişleterek yanlarına AKP ve sarayı da almış olmalılar ki kayıklarını kolaylıkla yüzdürebilmektedirler. Yoksa pek çok çevrenin demokratik haklarını kullanmaları dibine kadar yasaklanırken TGB’nin bu yasakların dışında tutulmasının bir nedeni olsa gerektir değil mi?

İlginçtir, cemaat ve tarikat denildiği zaman neden tek başına Gülenciler gelmekte ve bu cemaat tehlikeli addedilirken diğerleri sanki sütten çıkma akkaşıkmış gibi görülmektedir bir açıklaması var mıdır? Evet, Gülencilerin örgütlenmesi basit bir cemaat örgütlenmesi değildi. Bunların uluslararası ayakları, içerde üst düzey ilişkileri, orta boy ve tekelleşmiş şirketleri, okulları vardı tamam da, sanki diğer cemaat ve tarikatlar farklı mı? Her biri bir cıfıt yuvasına dönüşmüş olan ve ticaret şirketlerine dönüşen bu tarikat ve cemaatleri şimdi farklı bir yere mi koyacağız?

Son söz; Cumhuriyet elden gitmiş. Kazanımları birdir ortadan kaldırılmış. Dinci ve gerici bir devlet anlayışı adım adım cumhuriyetin yerine geçirilirken AKP ve sarayla kurulan bağı Vatan Partisi Nereye oturtabilir? Sözümüz TGB saflarında yer alan gençlere değildir. Biz onları sadece uyarıyoruz. Sözümüz Vatan Partisi’nedir, Çünkü bu partiyi yönetenler neye ve kime hizmet ettiklerini çok iyi bilmekte olup Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini de sadece kullanmaktadırlar. Ha evet, Vatan Partisi Atatürk’ü de kullanmasa yığınlara kalkıp ne söyleyeceğini doğrusu merak ediyoruz.

Merak ediyoruz Çünkü Çin’in küreselleşmenin yararlarından söz eden sosyalizminden söz edip Maoculuk yaparak bir taban kazanması da söz konusu olmayacaktır.