Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EKİM DEVRİMİ MORALİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 EKİM 2017

1917 Büyük Ekim Devrimi ile ilgili söylenenleri unutmuş değiliz.

Kimisi kalktı Ekim Devrimi’ni basit bir darbe olarak değerlendirdi, kimisi desteğinin küçük bir azınlıktan ibaret olduğunu ileri sürdü. Petesburg’ta ayaklanan altı yüz bin işçiden söz edilmemesi ise bu büyük devrimi küçük göstermek için buzlama yöntemi olarak belleklere kazındı.

O günden bugüne tam bir asır geçmiş.

Elbette siyasi iktidarın ele geçirilmesi için devrime kalkışanlar çoktan çürümüş bir rejimi devirmek için zor kullanacaklar ve iktidarı ele geçirip proletarya diktatörlüğünü ilan edeceklerdi. Bugüne kadar devrimin otoriterliğini kimseyle tartışmadık tartışmayacağız da. Meşruluğunu bin kez kanıtlamış olan işçi sınıfının öncülüğünde, yoksul köylülüğün bağlaşıklığında gerçekleşen bu büyük halk ayaklanması sömürü, baskı ve zulmün olduğu bir rejimle hesaplaşmak için ayağa kalkmış ve tarihsel rolünü oynayarak sömürüye, açlığı, yoksulluğa ve savaşa karşı öfkesini en doruklarda tutarak sonucu belirleme yoluna girmişlerdi.

Bolşevikler bütün ülkeye yayılan Sovyet iktidarına dayanarak, yüz yıllardır karanlıkta yaşayan, egemen güçlerin kulu kölesi haline getirilmiş uyutulan yığınları hem uykudan uyandırmışlar, hem de karşıdevrimci bütün kurum ve kuruluşları birer birer tasfiye ederek bir umut ışığı olarak halkın şafağına doğmuşlardı. Bu yüzden de Büyük Ekim Devrimi’ni mızmızların, kaçak göçeklerin aksine bizler de aynı coşku ve moralle yıldönümünün 100. Yılında elbette selamlayacağız.

Unutulmamalıdır ki Büyük Ekim Devrimi geri kalmış, çağdışı bir dünyada yaşamaya mahkum edilen milyonların yazgısını değiştirir ve karşıdevrimcilere anladıkları dilden karşılık verirken ve de böylesine bir ülkede milyonların gereksinmelerini karşılamak için sanayi hamleleri yaparken doğmuş olan kimi olumsuz şeylerle mi Ekim Devrimi’ne gölge düşüreceğiz? Ya da dünyayı kana bulamak isteyen Alman faşizminin harekete geçmesi sonrasında Kızılordu’nun hem ülkeyi savunmasını hem de faşizmin belini kırdıktan sonra Doğu Avrupa’da birçok ülkenin sosyalist sisteme geçmesinden rahatsız olanlarla aynı dümbeleği çalanlarla mı koroya katılıp Ekim Devrimi için yok yeterince olgunlaşmamıştı, ya da prometüre doğumdu gibi sözler eden salyalı ağızlara mı prim verip onlara hadlerini bildirmeyeceğiz?

En zor koşullarda demokrasi var mıydı yok muydu tartışmalarıyla koskoca Ekim Devrimi’ne önderlik etmiş Bolşevik Partisi’ne mi çevireceğiz mızrağın sivri ucunu?

Biz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üyelerinin Lenin deyince aklına parti, parti deyince de Lenin gelir. Bu yüzden de Büyük Ekim Devrimi’nin Lenin’siz düşünülmesi olası mıdır?

Sonra Stalin. O tek bir ülkede sosyalizmin kurulacağına ve yaşatılacağına inanan kişidir. Stalin kuruculuk döneminin bir anlamda mimarıdır. Ülkenin sanayileşmesinde oynadığı rolü kim ya da kimler yadsıyabilir? Ya Sovyetleri yok etmek isteyen Alman faşizmine karşı başarılı bir yurt savunması savaşı kimin önderliğinde gerçekleşmiş ve o dönemde olduğu gibi bu dönemde de bütün halk düşmanları Stalin’in adından niye korkarlar acaba? Dün olup bitenlerin maddi gerçekliğini hiçe sayıp bugünün içinden konuşan lafebelerine ise elbette söyleyeceğimiz çok şey olacaktır.

Ki bugün Ekim Devrimi’ne ve sonrasına demediğini bırakmayanlar, ne özel mülkiyetin ortadan kaldırıldığından, ne eğitimin yüksek düzeye çıkarılıp herkesin eşit şekilde yararlanacağı hale getirildiğinden, ne temel gereksinimlerin neredeyse küçük bir para karşılığında giderildiğinden, kültürel sıçramalardan, ülkenin sanayileşmesinden söz ettikleri bile yok. Daha da önemlisi geçmişte halklar hapishanesi haline getirilen Rusya’nın devrimden sonra halkların özgür bir Sovyet yurttaşı olduğundan bile haberleri yokmuş gibi davranılması olsa olsa sosyalizm düşmanlığı ile açıklanabilir ki, bizler böylelerinin her dönemde tanığıyız zaten. Bu gerçekleri bir yana bırakıp küçük küçük olumsuzlukları dev yapanların çabaları ise ne Büyük Ekim Devrimi’ne gölge düşürebilir ne de sosyalizme.

Biz daha işin başında Gorboçov’un karşıdevrimci olduğunu söyledik. Kaldı ki eşyayı adıyla çağırırsak Yeltsin sarhoşu mu konuşulabilir Büyük Ekim Devrimi ve sosyalizmin yanında? Ya da bugün Troçki’yi haklı çıkarmaya kalkanların Ekim Devrimi gibi dünyanın iklimini ta kökünden değiştiren bir devrimin yanında esamisi mi okunur? Kruçev gibi parti içinden dönüş yoluna direksiyon kıranlara ve Batı’ya propaganda malzemesi yetiştirmeye çalışan Soljenitsin gibilerle mi anlayabiliriz insanlığın geldiği bu yeni durağı?

Ekim Devrimi; yıkılmaz sanılan sömürücülerin nasıl yıkıldığını gösterdi bütün emekçilere. Onlara moral ve güç verdi. Sömürücülerin yarattığı sorunların nasıl çözüleceğini öğretti. İşsizliğin nasıl tarih olduğunu, bilimsel ve her türlü kültür ve sanatsal konularda nelerin başarıldığının da tanığı değil miyiz?

Sovyetlerin ve sosyalizmin yıkılışından sonra dünya kapitalist emperyalist sistemi adına konuşan liberal nal toplayıcılar bugün o yaşanan sosyalizme demediklerini bırakmıyorlarsa insanlığı sömürü batağına itmek, savaşlarda kanlarının oluk oluk akması, dinsel yobazlık içinde umarsız bir şekilde kıvranması ve nihayet kapitalist emperyalist sistemin sonsuza kadar var git sürmesi için böyle bir görev üstlenmişler. Milyarlarca insana söylenen yalanların hüküm sürmesi için göz boyamaya kalkanlara karşı Ekim Devrimi’nin yüceliğinden kim ne yaparsa yapsın bir toz zerreciği bile koparacak kadar öğretisel üstünlüğe sahip değillerdir.

Büyük Ekim Ekim Devrimi kıyıya vuran dev bir dalga idi geri çekildi. Geri çekilirken de bizlere öyle büyük dersler bıraktı ki sonuçta bu gerçeği görmek istemeyenler ve küçük düşürmeye çalışanların, insanlığa vereceği hiçbir şeyleri yoktur. Ama bu mirasa sahip çıkanların ve çıkacak olanların insanlık tarihinde yerleri zaten bellidir.

Sovyetlerin ve sosyalist Sistem’in yıkılışını bir yenilgi gibi gösterenlerin çabası nafiledir. Nafiledir çünkü bu mirasa sahip çıkanlar tarihi haklılıklarının yanında eksikliklerini de yeterince gören kimselerdir. Evet, doğrulup ayağa kalkacağız ve Büyük Ekim Devrimi’nin bizlere öğrettikleriyle bir kez daha ona düşmanlık duyanların nefesini keseceğiz. Büyük Ekim Devrimi bunun için yeterince bizlere zengin bir miras bırakmıştır.

Şan olsun Ekim Devrimi’ne!

Şan olsun Sosyalizme!