Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CUMHURİYET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 EKİM 2017

Bugünkü yazıma Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle başlamayı gerekli görüyorum.

“Türk Milleti’in karakterine en uygun cumhuriyetir.

Cumhuriyet, ahlaksal erdeme dayanan bir yönetimdir.

Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir yönetimdir.

Cumhuriyet yönetimi, erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir.

Sultanlık, korkuya, tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir.

Aradaki fark budur. (1925)

Bugün Cumhuriyet’in kuruluşunun 94. yılıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne geçen sure içinde geriye ne kaldı diye sorarsanız üzülerek söylüyorum ki Türkiye sermaye güçlerinin de isteği ve çabasıyla cumhuriyet ve kazanımları budana budana AKP iktidarına kadar gelindi. Dinci ve gerici çevreler Kurtuluş Savaşı ile başlatılan savaşta emperyal güçlerle birlikte yenildikleri için tarih sahnesinden inmek zorunda kaldılar. Ancak bunların bire bir ortadan kalkması olası olmadığından perde arkasından hesaplaşmalarını ara vermeksizin sürdürdüler.

Bu mücadelede cumhuriyetin gelmiş geçmiş iktidarlarının ödünleri ile palazlanıp dış güçlerin emrinde birer gladyoya dönüşerek komünizm karşıtı tutum ve davranışlarıyla Sosyalist Sisteme ve Sovyetlere karşı görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiler.

!2 Eylül 1980’le belirgin bir şekilde gericiliğin ve dincilerin sırtını sıvazlama işlevi hız kazandı, Turgut Özal döneminde daha da etkili hale gelerek iktidara oynamaya başladılar.

Sonuç olarak uluslararası bir projenin parçası olarak kurdurtulan AKP kuruluşu sonrası katıldığı ilk seçimde %35 civarında aldığı oyla meclisteki sandalyelerin büyük bir bölümünü alarak iktidar oldu. Bu iktidarla birlikte dinci gericilik tavan yaparken emperyalist dünya ile kurulan ilişkilerse en üst düzeye taşındı. Artık AKP iktidarı emperyalist/kapitalist güçlerin bir dediğini iki etmeyerek Türkiye’nin talana açılmasına sonuna kadar kapı araladı. Ülke varlıkları ne var ne yok birer birer özelleştirme bahanesiyle yabancılara yok pahasına peşkeş çekildi. Cumhuriyet’in kazandırdığı ne kadar kurum ve kuruluş varsa elden çıkarılıp sermaye güçlerinin eline teslim edildi. Bankacılık sisteminde de aynı yol izlendi.

Türkiye emperyalist güçlerin isteklerini AKP iktidarıyla bir bir yerine getirir oldu ve Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan bölgede emperyalist ABD ve koalisyon güçlerinin isteklerini iki etmedi. Zaten bizler bugün bu arlanmaz, utanmaz politikanın sonuçlarını bölgede bütün ağırlığı ile yaşıyoruz.

Türkiye, cumhuriyetin savunduklarının aksine artık şeyhler, şıhlar, müridler ve meczublar ülkesi haline getirilmiş olup tarikat ve cemaatler devletin her kademesinde belirleyici hale gelip fink atmaya başladılar. Sonuçta gericiliğin, rezilliğin, sefilliğin, korkak ve alçaklığın Fethullah Gülen hareketiyle ülkemize neye mal olduğunu hepimiz bütün çıplaklığı ile gördük. Fakat değişen bir şey olmadı. Fethullahçı Cemaatin yerini bu kez de beş fazlalığı ile diğer tarikat ve cemaatler aldı. Bu dinci kuruluşlar bu iktidarın eliyle bugün sosyal yaşamımızda söz ve karar sahibi oldular.

Özgür düşünen, yaratan ve davrananların yerini bir kişiye bağlılığını her aşamada ifade eden bunu da matah bir şeymiş gibi söze döken kimseleri görüyorsak bilinmelidir ki bu anlayış cumhuriyet öncesi sultanlıktan devralınmış bir miras olup cumhuriyetin insanlarımıza kazandırdığı ahlak ve erdemin yerinin yukarıda saydığımız değerlerin almasıdır ki bu da cumhuriyetin ülke yaşamında öneminin geniş halk kitlelerinin anlamasına yeter de artar bile.

Dün İ. Melih Gökçek’in istifa etmesi sonrası yaptığı konuşmayı alın, bu konuşmayı bir cumhuriyet insanın yapıp yapmayacağını varın siz düşünün. Cumhuriyet’e bilmem kaç yıllık bir reklam arası eleştirisi getirenleri unutmamalıyız. Bunlar AKP’nin milletvekilleriydi. Bunların özlemleri cumhuriyet değilse ne olabilir diye soruyorsanız yanıtı sultanlıktır.

Yani; Mustafa Kemal Atatürk’ün korkak, alçak, rezil ve sefil olarak değerlendirdiği ahlaktan ve erdemden yoksun sultanlık.

Cumhuriyetin kazanımlarını ortak bir payda sayıp Bütün demokrasi güçlerini asgari müştereklerde buluşturmak ve mücadeleyi yükseltmek hepimizin görevidir.

Bunun için zaman yarın geç olabilir.

Hemen şimdidir…