Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UÇUYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 EKİM 2017

Ekonomi Bakanı Zeybekçi “ekonomi uçuyor” dedi, ekonomi değil de arka arkaya bindirilen zamlar aldı başını gitti. Daha aradan üç gün bile geçmeden benzine yapılan 9 kuruşluk zam'a 12 kuruşluk zam daha eklendi. Böylece benzinin litresi oldu beş lira elli kuruş. Motorine ise 17 kuruş zam yapıldı o da oldu 4 lira 93 kuruş.

Önüne gelen şimdi çıkar yalan üstüne yalan atarak sözü benzini halkın kullanmadığına kadar getirebilir. Çünkü onlara göre arabası, şunu bunu olmayanlar zaten benzin kullanmadıkları için bu zamlardan etkilenmeyecektir. Oysa bu üçkağıtçı takımı bilir ki benzine zam gelirse toplu taşıma hizmetlerinden ekmeğe kadar ne varsa hepsine bir güzel zam bindirilir.

AKP ve saray ülkeyi ne kadar güzel yönetiyor değil mi? Üretim yok. Yapılan köprüler, tüneller, yolların parası halkın sırtından çıkarılıyor. Ülke OHAL’le yönetildiği için kimsenin başını kaldırıp da; “ne oluyor yahu” diye soracak hali de yok. Sormaya kalkanların hali ortada. Bu yüzden bir sürü gazeteci içerde. Onca insan aylarca içerde kaldı, niye kaldığını bile anlamış değiller. Hukuk yok, adalet yok, hak yok. Yurttaşın çıkıp da hakkını araması zaten olanaksız hale gelmiş.

Sizin anlayacağınız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir ülkenin tek kişi tarafından nasıl yönetileceğini bu ülkenin yurttaşlarına dibine kadar öğretmiş oldu.

Bu iktidarın sadece muhaliflerine zarar verebileceğini düşünenleri de gördük. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş görevinden ayrılırken hangi koşullarda liderine ve partisine bağlılığını açıkladı bilmiyoruz ama eğer; olup bitenleri sinesine çekip bir köşeye çekildi ve bundan sonra kendisini İslam’a hizmete vereceğini söylediyse bilinmelidir ki başkanlık yaptığı dönemde İstanbul’un ne denli yağmalandığı ve üzerine bu şekilde gidileceği içindir. Yoksa Kadir Topbaş’ta en az Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur kadar direnir ve de farklı bir tavır koyarak gidebilirdi. Oysa o ne yaptı? Partisine ve liderine bağlılığını içinden geçmese de bir güzel açıklayarak çekip gitti.

Ankara Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’te Kadir Topbaş’tan yüz kere fazlası olan eksiği olmayan biri. Önce mırın kırın etti. Sonra onu sarayda gördük. Dışarıya yansıdığı kadarıyla oğlu Osman pazarlığı yapıldığını da sarayda yapılan cumhuriyet resepsiyonunda öğrenmiş olduk. Çünkü çağrılılar arasında Osman Gökçek de vardı ve Sayın Erdoğan’ın çok yakınındaydı.

İ. Melih Gökçek’in ettiği sözler hâlâ kulağımızda çınlıyor. Liderinin emriyle istifa emişmiş de, liderine bağlıymış da gıvır zıvır ve de kişilikten yoksun şeyler. Eh insan bu kadar gebe olursa elbette sesini çıkarmadan kuyruğunu kısarak gidecektir. Melih Gökçek de kuyruğunu kısarak gitmiştir. Önümüzdeki günlerde İ. Melih Gökçek ve Sayın Erdoğan arasındaki pazarlığın da ne olduğunu nasıl olsa öğreneceğiz.

Hem Kadir Topbaş’ın hem de İ. Melih Gökçek’in gidişi Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur’un gidişine benzemediyse aradaki farkı iyi okumak gerek. Anlaşılıyor ki Edip Uğur kendisine güveniyor ve sonuna kadar istifa et dedikleri için değil de tehdit edildiği için hem görevini bıraktı hem de AKP’den istifa etti. Giderken de kendisine yapılanları kamuoyu ile paylaşmaktan da geri durmadı.

Bir süredir istifası ile ilgili baskı altındaydı bunu Bütün Türkiye biliyor. Ancak tehditlerin kendisinden sonra ailesine kadar uzanmasını ise pek bilen yoktu. AKP’liler ve AKP’ye yakın duranlar bu istifayı olağan karşılayabilir ve de “Reis”in emrinin yerine getirilmiş olmasından dehşet mutluluk da duyabilirler. Ancak işin içinde sakat bir yan var. Kim ya da kimler nasıl olur da hem Edip Uğur’u hem de evlerine kadar giderek ailesini tehdit edebilir? işte bunun ne anlaşılır yanı vardır ne de Kabul edilebilecek bir yanı. Sanki ülkemizde bir mafya teşkilatı devlet eliyle kurulmuş bu teşkilat birilerinin işine gelmeyenleri rahatlıkla tehdit ediyor. Kendisiyle başaramadıkları işi ailesinin başına geleceklerle tehdit etmeye kadar götürüyorlar işi ki bunun hiç mi hiç bildiğimiz klasik mafya anlayışından farkı yoktur.

Eh bir de bunun yargı tarafı var. Edip Uğur gerçekleri gözyaşı içinde çıkıp Bütün Türkiye’ye açıklamışsa savcıların harekete geçmesi gerekmez mi? Eğer geçmiyorlarsa bulundukları makamın neye yaradığını Türkiye kamuoyuna anlatabilirler mi?

Bu konuyu kim ki basite alır ve olur böyle şeyler cinsinden kabul eder susarsa bilinmeli ki 2019 veya daha erken yapılacak seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan yine seçimi kazanmış sayılacak ve Beştepe’de oturmaya devam edecek. TBMM’de çoğunluk yine ellerinde olacak, yerel seçimlerde üstünlük kazanmış olacaklar.

Yok, olmaz mı diyorsunuz? Eğer öyle diyorsanız 16 Nisan referandumunda YSK’nın oynadığı rolü ve göze aldıklarına bir bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Hem de bu kez iş işten tamamen geçmiş olacak.

Bu da böyle bilinsin!