Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAYDİ İYİSİNİZ İYİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 KASIM 2017

Türkiye ekonomisi coşuyor

Ekonomi Bakanı Zeybekçi söyledi, diğer AKP’liler de onu aynen onaylıyor.

Oysa;

Ülkede işsizlik almış başını gitmiş. Üretim yok, dışalım çok. Borçlandıkça borçlanmışız. Durmadan borç faizi ödemekten anamız ağlamış. Her gün bindirilen zamlarla yurttaşların beli kırılmış. Vurgun ayyuka çıkmış, yandaş işadamları kayırıldıkları için semirdikçe semirmişler. Kasaları para dolmuş, malları mülkleri arttıkça artmış. Bankalar yabancıların eline geçmiş. Bazı önemli bankalarsa Varlık Fonu’na devredildiği için yabancıların eline geçmesi an meselesi olmuş.

Enerji konusunda tam bir talan söz konusu. Yerli kömürlerimiz çıkarılmıyor ama dışarıdan alınan kömürlere milyarlarca para ödeniyor. Ülkenin elinde bulunan kömür madenlerinde koşullar iyileştirilip hakkıyla üretim yapılacağı yerde parça parça özelleştirilerek satılmak isteniyor. Şeker fabrikalarının durumu da aynen böyle.

Kağıt üzerinde büyümeden söz ediliyor ama vatandaşın cebine baktığınız zaman cepken delik cep delik. Kentler, kıyılar, orman arazileri yağmalanmış. Ortada durmadan dikilen beton yığınlarından başka yani inşaat sektöründen başka dişe dokunur bir şeyin yapıldığına tanık olamıyoruz. Yani ne sanayi için yatırım söz konusu ne de tarım için. Yabancılarla ara bozulduğu için oralardan da artık yatırım söz konusu değil. Mehmet Şimşek gitmiş İngiltere’de uluslararası şirketleri iknaya çalışıyor.

Bütün bunların içine bir de tarikat ve cemaatler sokulmuş. Bunların din alıp sattıkları yetmiyormuş gibi bu kez de her alanda olduğu gibi ticari alana da el atmışlar, Allah ne verdiyse ye el açıp vurgun vuruyorlar.

Kamu kurumlarında tepeden tırnağa bir israf ki sormayın gitsin. Ortalık lüks araçlardan geçilmiyor. Devlet kurumlarının ödediği kiralarla birkaç yıl içinde bina alınır ama bu konuyu düşünen kim? Ortada yağma Hasan’ın böreği kapanın elinde kalıyor. Salt bu yüzden kamu kuruluşlarının Sayıştay denetimi sorunlu ya da denetlenemiyor.

Şimdi gelelim ülkemiz insanlarının durumlarına:

İşçilere kadro yok. Taşeronların elinde köle gibi çalışıyorlar. Aldıkları üç kuruş ise ev kiralarını bile karşılayacak durumda değil. Pek çok çalışan aylarca maaşlarını alamadan çalışıyor. Sonra da kapının önüne konulduklarında işçilerin alacaklarını alana aşk olsun. Sendika kurulamıyor. Kurulsa bile bizzat patronların kontrolünde ve denetiminde kurulabiliyor ancak. Greve gitme ve toplusözleşme yapma haklarını kimse kullanamıyor. Yani işçilerin köle gibi yok pahasına çalışmalarının yanında iş güvenliğinden ve her türlü sosyal haklardan mahrum olmaları da cabası…

Çiftçinin durumu ise içler acısı. Ürettiğini ya yok pahasına satıyor ya da sattığının parasını alamıyor. Gübreydi, ilaçtı, makineydi, alet edavattı, mazottu ateş pahası olmuş el yakıyor. Çiftçinin ürettiği çoğu zaman da elinde kaldığı için tarım toprakları arka arkaya boş bırakılıyor. Devlet desteği yok, çiftçiyi koruma kollama yok. Bunun yerine dışalımlarla çiftçinin beli daha da kırılırken ülke ekonomisi de batağa saplandıkça saplanıyor.

Memurların iş yükü altında canları çıkıyor. Aldıkları üç kuruşla geçimlerini sağlamak için bin takla atmak zorunda kalıyorlar. Göstermelik sendikalarının yaralarına bir merhem olmadığı da bir gerçek. İktidar yanlısı bir sendika tarafından memurlar çoktan satılmışlar. Üç kuruşa talim ettikleri yetmiyormuş gibi ne iş garantileri var ne de gelecekleri. Her an iktidarın en tepedeki yetkilisi tarafından kapının önüne konulma riskleri var. Sizin anlayacağınız devlet çarkını döndürenlerin kendi çarkları dönmüyor.

Askerler canlarını ortaya koyarak görev yapıyorlar. İktidar tarafından TSK üzerinde oynanan oyunlar yüzünden her şeyin karmakarışık olması bir yana onca iş zorluğu içinde olmalarına karşın kazandıkları da ortada. Aynı durum polisler açısından da farklı değil. İşin daha da kötüsü iktidar yandaş polis gücü oluşturmak hesabıyla ülkemizin geleceği açısından büyük bir tehlike yaratmış durumda. Aynı şeyler ordu için de geçerli.

Emekliler için ne söyleyebiliriz ki? Yeri geldiğinde emekliler için konuşan çok ama onların yaşamlarını iyileştirmek için en küçük bir adım atılmıyor. Sizin anlayacağınız dünün çalışanı emekli çalışırken de açtı şimdi ise açlığı ve sefaleti iki katına çıkmış durumda.

Siftah yapmadan dükkanını kapatan, hacizle, borçla boğuşan esnafların durumunu ise anlatmaya ne hacet, onlar da binmişler bir alamete hep birlikte gidiyorlar kıyamete.

İşadamları da bu iktidarla birlikte ayrıştırılmış. Yandaş ve yandaş olmayanlar olarak iktidar katında değer görüyorlar. Yandaşlara kazanç için bütün kapılar açık, yandaş olmayanlara ise her türlü baskı var. Bu baskıları her gün görüyor, tanık oluyoruz. Patron kesimi bana sorarsanız bugünkü çektiklerini misliyle hak ettiler. Çünkü bu iktidar ile birlikte kendilerine gün doğduğunu düşündükleri için her aşamada iktidarı desteklemekten vazgeçmeden bütün gerici değişiklikleri alkışlamakla yetindiler. Ama şimdi onların da halleri hâl değil.

Gençler iktidar için potansiyel tehlike. Öğrenimleri boyunca yokluk nedeniyle çektikleri kendilerine yetmiyormuş gibi öğrenimleri bittikten sonra da yaşamlarını sürdürecek iş bulmaları olanaksızlaşmış. Öğrenci gençliğin eğitim müfredatında çektiğini çekebilecek varsa beri gelsin. Her gün yeni bir durumla karşılaşıyorlar. Gençlerin büyük bir bölümü de imam hatip okullarına yönlendirilerek kafalarının içindeki ışık söndürülmek isteniyor.

Uzatmayalım ülkenin ve ülke yurttaşlarının pür melali bu.

Şimdi soruyoruz;

İŞÇİLER, EMEKÇİLER, MEMURLAR, ÇİFTÇİLER, ESNAFLAR, GENÇLER VE HATA PATRONLAR NASILSINIZ İYİ MİSİNİZ?

İYİSİNİZ İYİ!..