Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÜLDEREN GÜRCAN’I KAYBETTİK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 KASIM 2017

Gülderen Gürcan'ı kaybettik acımız büyük.

Ekin Sanat Dergisi’nin son sayısında şunları yazmıştı:

“…
Şu anda geçici olarak yatağa bağımlıyım. Emin olun, bildiri dağıtırken polislerden kaçtığımız günleri özledim.

(....... - İzin alındıydı…

- Hani bakalım…

- Fiyyüüüt, tüyün.

- Ahan da yakalandım.

- Gebertin, zıbartın şunu… izin almışlarmış.

- Sen de sonuna kadar okumasaydın.

- Yer misin yemez misin

- Uy anamlar…yerim, yerim.

Ne diyeyi.m şeytan azapta gerek…

Öyle değil, böyle zıbar.

Yakışmadı. (hüngür..)
………….”

Yazdıklarının devamı da yazdıklarının başındaki gibi hüzünlü.

İnsana en acı veren şey ne deseniz, yitirdiklerinizin arkasından bir şeyler yazmak derim. Çünkü bunlardan bazıları vardır ki, sonuna kadar güveneceğiniz dostlardır ve siz onları yitirdiğiniz zaman öyle bir kayba uğruyorsunuz ki ne eliniz tutuyor ne de ayağınız. Gülderen Gürcan Ömer Gürcan’ın ablası. Ömer Gürcan’ı yitirdiğimizde de aynı duygular gelip üzerime çullanmıştı şimdi de öyle oldu.

Biz Ömer Gürcan’la neredeyse her gün görüşür, karşılıklı düşün alışverişinde bulunurduk. Bazı gelmediği zamanlarda ise o beni telefonla arar konuşacağımız önemli şeyler varsa telefonda konuşurduk. Tabi konuşmazsak kuşkusuz dünya falan yıkılmazdı ama niyeyse bir araya gelmeden edemezdik. Partide ne günlerimiz geçti. Sonra Ömer Gürcan bizi bırakıp gitti. Onu her anımsadığımda içime acılar çörekleniyor.

Konu ablası Gülderen Gürcan’da olsa Ömer Gürcan’ı anımsamadan olmaz. Çünkü konuşmalarımızın arasında en çok da Gülderen Gürcan’ın adı geçerdi. Ömer Gürcan’ın farklı bir espri yeteneği vardı. Kimi olsa tiye almaktan hoşlanırdı. Zaman zaman da telefonda ablası ile benzer konuşmalar yapar içtenliği ve sevgisiyle bizi güldürürdü. Ömer Gürcan ayrıca Gürcan ailesinin her sorunu ile yakından ilgilenir, onları bir araya toplar eğer o gün gelememişse bilirdim ki kardeşleriyle birliktedir.

Gülderen Gürcan partiye pek gelemezdi. Ayaklarından ve kalbimden şikayetliydi. Ama her gün gelmiş gibi bir şekilde aramızda olmayı başarırdı. Telefon eder, aramızda olamayışını sağlık sorunlarına bağlar ve uzun uzun hâl hatır sorardı.

Bende Biraz telefona bakma özürlü olduğum için zaman zaman kaç kez aradığı olurdu da neden sonra bakardım ki pek çok arama var ben dönerdim kendisine.

Gülderen Gürcan; Ömer Gürcan’ın ablasıydı ama o artık benim de ablam olmuştu. Ankara’daki ablam aradığı zaman beni nasıl bir duygu seli alıp götürürse Gülderen Gürcan aradığı zaman da aynı duygu seline kapılırdım.

Şimdi artık o yok. Onu Karşıyaka mezarlığında sonsuzluğa uğurlayacağız.

Sabah partiye geldiğimde telefonum çalmayacak, Gülderen Gürcan telefonla da olsa Halimi hatırımı sormayacak.

Şu Gürcan ailesi yok mu, gerçekten bunları anlatmak zor. Hele bir de yoldaşınız, kardeşiniz olmuşlarsa daha da zor.

Kardeşimi Tevfik’i yitirdiğimde Ömer Gürcan yanımdaydı, acımı hafifletti. Ömer Gürcan’ı yitirdik, acım bir türlü hafiflemedi, yani katlandı.

Şimdi de Gülderen Gürcan’ı yitirdik. Katlanan acılarla yaşamak inanın dostlar kolay olmayacak.

Çok zor olacak çok.