Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GERÇEKLER DİRENGENDİR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 KASIM 2017

Gerçekler direngendir.

Biliyorsunuz Barzani ABD ve Batı’ya güvendi ve bağımsızlık referandumu gerçekleştirdi. Bağımsızlık referandumunun Kabul edilmesinin arkasından ise çeşitli güçler devreye girince emperyalist dünya Barzani’nin arkasında durmadı ve çeşitli güçler harekete geçince Barzani güçleri Kerkük’ü terk etti, referandum da geri alındı. Bir başka deyişle emperyalist dünyaya güvenen Barzani de ulusların kendi yazgısını belirleme sayıklaması içinde olan bir kısım solcu çevrelerde dımdızlak ortada kalıverdiler.

Ulusların kendi yazgısını belirleme yol ve yönteminin geçmiş dönemlerdeki gibi olmadığı anlaşıldı. Geçmişte burjuvazi de dahil işçiler, köylüler mücadelede önemli bir rol oynamaktaydı. Bu yüzden de mücadelenin yüzü ister istemez ilerici bir öze dönüktü. Bugünün burjuvazisi ise hem olabildiğince gericileştiği hem de emperyalizmle can ciğer kuzu sarması olduğu için mücadele istenilen doğrultuda gitmiyor. Yine dün; bütün ulusal kurtuluş mücadelelerini destekleyen bir sosyalist sistemin ve Sovyetlerin olması mücadeleye güç ve ilerici bir öz kazandırdığı için gelişmeler emperyalist/kapitalist dünyanın karşısına çıkmak ve daha ileri adımlar atmak zorundaydı. Bugün işin rengi değişti, bu yüzden de o bildiğimiz yöntemler büyük ölçüde tarihin raflarına kalkmış oldu. Bu yüzden de ezen ulus – ezilen ulus kavramı çerçevesinde söylenenlerin bile bir değeri kalmadı.

Hepimizin bildiği gibi Kürt toplumunda Barzani ailesi önemli bir yer tutar. Bu yüzden de Kürtler arasında Barzani gerçeğini bilmeyen hemen hemen yok gibidir. Barzani ailesi uzun zamandır ABD başta olmak üzere Batı dünyası ile oynaşma içerisindedir. Özellikle ABD Irak’ın işgalinden de çok önce Kürt bölgesini kendi isteklerine göre düzenlemeye çalışmakta, burasını bölgede gerek duyulacak askeri, siyasi ve ekonomik olarak her türlü değişiklik hedefine uygun olarak kullanmak için dizayn etmiştir. ABD’nin müttefiki konumdaki Barzani böylece ABD’nin desteği ile özerklik elde etmiş ve de bağımsızlık sözü almıştır.

Böylece bu bölgede emperyalistlerin elde ettiği olanak ABD, Barzani Kürt Bölgesi ve İsrail arasında tam bir şeytan üçgenine dönüştü. Bu üçgene Turgut Özal’dan bu yana Türkiye’yi de ekleyebiliriz.

Barzani hareketi bağımsızlık referandumu sonrası büyük bir bozguna uğramıştır. Çünkü aldığı kararların arkasında duramamış, birlikte davrandığı emperyalistler başta ABD olmak üzere kendisini yalnız bırakmışlardır. Sözgelimi eğer ABD referandum konusunda yalpalamamış olsaydı belki de sonuçları Barzani lehine değiştirebilirdi. ABD bunu yapmadı. Aksine bölgede tam olarak ne yapmak istediği de belirsiz hale geldiği için ABD emperyalizminin de son yaşananlarla birlikte konumu iyice sarsılmış oldu. Bugün dünyanın ve bölgemizin en önemli gücü olan ABD’nin çıkışsızlığı hemen Bütün dünyanın malumu haline geldi.

Sovyetlerin yıkılışından sonra ABD’nin hemen her tarafta işgal hareketlerine girişmesi Yeni Dünya Düzeni için söylenenlerin aksine Bütün gerçekleri gözler önüne serdi. ABD, bölgemizde kendisiyle birlikte davranacağını umduğu Ilımlı İslam hareketleri örgütledi. Bu politikasında da en çok Sünni İslam’a dayandı. Emperyalist dünyanın yardımı ile kurulan İslami terör örgütlerinin bölgede yaptıklarının hepimiz bilincindeyiz. ABD süreç içinde kendi yarattığı canavara bile hükmedemedi ve bölgede Şii faktörü öne çıktı. İran böylece bölgede en önemli aktöre dönüştü. ABD işlerine karıştığı ülkelerin kendi iç dinamiğini kolaylıkla bir şekle sokacakken Rusya’nın da devreye girmesiyle birlikte ABD’nin planları hepten çökmüş oldu. Yine ABD’nin ortaya çıkarıp öne sürdüğü güçler kendi başlarına başka bir deyişle özerkleşerek başka işbirlikleri kurma yollarına gittiler.

Bölgede yaşanan bunalım ortadadır. ABD ne yardan ne de serden geçebilmektedir. Onun istediği şey bütün bölgeyi şu ya da bu şekilde elde tutup yöneterek kazançlı çıkmaktır. Bunu da yapacak gücü açıkça söz konusu bile değildir.
Ortada belirgin bir şekilde bir bunalım söz konusudur. Tartışmalara soldan dahil olup kaybolmak yerine konu ile ilgili daha tutarlı düşünceler üretmek gereklidir.

Emperyalist/kapitalist sistem uzun yıllar kendisini sosyalizm, emek düşmanlığı ve komünizm karşıtlığı üzerinden diri tuttu. Bugünse farklı bir konumda olduğumuz için sermaye güçleri dayanışma yerine birbirlerinin gözünü oyar konumdadır. Eh bu yeni duruma bakılırsa emek güçlerinin önüne devrim için daha da elverişli koşullar çıkarmakta olup bu gerçeğin doğru ve etraflıca bir analizini yapmayı da gerekli kılmaktadır.

Sonuçta bölgemizde ve ülkemizde yaşananlara bakılınca biz sosyalistler de var olan gerçekliğe tek tek ışık tutarak yepyeni saptamalar yapmalı ve yığınların karşısına daha çarpıcı ve yürekli çıkışlarla çıkmanın bir yolunu mutlaka bularak neye ne deniyorsa söyleyerek sosyalist güçlere alan açmayı mutlaka başarmalıyız derim o kadar.