Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YÖNETMEK VE YÖNETİLMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 KASIM 2017
 
Türkiye yönetilemiyor. Yönetiliyor görünse de Cumhuriyet tarihinde bugüne kadar bu kadar kötü yönetilmemiştir.

Sonunda Recep Tayyip Erdoğan’da anladı ki bu böyle gitmeyecek. O da kendi meşrebine göre sorunlara yanıt arıyor. Partisinin içinde başlattığı temizlik bir işe yarar mı bilinmez ama kimsenin gözünün yaşına bakmaksızın tek kişinin iradesini herkese ama herkese duyumsatmak istiyor. Görevden almalar bir işe mi yaradı, Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlenmesine ortam mı hazırladı? Bizim gördüğümüz kadarıyla hiçbir işe yaramış görünmüyor. O Bütün güçleri elinde toplamak istiyordu, Anayasa değişikliği ile birlikte bu gücü elde etti ama AKP’ye de karışması için partili cumhurbaşkanlığını getirmesi gerekiyordu, onu da getirdi, şimdi biraz da böyle oyalanacaktır.

Olup bitenlere baktığımız zaman Erdoğan’ın kazançlı çıkmadığını görüyoruz. Bir yandan güç yitiriyor, bir yandan da yandaşları arasında bile otoritesi büyük ölçüde sarsılmış durumda. Bu yapıyı oluşturan hasletlere baktığımız zaman olumlanacak bir şey yok. Bu yapı kendi arasında ranttı, köşeye dönmekti, vurgundu, talandı anlaşmışlar şimdiye kadar da işi çıkar ortaklığında iyi kötü götürüyorlardı. Ancak durum değişti. Erdoğan’ın bazılarıyla öküz öldüğü için ortaklığı da bitti. Bu yüzden de bunları bir arada tutan harcın çimentosu bir toprağa dönüştü ve giderek çözülmeler de kim ne söylerse söylesin hızlandı.

Recep Tayyip Erdoğan 2019 seçimlerinde göreceksiniz yaşamının kumarını oynayacak. Ancak elinde tuttuğu kağıtlar ne kadar üst perdeden blöf yaparsa yapsın kazanmasına yetmeyecek ve seçimi kazanamayarak don gömlek ortada kalıverecektir.
İş bu noktaya gelip dayanınca Erdoğan’da ister istemez başka ittifaklara yanaşmak zorunda kalacak, şişirme “Dünya Lideri” sanı da yerle yeksan olup yıkılacaktır.

Erdoğan bugün anti-Amerikancı bir söylemle ortalıkta dolaşmakla kalmıyor. Bir yandan da Atatürk’e sahip çıkar görünerek yeni bir posta bürünüyor. Şu molla takımının gelişigüzel konuşmaları bu yüzdendir ki artık Recep Tayyip Erdoğan tarafından rahatsız edici bulunuyor. Önceki gün TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın İttihatçılarla ilgili sözlerine; “o sizin söylediğiniz gibi değil, onlarda memleket için çare arıyorlardı” demesi dikkat çekici.

Peki, Recep Tayyip Erdoğan seçimi kazanamayacağına iyice kanaat getirirse ne yapar? Ne yapacağı bellidir. Mecliste yer alan diğer muhalefet partilerine şimdiye kadar hiçbir şey olmamış gibi yanaşır ve masaya oturarak al gülüm ver gülüm bir iktidar paylaşımına gidebilir. TBMM’de bu çözüme yanaşacak partilerin varlığını da zaten biliyoruz.

Topluma karşı; vatan, millet, Sakarya, ülkenin kötü gidişten kurtulması üzerine bir güzel nutuk çekilip ne denli özveride bulunulduğundan söz edilip bir güzel de ortam hazırlanırsa hem tepetaklak giden Erdoğan kurtarılmış olur, hem de topluma dönülüp “ne yapalım bu kötü gidişe karşı başka yol yoktu” denilerek işin içinden çıkmak kolaylaşmış olur. Bu laf ebeliğine Perinçek bile havlu atmış milli hükümet düşleri görüyorsa diğerleri niye bu ortaklığa rıza göstermesinler değil mi?

Bugüne kadar AKP’yi oluşturan güçlere baktığımız zaman tarikatıydı, cemaatiydi, şunlardı, bunlardı zaten bir bloğu oluşturuyorlardı. Ne var ki artık bu blokla işlerin götürülmesinin olanağı kalmamıştır. Yeni durumda güçlü devlet düşüncesi pompalanıp MİT’iydi TSK’sıydı bir güzel görüntü de verilmiş olursa bizim bu söylediklerimiz niye olasılık içinde olmasın ki?

Bizler 16. Yılına giren AKP iktidarında az şeye mi tanık olduk? Hacısı, hocası, yobazı, softası ahlaksızlığın daniskasını sergilediler. Çocuk tecavüzleri, kadınlara yönelik tecavüz ve öldürmeler arşı alaya çıktı. Ülkede demokrasinin D’si bırakılmadı. Faşizan uygulamalar tavan yaptı. Mustafa Kemal Atatürk’e saldırıların önü arkası kesilmiyor. Böyle bir ortamda Recep Tayyip Erdoğan’ın ne reisliğinin bir önemi var ne de bu gidişe bir ayar verilmesi olası. O zaman yine otorite olsun, yine demokratik hak ve özgürlükler kullanılamasın ama çocuklara karşı ahlaksızlıkların ve Atatürk’e karşı gösterilen saldırganlığın da önünün kesilmesiyle yetinecek bir sürü siyasi kesim var, var olmasına da yine de sorunların çözümü ile ilgili olarak bir şey yapılamayacak bunalım daha da artarak devam edecektir.

Biliyorsunuz bugün BÜYÜK EKİM DEVRİMİ’NİN 100. YILI.

Çarlık Rusya'sı yıkılmış. 1917 Haziran’ında yerine neyin konulacağını tartışan Petrograd’ta bir toplantı yapılmaktadır. Bu toplantıda Menşeviklerin adına konuşan kişi Menşeviklerin sözcüsü Çereteli; ülkenin karmakarışık olduğunu, sorunların çözülecek gibi olmadığını, herhangi bir partinin iktidarı bize verin, siz gidin, biz ülkeyi yönetiriz diyecek durumda olmadığını söylediğinde toplantıya katılan işçi sınıfının büyük önderi Bolşeviklerin lideri Lenin şöyle karşılık veriyor.

“BÖYLE BİR PARTİ VARDIR!”

Yani demek istiyorum ki Büyük Ekim Devrimi’nden alınacak çok büyük dersler vardır çok büyük.