Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ATATÜRK ÜZERİNDEN DEVLETİ KUTSAMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 KASIM 2017

Partimizin bir salon toplantısında polisler içeri girenleri engellediği ve hatta toplantıya katılmamaları için tutum alması sonrası bir konuşma yapmış ve şöyle demiştim:

“Korkularınızı yenin, Dikmen sırtlarından, Keçiören’den, Mamak’tan gelin o zaman size ne panzer ne tank kâr etmez.”

Bu sözleri söylemem nedeniyle Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’na çağrıldım. İçeri girdim. Kısa boylu bir savcı Atatürk’ün resminin tam önüne oturmuş, bu haliyle kısa boyundan çok heybeti göze çarpıyordu. O anda nasıl bir savunma yapmam gerektiği kafama dank etti.

Savcı bana; “bu sözleri söylemekle halkı isyana mı çağırıyorsun” diye sorunca çok da hazırlıklı olmadığım sözleri arka arkaya sıraladım.

“Sayın savcı ben sayısız kez savcılıkta ifade verdim, sayısız kez yargılandım. Bu yüzden buralara alışkın olmalıyım. Ama benim gördüğüm şeyler insanların alışkanlığının çok önüne geçiyor. Buraya gelirken polisler arama yapıyorlar, yapılan arama sanki arama değil de arama yapılanın feleğini şaşırtmak üzerine kurulmuş. Olağan davranışların yerini korkutma ve sindirme almış. Gördükçe insanın tüyleri diken diken oluyor.

Sizin odanıza girdim. Bir süre Benimle hiç ilgilenmediniz. Öyle sanıyorum ki üzerimde baskı yaratmaya yönelik bir mizansen olmalı. Ya hemen arkanızda asılı Atatürk resmine ne demeli? Bana kalırsa Atatürk’ün resmi insana bu ülkenin kurucu önderi olmaktan önce devletin gücü karşısında yurttaşlarının esamisinin bile okunmayacağını akla getiriyor. Ben ne söylemişim; ‘korkularınızı yenin’ korkularını yenenler haklarını sonuna kadar ararlar. Benim söyleme amacım bu ama bu devlet kademelerinde halkı isyana teşvike indirgenmiş. Çünkü benim korkutulmam, korkmazsam içeri atılmam sağlanmalı ki her önüne gelen hakkını arama yürekliliği göstermesin…”

Savcı benim söylediklerimi zapta geçirdi, “gidebilirsin” dedi. Arkasından da hakkımda dava açtı. Dava sonucunda 2’ye 1 oyla aklandım.

Ülkeyi yönetenler oldukça kurnazlar. Halka kendi otoritelerini dayatsalar halk; Yalova kaymakamı hesabı davranacak bu yüzden de devletin baskıcı ve göz açtırmaz yanını herkese kabul ettirmek için kendisi halk katında tartışılmaz bir otorite olan Atatürk kullanıldı yıllarca. Atatürkçülüğün arkasına sığınan onca zevat hırsızlığını, vurgunculuğunu, ülke satıcılığını, yolsuzluklarını, halkı iliklerine kadar sömürmesini böylece daha kolay gerçekleştirdi.

İşte son zamanlarda Recep Tayyip Erdoğan ve benzerlerinin Atatürkçü kesilmelerinin altında da bu gerçekler yatıyor. Bunlar 16 yıllık iktidarlarında faşizan ve otoriter bir rejim kurdular. Ancak saray ve AKP çevrelerinin otoritesi ile geniş halk yığınlarına boyun eğdirmenin mümkün olmadığını gördükleri için birden Atatürkçü kesilip yığınlar nezdinde Atatürk’ün saygınlığına sığınıp bildiğimiz o baskı yöntemlerini sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Yani bunların Atatürkçülüğü yukarıda belirttiğim sözlerin tılsımında gizli.

Öyle ya ne yapsanız yönetemez konuma düşmüşsünüz. Buna bir de o mevkide olmak için oy almanız eklenince çareyi Atatürkçü görünmekte bulmuşsunuz. Oysa gerçek anlamda Atatürkçülükle yakından uzaktan bir ilginiz de olamaz, yakınlığınız da. Çünkü DNA’nız buna uymaz.

Atatürkçülük furyası başlatılınca gördük ki bazı gardırop Atatürkçüleri ortalığa fırlayıverdi. Neymiş efendim Atatürkçülük kimsenin tekelinde değilmiş, birileri kendilerine Atatürkçüyüm diyorsa kötü mü olurmuş?

Evet, baylar ve hanımlar kötü olur. Çünkü AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürkçülüğü aynı zamanda bir operasyon Atatürkçülüğü. Bundan sonra dindar laik arasında bir fark yokmuş gibi davranılacak. Dinci gericilerle Atatürkçüler ve sol siyasi akımlar can ciğer kuzu sarması haline getirilmeye çalışılacak. Osmanlı dönemi ile cumhuriyet döneminin arasında hiçbir fark yokmuş gibi bir görüntü sergilenecek. Abdülhamit’te bizim Atatürk’te bizim hesabından toplumda derin algı yarıkları yaratılacak. Milliyetçilikle emperyalizm karşıtlığı aynı şeymiş gibi işlenecek, etnik ve inanç üzerinden topluma bilinç pompalanacak. Sahi biz niye birbirimize karşıyız, hepimiz bir gemide olduğumuza göre denilip hak aramak bile sivri çıkışlar olarak görülüp törpülenmesi sağlanacak. Televizyonlar, gazeteler harekete geçirilip yoğun bir propaganda yapılacak. (FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın yaptığı gibi)

Bütün bu operasyonları da bire bir Recep Tayyip Erdoğan yönetecek.

Öyle ya bundan böyle %50+1 oyla ancak iktidar olunabiliyor ya da partili cumhurbaşkanı seçilebiliyor.

Hani cumhuriyetin kazanımları falan diyor ve asgari müştereklerde bir araya gelip mücadele etmemiz gerektiğine işaret ediyoruz ya hiç kuşku yok ki bu asgari müştereklerde bir araya gelenlerin içinde Atatürkçüler de olacak. Yalnız önümüzdeki günlerde Atatürkçülük furyası daha da alevlendirilir, çelenk koymalar, törenler birbirini izler de işin özü gözden kaçırılırsa bazı Atatürkçüyüm diyen kesimlerden Recep Tayyip Erdoğan’a oy gideceğini de unutmamak gerekir. Ve zaten Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir koşulda %50+1 oy alması olası değildir.

Sözün özüne gelelim; Recep Tayyip Erdoğan’ın dinci, gerici, faşist bir iktidar kurup artık daha ne kadar kalabilirse kalması onun yeni Atatürkçülüğüne bağlıdır. Olmaz diye düşünenler varsa yakın tarihimizi karıştırmaları iyi olacaktır.

Örneğin 12 Eylül 1980 faşizmi gibi. Kim ya da kimler Kenan Evren ve diğer beşibiryerdelerin Atatürkçülüğü hakkında bir şey söyleyebilir ki?

Günde bilmem kaç vakit Atatürkçü olduklarını söyleyenler onlar değil miydi?