Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞİMDİ NE OLACAK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 KASIM 2017

Bir insan düşünün ki ömrünce yabancılara hizmette kusur etmemiş, onların her dediğini yerine getirmiş sonra da kullanım süresi bittiği için buruşturulup atılacağını bilmiyor bu hiç mi hiç olası değil.

Bizler biliriz ki bugünün iktidarında baş köşeye ele geçirenlerin hemen hepsi 1960’lı yılların sonlarına doğru devşirilmiş insanlardır. Hem öyle bir devşirilmişlerdir ki devrimci gençlerin ABD’nin 6. Filosu’nun İstanbula geldiğinde protesto etmesinin karşısına ellerinde sopalarla, bıçaklarla, her türlü kesici ve delici aletlerle çıkmışlardır. İlim Yayma Cemiyet’iydi, Komünizmle Mücadele Dernekleri’ydi derken ortalıklara dökülmüşler ve hemen Bütün illerde solcu ve komünist avına çıkmışlardır. Yani sizin anlayacağınız İlim Yayma Cemiyeti’nin de, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin de devşirilenlerce kurulduğu ve maddi yardımı da ABD’den aldığını bilmeyen yoktur.

ABD ve NATO’nun geçmişteki bu planı Sovyetlerin Müslüman ülkelerce kuşatılması planıdır. ABD ve en yetkilileri de bilmektedir ki kendilerinin sopası gibi görev yapacak olanlar okumuş, yazmış, aydın çevrelerden değil, daha çok tarikat ve cemaat kültürü içinde küflenmiş yobaz tayfası içinden çıkacaktır. Bu yüzden de ABD ve NATO elinden geldiğince dinci örgütleri koruyup kollayarak koltuğunun altına almıştır. Aynı şey MHP için de geçerlidir. MHP zaten Türk-İslam sentezi gelgitleri yaşayan faşizan bir yapı olup üstelik de vurucu bir güce sahip olduğu bilindiği için bu çevreler de ABD programının içine dahil edilmiştir.

Belki birileri inanmakta bile zorluk çekeceklerdir ama Türkiye’yi yöneteceklerin içinde İmam Hatip çıkışlı olanların olması ABD’nin ve NATO’nun çok daha işine gelecektir. Bu yüzden de İmam Hatip Okullarının açılmasında ABD parları söz konusudur.

Her ne kadar Türkiye yönetim kademesinde ve ordusunda Atatürkçü anlayıştan kaynaklanan laiklikten yana, Batı demokrasisine uygun gelişmeleri amaçlayanlar bir hayli olsa da bu durum gerçek anlamda ABD ve NATO’nun asla işine gelmemektedir. Çünkü NATO ve ABD’nin Türkiye için bambaşka bir planı vardır. Türkiye’de laiklik ve aydınlanmacı düşüncelerin gelişmesinin aksine dinsel eğilimlerin daha da kökleşip gelişmesi ABD ve NATO tarafından daha çok istenmektedir. Bu yüzden de ABD ve NATO her fırsatta dinci kesimleri sistemli bir şekilde desteklemiştir.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik biçtiği rol öyle çağdaşlık şu bu değildir. İslam dünyasını allayıp pullayıp peşine takarak ABD’nin Yeşil Kuşak projesine uygun hale getirmektir. Süreç Türkiye’nin ABD ile yapılan İkili Anlaşmalardan başlayarak günümüze kadar aynı amaçlar çerçevesinde sürdürülmüş, AKP iktidarıyla da gelinen noktanın zirvesine ulaşılmıştır.

1950’lerden sonra ülkede yaygın şekilde işlenen komünizm karşıtı çaba ve çalışmalara İslam Dünyasını da eklediniz mi iş tamamdır. Nitekim Sovyetlerin yıkılmasında Yeşil Kuşak Projesi’nin etkisini es geçmemiz olası değildir. Afganistan sorunu bu gelişmelerin en açık örneği olup oradaki Bütün gelişmelerin arkasında ve Sovyetlere karşı kurulan örgütlerin kurulmasında ABD ve NATO parmağı vardır.

Sovyetler yıkıldıktan ve Varşova Paktı dağıtıldıktan sonra kimi safdiller arkasından NATO’nun işlevinin kalmadığını bu yüzden dağılacağını ileri sürmüşlerse de NATO dağılmamış aksine mazlum halkların başına bela hem de katmerli bela olmayı sürdürmüştür.

Günümüzde Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar yaşanan ne varsa NATO bu olayların en sivri mızrağıdır. Bu mızrağın içinde bugün ABD ve NATO’ya karşıymış gibi Görünen AKP’nin ileri gelenleri vardır ve bölgede işlenen suçlarında ortakları konumundadırlar.

Afganistan’da, Nijerya’da, Libya’da, Tunus’ta, Irak’ta, Suriye’de kurulmuş ve gelişerek bölge halklarının başına bela olmuş ne kadar İslami terör örgütü varsa hemen hepsi ABD ve NATO’nun tornasından çıkmıştır. Daha sonra bu örgütler bahane edilerek bölgede neler yapıldığının hepimiz bilincindeyiz.

Uzatmayalım; IŞİD, Suriye’ye bir rüzgâr gibi daldığında neler yapmıştır neler. IŞİD’ın yaptığı katliamların yanı sıra bir de dünya kamuoyunun hıncını çekecek kadınlara yönelik köleleştirme ve esir pazarında satma olayı vardır ki işte bu dünyanın her tarafında IŞİD’a karşı kin ve nefreti bilemiştir. Kobane konusu ve ABD ile birlikte yürütülen savaş ortamı başka bir yazıda ele alınabilir Ancak kısaca değinelim.

Olaylar yaşanmaya başlandığında PYD tarafından dünyaya ABD’nin de yardımıyla kadınlara neler yapıldığı servis edildi. Ezidi, Kürt, Türkmen, Arap kadınları IŞİD tarafından kaçırılıyor, esir pazarlarında alçakça satılıyordu. Bunlar yanlış değil doğrudur. Ancak bu propagandayı yapanlar işin özü ile örtüşen bir çizgide değiller. Değiller Çünkü Rakka’nın düşmesi sonrasında IŞİD’lılar ABD’nin, PYD ve YPG güçlerinin gözetimi ve kollayıcılığında ellerini kollarını sallaya sallaya aileleriyle birlikte Rakka’yı terk ettiler. Sizin anlayacağınız IŞİD’lılar insanlık düşmanı sayısız suç işlemişlerdi işlemesine de onlar yine de hak ettikleri cezayı görmeden Irak’a belki de önemli bir bölümü çoktan Türkiye’ye geçtiler bile.

Demek ki Amerikalılar PYD ve YPG’lileri de yüksek amaçları için ikna etmiş olmalılar ki IŞİD oradan kazasız belasız elini, kolunu sallaya sallaya çıkıp gitti. Yani ABD ve NATO alçaklığını en ince noktalarına kadar masaya yatırmaz isek gerçekleri görmekte zorlanabiliriz. Biz biliyoruz, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının emperyalist güçler tarafından kullanım tarihi geçtiği için bir kenara bırakılmak istendiği bir gerçektir. Bu yüzden de bunların ABD ve NATO karşıtlığının çok da inandırıcı bir yanı yoktur.

Asıl gerçek bizlerin yani sosyalistlerin emperyalist/kapitalist sisteme cepheden karşı oluşumuzdan ve de NATO’yu bu sistemin saldırı ve savaş örgütü olarak gördüğümüz için Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları değil, bizler sonuna kadar karşısındayız, sonuna kadar bu güçlerle savaş halindeyiz.