Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HALKA MI SORDUNUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 KASIM 2017

Türkiye’de sağ siyasiler her şeyin içine ederler sonra da 80 milyonun karşısına çıkıp kendileri sütten çıkmış ak kaşıklar ya “bu yapılanlar ülkemize karşı yapılmaktadır” deyip yakayı sıyırmak ve de mağdur edilmiş olmayı oynayarak kendilerine sahip çıkılmasını isterler.

Bugüne kadar emperyalist/kapitalist sistemin saldırı ve savaş örgütü NATO’ya girerken kimsenin aklına bu ülkenin halkına sormak gelmemiştir niyeyse? İşler çetrefilleşinceye kadar da halkın içinden hiçbir itiraza göz açtırılmaz, itiraz eden ve karşı çıkanlar varsa malum o bildiğimiz amiyane suçlamalarla işin içinden çıkmaya çalışılır.

Neymiş efendim; Norveç’te NATO tatbikatı yapılıyormuş. Bu tatbikat niye yapılmaktadır, yapılan bu tatbikatta dünyaya nasıl bir mesaj verilmek istenmektedir kimse ne sorgular ne de üstünde durur. Bu tatbikatta Türkiye’nin de düşman yerine konulduğu ancak hedef noktasına Atatürk ve Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğraflarının konulmasından anlaşılır. Peki, konulmasaydı ne olacaktı? Türkiye düşman görülmemiş mi olacaktı? Bayan bir binbaşımız bu fotoğrafları görmüş de işin rengi ancak öyle anlaşılmış.

İşte kendi adıma ben bu tür zırvalıklara tahammül edemiyorum. Siz oraya 40 tane en seçkin askerinizi göndereceksiniz ve onlar resim olmasaydı bu tatbikatın mesajı nedir anlamamış olacaktı, hiç böyle bir şeyi aklınız kesiyor mu? Benim bildiğim bu tatbikatın haydi düşman hedefler şunlar saldırın cinsinden yapıldığını hiç ama hiç sanmıyorum. Yani sizin anlayacağınız gerçek anlamda bu tatbikatta bir yerlerin işaret edildiği kesindir. Bu yüzden de oradaki askerlerimizin resimler olmasaydı da bu tatbikattaki oyunu görmeleri gerekirdi. Fakat işin içinde yine de bir hinlik var. Mustafa Kemal Atatürk’le Recep Tayyip Erdoğan ikisi birlikte konuluyor ki, Türkiye hep birlikte bir hop oturup hop kalksın. Tabi bu arada da Recep Tayyip Erdoğan da fırsat bir fırsat bu olumsuzluğu kendi lehine çevirsin. Bu yüzden de saldırı ve savaş örgütü NATO’yu konuşuyorsak bu yaşananların buz tabakasının üstü, yani çok azı. Asıl büyük kütle yani gerçekler suyun altında.

Gelelim Amerika’da görülen Reza Zarrab Davası’na. Bu dava ile AKP ve saray iktidarı bugünlerde çok ilgili. Ve hatta diyebiliriz ki bu dava iktidarın uykularını kaçırıyor. Dün Reza Zarrab ile her türlü alavere dalavereyi çevirenler nasıl bu yaptıklarını el altından yapmışlar ve rüşvetti, hediyeydi, artık aklınıza ne tür yolsuzluk geliyorsa çevirmişlerse bunların hiçbirinden Türkiye halkının son operasyonlara kadar haberi olmuş değildir. Operasyon, yani 17-25 Aralık Operasyonu sonrası gerçekler ortaya çıktı da halkın bilgisi de o zaman oldu. Bütün bunlara karşın o dönemde gerçeklerin üstü hızla örtülerek ve hatta yargıya bile müdahale edilip işler tersine çevrilerek olay örtbas edildi ve davanın üstü de örtülüverdi.

Adı bu operasyonda geçen bakanlardan Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar ise mecliste AKP’nin oylarıyla Yüce Divan’a gönderilmekten yakayı sıyırdılar, Recep Tayyip Erdoğan’a ise sıra bile gelmedi. Bu operasyona adı karışan emniyet görevlisi, savcı, yargıç kim varsa çil yavrusu gibi dağıtıldı. Erdoğan Bayraktar’dan istifası istendiğinde Bayraktar dedi ki; “Ne yaptıysam Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yaptım, ben suçluysam o da suçlu o da istifa etsin.”

O dönemde Türkiye yargısı dibe vurmamış olsaydı ve de yaşanılan bırakılma olayları yaşanmasaydı bugün belki de ABD operasyonu yaşanmayacak, Reza Zarrab bilinçli şekilde ABD’ye götürülüp itirafçı konuma düşürülemeyecekti. Şimdi olduğu gibi AKP bakanları ve saray iktidarının da ABD’nin Türkiye’ye operasyon çektiği şeklinde panik halinde bütün Türkiye halkını işin içine sokma girişimine de gerek kalmayacaktı.

Ne olmuş? Para aklanmış, kaçakçılık yapılmış, rüşvet alınmış, sizin anlayacağınız her türlü alavere dalavere dönmüş, işbaşındaki iktidar işin içinde kendisi olduğu ve ipin ucu kendisine çıktığı için olayın üzerine gideceği yerde gidememiş, ilgililerden yargı yolu ile hesap sorulamadığı için de ABD işin içine her boka dahil olduğu gibi dahil oluvermiş. Bu nedenle Reza Zarrab itirafçı koltuğuna oturduğunda dünyanın gözleri önünde neyi söyleyecek onun paniği içindeler. Bu yüzden Bekir Bozdağ’ın o inandırıcı olmayan laf torbasından çıkarıp çıkarıp havaya savurduğu sözleri duyup da ABD Türkiye’ye operasyon çekiyor, asıl sorun bu diye konuştuğunda sizi sahipleneceğimizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz.

Yolunuz nereye çıkarsa oraya çıksın.

Türkiye’yi sahiplenmeye gelince; siz Türkiye değilsiniz, bu yüzden bu ülkeye sahip çıkmayı sizlerden de öğrenmiş değiliz. Biz her zaman bu ülkeye sahip çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. Sizler de bu cihanda kapkara yüzle oturup kalacak ama asla yalanlarınızla yüzünüzü ağartamayacaksınız.

Çünkü Türkiye’yi bu hale getirenler siz ve sizin gibileridir biline…