Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YAT YAT YUVARLAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 KASIM 2017

Şu Reza Zarrab’la AKP’lilerin cümle ileri gelenleri iş tutarken her şey ne kadar da iyiydi. Kimisi bu oğlanı Allah gönderdiğine inanıyordu, kimisi cari açıkları kapattırırken kendi payına düşeni de cukkasına indirip “Allah senden razı olsun” çekerken kimisi de önüne yatarak onu korumaya alıyordu. Özetle at binenin kılıç kuşananındı. Alan memnun, satan memnun bir havada işler tıkırındaydı. Altın kaçakçılığı bile yapılsa uçaktaki altınlar bir anda taşa dönüşüyor, işlen bir güzel ayarlanıyordu.

Halkbank’ın Genel Müdürü bile aldığı paraları koyacak yer bulamamıştı da evine getirip ayakkabı kutularına ne güzel istiflemişti. Oğulların evi, işyeri para doluydu.

Evlerinin yatak odasına saçılmış paralar ve bu paraları sayacak para sayma makineleri ve kasaları herkes televizyon haberlerinden görüp öğrenmişti.

İşler böyledir, bu iş de kim nasibine ne düşerse razı olacak. O zamanın bakanlarından en çok götürenle en az götüren arasında bayağı uçurum vardı var olmasına da sonuçta herkes hakkına razı olup oturacak ve sesini çıkarmayacaktı. Bu bakımdan Egemen Bağış’ın çok ucuza gittiği yazıldı söylendi. Zafer Çağlayan hakkında ise büyük paralar götürdüğü söyleniyordu. Belki de bu yüzden ABD’de açılan davada sanık olarak ismi belirlendi ve tutuklanması istendi. ABD’deki davada isimleri geçenleri her halleriyle yakında bizzat tanık sandalyesinde göreceğimiz Reza Zarrab açıklayacak bizler de ağzımız açık “vay anasına” çekeceğiz.

Recep Tayyip Erdoğan’ından, Başbakan Binali Yıldırım’a oradan diğer bakanlara kadar herkes bu konuyu konuşuyor. Kimisinin dilinde ABD’nin Türkiye’ye ve Türkiye ekonomisine operasyon çektiği şeklinde görüşler dile gelirken kimisi ise “kim bu Reza Zarrab, işlediyse bir suç çeksin” şeklinde ortalık velveleye veriliyor. Yani iktidar içinde birileri Reza Zarrab konusunu milli mesele haline getirirken bazıları da önemsemez görünerek akıllarınca kendilerini eleştirenlere yanıt vermiş oluyorlar.

Eee demek Reza Zarrab meselesi geldi “milli mesele”ye dönüştü öyle mi? O Reza Zarrab ve onunla birlikte tutuklananları gözaltına alınanları kurtarmak için yapmadığınız şey kalmadı. Yargıya operasyon çekecek kadar ileri gittiğiniz gibi bir de o Reza Zarrab denilen hergeleyi ülke halkına boyayıp “kahraman” olarak sunan da sizlerdiniz.

Adamların torbalar dolusu paraları çıkarken yanında faizi ile birlikte biraz daha arttırılarak sizler verilmesini sağladınız. Kamuoyunun günlerce süren protestolarını ise polis zoru ile susturup protestoların yapılmasını engellemeye kalktınız.

Sonra ne oldu peki? Siz uyudunuz CIA uyumadı. CIA allem etti, gallem etti Reza Zarrab’ı kendi ülkesinde gitmeye razı etti. Razı gelmezse de onu neyin beklediğini bir güzel anımsattı kendisine. Reza Zarrab da yanına Ebru Gündeş’i, kızını aldı bir Amerikan seyahatine çıkar gibi yollara düştü ve orada gözaltına alınıp içeri atılıverdi.

Sonrasında gelişmeler malum. Devletin en yetkilileri Reza’nın peşine düştüler. Nedenmiş? Neden olacak; Reza Zarrab Türk vatandaşıymış. Sanki mübarekler başına dışarda iş gelen her Türk yurttaşının aynı duyarlılıkta peşine düşüyorlar da…

Sonuçta o konuşuldu, bu konuşuldu geldik bugüne. Reza artık sanık değil tanık. İktidar telaş içinde. Bu işin nasıl geçiştirileceğinin hesabı yapılıyor. Kimisi ABD’nin Türkiye’ye nasıl bir kumpas kurduğunu dile getirerek konuyu “milli mesele” haline getirmeye ve halkın da desteğini alarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyor, kimisi de bütün bu olanlardan habersiz masum yurttaş pozlarında Mehmet Metiner gibiler “Reza kim, suçluysa hesabını versin” diyerek dayılanıyor.

Bunları çok yazdık uzatmayalım. Ne demişti zamanın İçişleri Bakanı Muammer Güler?

“Reza Zarrab’ın önüne yatarım.”

O zaman alaylı, şamatalı pek çok eleştiri aldı Muammer Güler.

Şimdi ne yapacak dersiniz?

Ne yapabilir ki?

Bundan böyle de dışarı çıkmaz evinde YATAR YATAR YUVARLANIR.

Mart 2017 tarihinde yitirdiğimiz Ömer Gürcan yoldaşımızın deyimiyle;

ÇOK EĞLENECEĞİZ ÇOK…