Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KATLİAM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 KASIM 2017

Mısır’da camiye saldırı düzenlendi ve 250’ye yakın insan yaşamını yitirdi. Saldırıyı düzenleyenler kimler? Elbette kendilerini Müslüman sanan İslami terör örgütlerinden biri. Bu saldırı sonrasında bu örgüt insanlık adına ya da İslamiyet adına bir şey elde etmeş olur mu? Olmaz, hatta deyim yerindeyse İslamlığın insanlığın gözünde yeri daha da sarsılır ve hemen kimsenin bu inanca karşı küçücük de olsa bir saygısı kalmaz.

Herkesin bildiği sonuçları doğuran bu eylem; Öyleyse niçin Müslümanlık iddiasında olanlarca gerçekleştirilir dersiniz?

Aslına bakarsanız gerçekler sanıldığı kadar gizli değildir. Bir başka deyişle hemen herkesin üç aşağı beş yukarı bildiği şeylerdir. Ancak niyeyse kimse gerçekleri söylemeye cesaret edemez. Ama biz yine de söyleyelim.

Yıllar yılı şu İslam ülkelerini yakından incelediğinizde bir gerçeği görmekte hiç mi hiç zorlanmazsınız. O gerçekte İslam ülkelerinin neredeyse hemen tamamı; bütün dünya halklarının baş düşmanı konumunda olan ABD emperyalist/kapitalist sisteminin neredeyse uşaklığını yapmaktadır. Bir zamanlar İslam ülkeleri Sovyetler Birliği ve Sosyalist Sistem’e karşı ABD’nin kuşatma görevinde ‘Yeşil kuşak’ olarak görevini yerine getirir, nerede bir sosyalizm düşmanlığı varsa bu ülkeler başı çekerdi. ABD emperyalistleri ve NATO; İslam ülkelerini Sovyetler ve Sosyalist Sistem yıkılıncaya kadar görev yaptırdı. Hani işlerin daha da etkili kılınması için Afganistan’da Sovyetlere karşı savaşacak olan Taliban bile ABD tarafından kurdurtturuldu. Sovyetler Afganistan’dan çekildikten ve yıkıldıktan sonra ise işin rengi birdenbire değişiverdi. Bizzat ABD tarafından kurulan Taliban bu kez modern dünyanın düşmanı terör örgütü sayıldı. Daha sonra Afganistan’ın işgali bile bu örgüt bahene edilerek gerçekleştirildi.

Sovyetler yıkıldıktan ve Sosyalist Sistem dağıldıktan sonra NATO’nun varlığı da tartışma konusu olunca emperyalist dünya kendi kamuoylarına yeni bir düşman göstermek zorundaydılar, bu anlayışa uygun olarak da Ortadoğu’daki İslam ülkelerinin hemen tamamında görev yapacak İslami terör örgütleri arka arkaya kurduruldu. Sözü geçen terör örgütleri bahanesi ile bölgede ABD başta olmak üzere emperyal güçler operasyonlarına haklılık kazandırdılar. Müslüman Kardeşler Örgütü’nden tutun da El Kaide’ye, El Nusra’ya sonrasında ise IŞİD’a kadar pek çok örgütün kurucu ağababası CIA oldu. Irak işgal edildi. Libya hem paramparça edildi hem de Kaddafi linç edilerek katledildi. Mısır’da ağır iç karışıklıklar yaşandı. Yemen’in altı üstüne geldi. Nijerya’da katliamların ardı arkası kesilmedi. Ürdün’de CIA’nın kurduğu bu örgütlere eylemler yaptırıldı. Irak’ın başı terör belasından an olsun kurtulmadı.

Sonra bu örgütlerin tamamı Suriye’de toplaştı ve Suriye’de kanlı katliamlara giriştiler. Suriye’nin bütünlüğü ortadan kaldırıldı. Üstüne üstlük bu örgütlere bir de IŞİD eklenince Suriye çok daha büyük belalarla karşı karşıya kaldı. Çünkü dünyanın her tarafından gelen kanlı katil sürüleriyle Suriye savaşmak zorunda kaldı. Bu yüzden de topraklarının önemli bir bölümünde kontrolü kaybetti.

Sonuna kadar direnen Suriye silahlı Kuvvetleri’nin yanında Rusya ve İran güçleri yer alınca işin rengi değişti ve İslami terör örgütleri artık işgal ettikleri ve temizlik yaptıkları bölgelerde barınamaz oldular. Suriye yitirdiği toprakları gerisin geri almaya başladı. Bu karmaşadan yararlanmak isteyen Kürt nüfusun ağır bastığı yerlerde PYD ve YPG harekete geçti. ABD bölgede tutunmak için en iyi müttefik olarak PYD ve YPG’yi seçti ve onları her türlü silah ve mühimmat ile donattı. Çünkü ABD’nin bölgede kalmasını gerektirecek herhangi bir neden kalmadığı için ABD de kendisine en iyi partner olarak PYD-YPG’lileri seçti. Dolayısı ile dünya kamuoyuna karşı IŞİD’a karşı mücadele verildiği görüntüsü verilerek dünyanın sempatisi kazanıldı. ABD desteğinde Kürt kuvvetleri Rakka’ya kadar olan bölgede kontrolü ele aldı. Bu oyun, ta ki Rakka’da IŞİD’lıların ABD ve PYD-YPG güçlerinin gözünün önünden kenti arabalarla ellerini kollarını sallaya sallaya çekip gitmelerine kadar devam etti. Ancak bu olay sonrasındadır ki kanlı bir katliam örgütü olan IŞİD’a karşı nasıl hayırhak davranıldığı dünyanın gözü önüne serildikten sonra işlerin rengi bir kez daha değişmiş ABD’nin ipliği bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Yani işin özeti ABD IŞİD’ı gelecekte bir başka yerde yine kullanmak için denilebilir ki bölgeden güvenle uğurlamış oldu.

Şimdi dünya bir kez daha Mısır’da 250 kişiye yakın insanın ölümüne sebep olan İslami terör örgütünün kanlı katliamını tartışıyor. Buradan üretilecek olan politika emperyalist dünya açısından nasıl kullanılacak, bu işin altından nasıl bir örgüt çıkacak ve işlevi ne olacak yakında öğreneceğiz. Ancak şu gerçeği hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalı ve bu tür olaylar gündeme geldiğinde anımsamalıyız ki, insanlığa kurulan tuzaklarda kim ya da kimlerin parmağı varmış iyi anlaşılabilsin. Ama biz yine de bu işin altındaki asıl suçluyu işaret edelim. Asıl suçlu ABD emperyalizmi ve emperyalizmin saldırı ve savaş örgütü NATO’dur.

Bu yüzden de ne NATO ne de ABD emperyalist/kapitalist sistemi bizim düşman odağımızdan asla ama asla çıkarılmamalıdır.