Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAĞIT PEÇETE DEĞİL DEKONT BUNLAR DEKONT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 KASIM 2017

Sizler bu ülke insanını ne yerine koyuyorsunuz acaba? Bir zamanlar Reza Zarrab’tan rüşvet almadığını, saatin de parasını ödediğine dair meclis kürsüsünden peçeteye yazılmış paçavrayı sallayarak gösteren kimdi? Tabiki de Zafer Çağlayan’dı. Zamanında gerçeklerin üstü örtülmemiş ve üzerine gidilmiş olsaydı hiç kuşkunuz olmasın bazılarının canı yanacaktı ama Türkiye hiçbir şekilde Reza Zarrab gibi şarlatanların elinde oyuncak yapılmaya kalkışılmayacaktı.

İktidar kalktı konunun üstünü örttü, şimdi ise elin adamı bülbül haline getirdiği Reza Zarrab’la birilerinin ipliğini pazara çıkarırken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de ne duruma getirildiğini dünya aleme gösteriyor.

Binali Yıldırım’ın oğlundan sonra CHP bir yeni iddia ile Türkiye kamuoyunun önüne çıktı. Bu kez hedefte Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresi vardı. Kılıçdaroğlu kalktı Grup toplantısında elindeki dekontları göstererek Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının Man Adası Devleti’nde 1 sterline kurulan şirkete nasıl paralar gönderdiklerini tek tek tarihleri ile birlikte açıkladı.

Daha önce kanıtlarsa istifa edeceğini söyleyen Recep Tayyip Erdoğan kalktı belgelerin sahte olduğunu söyleyerek Kılıçdaroğlu’na; “Zerre kadar haysiyetin varsa çekil git” diyerek ağır hakaretlerde bulundu.

Hani derler ya, “Allah söyletiyor” diye, Recep Tayyip Erdoğan konuşmasını sürdürdü ve bu kez de; “O şirkete para gönderilmedi, o şirket para gönderdi” deyiverdi.

İyi tamam da Sayın Erdoğan, 1 sterlinlik şirket nasıl oluyor da yurt içine dışardan milyonlarca doları transfer ediyor?

Bu sorunun yanıtını da CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel verdi. Özel’in yanıtı şöyle; Demek ki sizin yakınlarınız yurtdışına para gönderiyor, siz meclisten bir af yasası çıkarıyorsunuz, böylece de paranız aklamış geri geliyor ve paranızı aklamış oluyorsunuz. Para gönderildiği kesin de bir de Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerinden öğreniyoruz ki oradan da buraya para gönderilmiş. Hem de 1 sterlinlik şirket tarafından.

İş bu kadar mı? Dünkü yazımda da söylediğim gibi daha dün Umre’den başka yer gök bilmeyenler neler öğrenmişler neler ki Man Adası Devlet’inde şirketler kurmuşlar. Hem de bu şirketlerden birisi Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının baş harfleri ile kurulmuş. Bu şirket de Man Adası’nda gemi satıp paralarını Türkiye’ye çıkarmış.

Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediğine göre sözü geçen yakınları 30-40 yıldır ticaret yapıyorlarmış. Bu yüzden de bu kadar paraları tabiki de kazanma şansları varmış. Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının 30-40 yıla dayanan böyle bir ticari geçmişleri yok. Diyelim ki var, o zaman da bu kişiler maliyeye ne kadar gelir göstermiş ne kadar vergi ödemişler kayıtları vardır, zenginliklerinin kaynaklarını da böylece kolaylıkla öğrenebiliriz.

İşin özüne gelelim. Ana muhalefet partisi büyük bir riski göze alarak belgeler açıklıyor. Recep Tayyip Erdoğan başta Kılıçdaroğlu olmak üzere kendisine hakeret edildiği savını ileri sürerek dava açıyor ya da yeni davalar açacağını dile getiriyor.

İnsan böylesi durumlarda niye başkalarına dava açar? Onuruna dokunan bir şeyler olduğu için başka neden olacak?

Bizim ülkemiz sözüm ona hukuk devleti. Bu belgeler sahte mi değil mi olduğunu bile öğrenemiyoruz. Oysa bu belgelerin sahte olup olmadığını anlamak için bir hukuk devletinde bu kadar çabalamaya niye gerek olur, biri çıkar da söyleyebilir mi? Konu yargıya yansısa, yargı da bu belgeleri ilgili kurumlardan sorsa belgeler sahte mi değil mi kolaylıkla anlamış anlayamaz mıyız?

Ne yazık ki kapı gibi belgeler açıklanamıyor, kimse sahte mi değil mi olduğunu açıklamaya yüreklilik gösteremiyor. Oysa bu kadar kolay bir şeyin ülke yurttaşını enayi yerine konmasına varan bir kör dövüşüne dönüştürülmesi gerçekten de yenecek yutulacak bir şey değildir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu belgeler kanıtlanırsa cumhurbaşkanlığı dahil Bütün görevlerinden istifa edeceğini kamuoyunda söyledi mi? Söyledi. Öyleyse bu belgelerin açıklanması zorunlu hale gelmiş demektir. Üstelik, bütün yönleriyle apaçık ortada olan bu belgelere “birtakım kağıtlar sallıyor” diyerek ne Recep Tayyip Erdoğan, ne daha dün oğlunun benzer bir durumunun araştırılması mecliste reddedilen Binali Yıldırım ve de öteki cümle AKP’liler ne CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ne de başka birine hakaret edemezler.

Ederlerse bir hukuk devletinde Recep Tayyip Erdoğan kendisine dokundu diye milyonlarca liralık dava açarsa başkaları da ona karşı açabilmeli değil mi?

Açıldığında gerçekler yargı eliyle karartılırsa bizler de bir kez daha yargının bunların elinde ne hale düşürüldüğünü görmüş oluruz.

Kötü mü olur?