Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SÖZ SANATI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 ARALIK 2017

Söz sanatı var, söz sanatı var. Bizim bugün üzerinde durmak istediğimiz söz sanatından çok söyleneni nasıl eğip bükmekle ilgilidir.

Dün birisi için “Özledik seni, gel de bu hasret bitsin” diyen biri, bugün kolaylıkla “Sümüklü imam” diyebiliyor. Dün onun yapıp ettiklerini göklere çıkaranların tamamı bugün bir koro oluşturmuşlar ne vatan hainliğini bırakıyorlar ne de Amerikan casusluğunu. Oysa geçmişte bu imam efendiye söz edenleri anasından doğduğuna pişman eden de onlardı, kozmik odaya sokup en gizli belgeleri İsrail ve Amerika’ya servis edilmesini de birlikte sağlamışlardı. Bugünse Nasrettin Hoca hesabı şuna değdi şuna değmedi hesabından kendileri dışında herkese öyle bir muamele çekiyorlar ki şaşırır kalırsınız.

Sonra bir de cari açıklarımızın %15’ini kapatan Reza Zarrab’ımız çıktı piyasaya. Onunla iş tutan tutana. Ne demişler bal tutan parmağını yalar. Kimisi balın ballı yanından tutmuş malı iyi götürmüş, kimisi peteğin balsız yanından tuttuğu için daha az yalamış balı. Ama sonuçta öyle bir Pazar kurulmuş ki veren vermiş alan bir güzel almış. Bütün bu arsızlıklar, hırsızlıklar uluorta dökülünce hemen harekete geçilmiş, yargı bir güzel yamultulup Zarrab ve birlikte iş tutanlar çekilip alınıvermiş yargının elinden. Sonrasında yaşananların zaten yabancısı değiliz.

Geçmişte gözbebeği gibi korunan Reza Zarrab bugün casus olmuş, devletin sırlarını Amerika ile paylaşıyormuş. Bu yüzden de Zarrab davasını birileri milli davaya çevirip az hasarla atlatmak peşine düşmüş ki kimsenin bunların alaveresine dalaveresine kanıp da “milli dava” karartması altında bu rüşvetçi ve hırsız takımına sahip çıkması gibi bir olay söz konusu bile olamaz.

Yahu dışardan bakıldığında bu ülkenin yurttaşları bu kadar aptal mı görünüyor? Yeri geldiğinde kapitalizmi bile eleştiren bir Erdoğan, bir de bakmışsınız ki kapitalizmi canı ciğeri ilan etmiş. Tuhaf bir durum ama yaşadıklarımız ne zaman tuhaf değil ki değil mi? Amerika'yı stratejik ortak ilan edip koro halinde bağıranlar Perinçek’i bile Amerika’ya karşı savaştıklarına inandırmışlar.

Büyük kentlerimiz başta olmak üzere Bütün kentlerimiz ranta kurban edilip bir güzel yağmalandı. Kentlerimizin mimari dokusunu bozan gökdelenler dikildi, ormanlar kesilip siteler inşa edildi. Bütün bunların kim tarafından yapıldığını araştırdığınızda görüyorsunuz ki hepsinin altından AKP iktidarı ve belediyeleri çıkmaktadır. Ama bunlar işin kolayını bulmuşlar ve geçmişler karşımıza kim kıydı bu şehirlerimize diye çağrışıp duruyorlar. Baksanıza; Ankara Büyükşehir Belediyesi borç içinde yüzüyormuş. Sizin anlayacağınız; yine kendilerinden olanlardan bunlar enkaz devralmışlar ama lafı kıvırıp işi 40-50 yıl öncesine götürerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.

Bütün bu beceriye destan düzüp hâlâ Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasına düzülenler için hiç kuşkunuz olmasın ki Erdoğan büyük bir yetenektir. Peşinden gidenlere bakılırsa bu yetenek “tanrı vergisi” olarak ifade edilmektedir. Oysa gerçekler hiç de öyle değildir. İnsanlığa kendisini çoktan tanrı olarak Kabul ettirmiş olan kapitalist/emperyalist sistemin bir insana kazandırdığı şeylerden söz ediyoruz. O şey ki adama ülkesinin tüm varlıklarını sattırır, çevresinde kim varsa ihya eder, yabancı şirketlerin kaptığı elinde kalır, Türkiye tam anlamıyla bunların sayesinde kobra yılanının yutmak üzere olduğu bir canlının konumuna düşmüştür ama ne gamdır, at binenin kılıç kuşananındır.

Bir düşünseniz ya kıyılar yağmalanmış, ormanlar talan edilip birilerine peşkeş çekilmiş, dereler kurutulup barajlar inşa edilmiş. Kısacası atılan adımların hiçbirinde kamu yararı gözetilmemiş. Bu konuda duyarlı olanlar adaleti yargıda aramışlar ama bir de ne görsünler adalet mekanizması çoktan seyahate çıkmış. Tarım ülkesi olarak bildiğimiz ülkede tarımın içine edilmiş ki dev gıda şirketleri ülkemizin kanını bir güzel emsin.

Nereye el atsanız elinizde kalıyor. Sömürü sistemi bütün vidaları gevşetmiş, her tarafı pislik yığınına çevirmiş. AKP iktidarı döneminde patronlara neler kazandırdığı ile övünen ve öne çıkan Erdoğan yeri geldiğinde bu işin raconunu anımsatanlara da sopanın ucunu göstermekten çekinmemiştir. Son geldiği nokta ise birilerini vatan haini ilan etmek olmuş. Gerçi bu sözleri biraz şekle sokmaya çalışan Binali Yıldırım Beyefendi bir şeyler söylediyse de kimse için inandırıcı olmamış.

Bu yüzden de şimdilerde iş dünyamız mırın kırın edip durmakta. Onlara göre her şeyin ezasını cefasını kendileri çekiyor ama işin tepesindekiler suyun geverini hep kendilerinden yana çevirdikleri için kendilerine de arkın orasından burasından sızan sızıntı kaldığından bu gidiş karşısında epey rahatları kaçmış. İstiyorlar ki her şey kuralına gere olsun. Kuralsız bir şekilde malı götürenlerin kapitalizmle pek de bağdaşır yanı yoktur.

Uzatmayalım bu iktidarın attığı her adım geniş halk yığınlarının aleyhine. Taşeronla ilgili bir adım attılar, söylenenlerle gerçekler birbirinden fersah fersah uzak. Enflasyon resmi rakamlara göre %13 gerçekte ise belki de bu rakamın iki katı. Bunu anlamak isteyen herkes çıkar çarşıya, pazara görür anlar neyin ne olduğunu. Sonra yapılan zamlara ve yılbaşından sonra yağmur gibi yağacak zamlara bakar ne demek istiyoruz daha iyi kavrar.

Uzatmayalım sözü evirip bükerek gerçekleri gizleyemezsiniz. Eğer böyle yapmaya devam ederseniz deccal erinde gecinde kapınızı çalar. Kapitalizm İyidir numaranızı ise kitleler anladığında ise yarattığınız pisliğin içinde boğulur gidersiniz. Dümencilikle bu gemi limana getirilemez.

Hele Amerika’nın yaptığı gibi artık dünyada ben her istediğimi yaparım anlayışı ile de bu çark dönmez.

Çünkü adamın kafasında tas değirmeni çevirirler tas…