Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SALLANTI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 ARALIK 2017

Amerika’da açılan Zarrab davası aslına bakarsanız yeri yerinden oynatıyor. Konu ile ilgili AKP ve saray iktidarı aldırmıyor görünse de içten içe ağır bir sarsıntı geçirdiği de bir gerçek. Bununla birlikte yaşananlar karşısında ülkemizde toplum da ikiye bölünmüş bir durumda. Bir tarafta bunca yolsuzluğu, rezaleti, rüşveti eleştirenler var diğer tarafta ise gerçekleri bile bile bütün bunları içselleştirmiş görünen bir topluluk var. Bu topluluğun büyük bir kesimine vurgunlardan, talanlardan bir şey düşmese de bir gün kendileri de pay kapacakları umuduyla tahta parçasına sarılmaları söz konusu. Cemaat ve tarikat çevreleri ise zaten yararlandıkları kadar yararlanıyorlar.

Yalnız, ABD’de görülen bu Zarrab davası salt Türkiye’de yaşanan kirlilik nedeniyle değildir. ABD kapitalist/emperyalist sistemi o kadar kirlenmiştir ki artık bu gerçeğin ne dünya kamuoyunun gözünde ne de ABD kamuoyunda saklanmasının bir olanağı var. İşte bu yüzden Zarrab davası kapitalist/emperyalist hukuk kurallarına uymayanlara bir gözdağıdır. Aynı zamanda da ABD’nin kirliliğinin arındırılma gayretleri ve düştükleri çıkmazdan kurtulma çabasıdır.

Konu ile ilgili çeşitli çevrelerden eleştiri gelse de asıl tanıyı koyacak olanlar bilinmeli ki sosyalistler olacaktır.

Bizler; uzun zamandır Ortadoğu’da ve Suriye’de olanları tartıştık. İslami terör örgütlerinin nasıl kurulduklarından tutun da her türlü lojistik desteği nasıl elde ettiklerine kadar pek çok olguyu dile getirdik. Ayrıca IŞİD’la yapılan petrol ticareti de hiç kuşkunuz olmasın ki Zarrab davasında dönen paralardan hiç de aşağı kalır yönü olmamasına karşın bu konu şimdilik ABD tarafından da pek dile getirildiği yok. Yani sizin anlayacağınız kapitalizmin açık ticaret anlayışına uyan bir alışverişin yukarıda dile getirdiğimiz konularda da hiç olmadığı bilinmeyen bir şey değildir.

Bildiğiniz gibi İran’da mollalar 1979 yılında iktidara geldiler. Bu tarihten birkaç yıl sonra ABD İran’la gayri resmi ilişki kurarak İran’a silah sattı. Bu silahlardan kazanılan paralar ise Güney Amerika’da devrimcilere karşı kullanılan kontrgerilla örgütlerine harcandı. Sizin anlayacağınız bir pislikten ibaret olan kapitalizm dünyanın her yöresinde uyuşturucudan tutun da bütün pis işlerin aynı zamanda uygulayanı ve organize edenidir.

Düşünün ki Suriye’de terör örgütlerine dünyanın silahı verilmiş ve bi silahlarla yüz binlerin kanına girilmiştir. Ülkede onca yaşanan eza, cefa ve göçmenlerin yaşadığı dramsa işin cabasıdır. Şu an bunların hiçbiri konuşulmuyorsa sonsuza kadar konuşulmayacağı anlamına da gelmez. İşte bu nedenle AKP ve saray iktidarını zora sokan sadece Reza Zarrab davası değildir. Günü geldiğinde yukarıda belirttiğimiz konularda gündeme gelecektir. Ancak burada suçluların en büyüğü kuşkusuz ABD olduğu için olayın üstüne de şimdilik gidilememektedir. Öyle ya bunca silah alışverişi olmuş, bunca petrol alınıp verilmiş şimdi bu paralar kim ya da kimlerin kasasındadır dersiniz?

Alınan verilen şeyler öyle gökten falan düşen şeyler değildir.

Bunlara emeğini katan ama alın terinin kendilerine verilmediği işçiler emekçiler var.

Her türlü fırıldağı çevirenlerin kasaları ve ayakkabı kutuları paralarla dolarken işçilerin emekçilerin istediği asgari ücrete sıra geldiğinde bin dereden su getiren ve aynı gemideyiz, bir batarsak hepimiz batarız muhabbeti yapan çevrelerin söylediklerini ise sık sık anımsatmalı ve dönen dolapları bir bir geniş halk yığınlarının gözlerinin önüne sermeliyiz ki meselenin içyüzü doğru anlaşılsın ve kim kimdir, ne yapmaktadır, çevrilen fırıldaklar hangi sonuçları doğurur ortaya bir güzel çıkaralım, çıkaralım ki yer gök sallanacaksa haklı nedenlere bağlı olanak sallansın.