Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 ARALIK 2017

Derler ya; “bundan bir cacık olmaz.” İşte İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan da bir cacık olmaz. Kim neyi savunuyor, kiminle işbirliği yapmaktadır ya da kimin kuklasıdır belli olmayan ülkelerin oluşturduğu bir ülkeler topluluğundan ne hayır gelir ki? Bu teşkilatın üyelerinin çoğu ABD’nin bir dediğini iki etmeyen ülkelerdir. Bunlardan Suudi Krallığı görüldüğü gibi toplantıya da katılmış değildir. İşin daha da acı yanı; İsrail’in Kudüs’ü Başkent ilan etmesi ile ilgili konuları ve barışı Suudi Krallığı ile görüşeceğini ilan etmesi de ayrı bir handikaptır.

Türkiye’nin dönem Başkanı olması hesabıyla İİT’yi Recep Tayip Erdoğan’ın İstanbul’da toplantıya çağırması ise tamamıyla şov amaçlı olup ne kadar sert sözlerle İsrail’in kınandığı görülse de içi boş sözlerden öte bir anlamı yoktur. Çünkü diyelim ki Erdoğan dedikleri konularda içtenliklidir o zaman söze gerek yoktur, atılacak adım; İsrail’le politik, askeri, ticari işbirliklerin her alanda askıya alınması yoluna gitmektir. Bu yönde onca söz kalabalığına karşın atılan küçücük bir adım atılmış mıdır? Hayır, atılmamıştır. Madem atılmamıştır, öyleyse atılan palavraların hiç mi hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Ayrıca 58 İslam ülkesinin nüfusu toplandığında neredeyse 1,5 milyarı bulmaktadır. Bu nüfusa karşın İsrail’in nüfusu ise 10 milyon bile değildir. Eğer bu İslam ülkeleri gerçek anlamda birleşmiş olsalar İsrail’in bölgede istediği gibi at oynatmasının hiçbir şekilde olanağı yoktur. Bir sorun çıktığında yalancı pehlivanlar gibi ortalığa dökülen İslam ülkelerinin lafına bakılmaz. Çünkü ne demişler ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz.

Peki, İslam ülkelerinin neredeyse tamamına yakınının güvenilmez oluşu bir rastlantı mıdır? Değildir elbette. Çünkü İslam ülkelerinin hemen tamamı demokrasiden yoksun, çağdaşlıktan uzak, otokratik anlayışlarla yönetilmiş olması yukarıda sözünü ettiğimiz güvenilmezliğin ve işe yaramazlığın en belli başlı özelliğidir. Halkına zulüm eden, halkı kuru ekmeğe muhtaçken kendileri altın saraylarda yaşayanların halkın sırtından sopayı eksik etmesi düşünülebilir mi? Yetmez, böyle ülkelerin kendi iradesini kullanan ve bağımsız bir politika izledikleri hiç aklın alacağı bir şey midir?

Emperyalist/kapitalist ülkelerin başını çeken ABD bu gibi gerici yönetimleri kuklalaştırdığı ve bu tür iktidarların sahiplerinin Amerika’nın desteğinde Ancak işbaşında kalacaklarını düşündükleri için onurlu bir politika izlemeleri ve kardeş ülkelerin zor zamanlarında yanlarında yer almaları asla gerçekleşemez. İşte bu yüzden en önemli zamanlarda Filistin halkı, İsrail karşısında yapayalnız bırakılır.

Dolayısıyla İstanbul’da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı adına toplantıya katılanların söylediklerinden çok nasıl davrandıkları çok daha önemlidir. Örneğin; Recep Tayyip Erdoğan daha düne kadar ABD ile bölgeye şekil vermeye çalışan ve BOP Eşbaşkanı görevini üstlenmiş biriydi. Arap ülkelerinin çoğunda yaşanan felaketlerin çoğunda da parmağı olan kişiydi. Bugün ABD ile ilişkileri bozulduğu ve ABD’nin kendisini çoktan gözden çıkarmış olması nedeniyle bu denli yüksek perdeden atıp tutmaktadır. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi iş atılması gereken adımlara gelince kılını bile kıpırdatmamış olması herkes için öğretici olmalıdır.

TBMM’de alışılagelmiş bir bildiri yayınlandı. Bu bildiriye AKP, CHP, MHP imza koydu. Böyle ortak bir bildirinin yayınlanmasının AKP ve MHP’ye kazandırdığı şeyler olabilir, ne varki ortak bildirinin altına imza konulmuş olmasının CHP’ye kazandıracağı küçücük bir şey yoktur. Çünkü CHP Kudüs konusunda tek başına da bildiri yayınlamış olsa hem Türkiye kamuoyu açısından hem de dünya kamuoyu açısından çok daha inandırıcı bir yanı vardır. Dün Yenikapı mitingine katılmak nasıl CHP’ye bir şey kazandırmadıysa Kudüs konusunda ortak bildiri yayınlamak da CHP’ye bir şey kazandırmayacaktır. Dış politikada iktidarın ve muhalefetin nasıl birleştiğini göstermekse amaçsa bunun da hiç mi hiç ele alınır yanı yoktur.

AKP’yi rahatlatacak ve yalanlarına ortak olunacak girişimlerin hiçbirinin ne ülkemiz, ne bölge ülkeleri için bir yararı bulunmamaktadır. Ortak bildiri yayınlamak olsa olsa CHP’ye bir yük getirir ki CHP’nin de kalkıp iki de bir ağrımaz başına çaput dolamaya kalkmasının bir getirisi söz konusu değildir.

Filistin davası için devrimciler gidip bizzat Filistin’de savaşmışlardır. Birçok devrimcinin mezarı hâlâ oralardadır. Geçmişte ABD ve İsrail’e karşı çıkan devrimci gençlerin üzerine silah, bıçak ve sopalarla saldıran bugünün iktidarının en tepedeki adamlarını unutmuş değiliz. TBMM Başkanı İsmail Kahraman en başta, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ve diğerleri ve hatta Hoca Efendi diye yere göğe sığdıramadıkları Fetö’de örneklerimiz içindedir.

Filistin halkının acılarından nemalanan ama gerçekte kılını bile oynatmayanlarla devrimcileri birbirine karıştırmamak gerekir, birileri karıştırsa bile bu oyunu asla başaramaz asla…