Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SERT POLİTİKA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 ARALIK 2017

Halkımız; sık sık siyasilerin çok sert konuştuklarını bu yüzden de bir hayli rahatsızlık duyduklarını dile getiriyor. Oysa sorun sert konuşmakta değil, konuşulanların içeriğindedir. İçeriği bozuksa işin nereye varacağını kestirmenin de olanağı yoktur.

Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor. Man Adası’ndan söz edip CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na niçin buradan çıkarak “Mankafa” dediğini anlatmaya çalışıyor. Neymiş efendim Kılıçdaroğlu elinde bir sürü sahte belgeyi sallayıp kendisini ve yakınlarını suçluyormuş. Mahkemeye verilmiş de hesabı sorulacakmış.

İnsan, bu sözleri duyunca iktidar gücüyle bu belgelerin ortadan kaldırıldığını düşünüyor. Yoksa Recep Tayyip Erdoğan kendi söyledikleri de dahil hepsini niye inkara yönelsin ki? Hem bu belgeler açıklandığında kendisi değil miydi “para gitmedi, aksine para geldi” diyen. Şimdi ise ne para gelmiş ne de para gitmiş. Anlaşılan ne var ne yok silinip süpürülmüş olmalı.

İşin tuhaf yanlarından birisinin de hangi taşı kaldırsan altından “Hoca Efendi”nin çıkıyor olması. Fethullah Gülen ki her bir şeyi kolaylıkla beceriyor. Yargının istediği gibi karar almasını sağlıyor, açık gizli ne kadar bilgi ve belge varsa bunların elinde. Öyle bir kandırma ve aldatma gücüne sahipler ki AKP ve saray iktidarının tamamın kandırmışlar. CHP’ye belgeler vererek onları da sözüm ona uyutuyorlar, iyi de neden AKP ve saray iktidarında her suç ve olumsuzluğu “Fetö”ye yıkmak alışkanlık haline geldi kimsenin üzerinde durduğu yok.

AKP ve saray iktidarı ne söylenirse inkar ediyor, sahte diyor. Madem öyledir konuyu niçin TBMM’nin araştırmasına izin vermiyor da bu yönde verilen Bütün araştırma önergelerini reddediyor.

Şimdi TBMM’de bütçe görüşmeleri var. Özellikle AKP ve CHP arasında tartışmalar oldukça sert geçiyor. CHP’nin yaptığı açıklamalarla kimyası iyice bozulan iktidar sadece küfürnamalerle üste çıkmaya çalışsa da çok da başarılı olduğu söylenemez.

Şimdi de her ne kadar AKP ve saray iktidarı, Kudüs meselesine sarılsa da bu sorunla bir süre daha toplumu oyalar ama yarını nasıl kurtaracaktır belirsizdir.

Bu arada Rıdvan Dilmen’in Recep Tayyip Erdoğan’ı Deniz Gezmiş’e benzetmesi olayı var. Bu konuya başkaları değil de her ne hikmetse Devlet Bahçeli müdahil oldu. Kuşku yok ki Deniz Gezmiş ile Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç mi hiç benzeş yanları yoktur. Bahçeli’nin bu yanına hak vermemek elde değildir.

Ancak bir şey var ki o da Bahçeli’nin Deniz Gezmiş’e “terörist” demesidir.

İnsan bu sözleri söylerken hiç mi aynaya bakmaz. Deniz Gezmiş bir devrimcidir bu yüzden de adı hep yaşayacaklar arasındadır. Ancak Bahçeli’nin MHP’sine ve kendisine gelince katıksız teröristtirler. Hem de ABD ve NATO’nun organize ettiği Gladyonun görevini yapan sayısız terör eylemlerinde parmakları vardır.

Artık işi gücü Recep Tayyip Erdoğan’ı savunmaktan ibaret olan Bahçeli’nin söyledikleri hem kendisini ele vermekte hem de kimin hizmetinde olduğunu bir güzel ortaya çıkarmaktadır.

“Cumhurun tarafındayız” diyerek Erdoğan'cılığın kitabını yazan Bahçeli’ye çok uzun süre değil, yakın sürede nelerin düşeceğini görecek ve gerçekten de çok eğleneceğiz çok.