Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOSYALİST BİRLİK YA DA SOL İTTİFAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 ARALIK 2017

Sosyalist Birlik konusunda çok konuşuldu çok yazıldı. Ve hatta bu yönde adımların da atıldığı söylenebilir. Ne yazık ki ne atılan adımlar işe yaradı ne de bu yönde çaba gösterenlerin çabası. Bildiğiniz gibi eski TKP ile TİP birleşmişler TBKP’yi kurmuşlardı. TBKP’yi kuranlar bu birlikten tatmin olmuşlar mıdır bilinmez ama bu partinin programına bakıldığında komünist bir parti programı olmadığı da çok açıktı. Devamında ise bu birlikten geriye diyebilirim ki anı bile kalmış değildir.

Haydi, Sosyalist Birlik Partisi, Birleşik Sosyalist Parti'sini buna bir de ÖDP’yi ekleyelim ve bunu da sosyalist birlik çerçevesinde görelim. Ancak bu örgütlerin sosyalist bir örgütlülükle ne kadar bağdaşır oldukları bir yana politik gelecekleri de uzun sürmedi. Uzun sürmediği gibi geriye örnek alınacak ve ders çıkarılacak bir iz de bırakmadan yok olup gittiler. Bu partilerden bir tek ÖDP günümüzde varlığını sürdürüyor. Ancak bu partiye giren bileşenlerden şu an Dev-Yol’un belli bir çevresinin dışında kimse kalmış değil.

Yani sizin anlayacağınız sosyalist birlik konusunda ne kadar kafa yorarsak yoralım, biri ya da birilerini bu konuyu konuşmak üzere masaya davet edelim birliğin gerçekleşmesi için nesnel ve öznel koşulların olmadığını açık bir şekilde görmekteyiz. Bütün bu olumsuz havaya bakıp yine de moralimizi bozmamalı ve bu konuyu şimdilik kaydıyla mücadele içinde gerçekleşebileceği savıyla kapatmalıyız.

Gelelim solun ittifakına. İttifak demek her şeyden önce birleşmek olmadığı için bir araya gelmenin daha kolay olacağı bir gerçektir. Konuya beylik bir sözle girmek gerekirse ve bu sözü açıklamayı sürdürürsek ne söylemek İstediğim daha kolay anlaşılacaktır.

Solun ve sosyalist solun faşizme karşı birlikte davranmamak lüksü yoktur. Dolayısıyla faşizme karşı olan herkesin böyle bir mücadelenin içinde olması gerektiğini peşin peşin Kabul edip asla sekterliğe düşmemek gerektiğinin altını özellikle çizmek istiyoruz. Bu yaklaşımı ayrıca hangi sol gruba sorarsanız sorun alacağınız yanıt olumsuz olmayacaktır. Ancak öznelliklerden kaynaklanan amaların da peş peşe geleceğini unutmamak gerekir.

Konuyu anlaşılır kılmak için sayısız örneklerle kimsenin zamanını almak istemiyoruz. Ancak 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği oylaması ve sonuçlarını 15 Temmuz 2016 Fetöcü darbe girişimi olarak adlandırılan darbeyi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri yakından izlemeli ve sonuçları üzerinden bizlerin nasıl bir politika izlememiz gerektiğini de bir hale yola koymalıyız.

Darbe girişimi olarak adlandırılan bu girişim içinde pek çok soruyu da beraberinde taşımaktadır. Sözü edildiği gibi darbe AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılmış gibi algılatılmak istense de bu darbeyi “Allahın bir lütfu” olarak görenlerin tutum ve davranışları bizim konuya nasıl bakmamız gerektiği ile de ilgili bizlere yol gösterici olmaktadır.

Darbenin arkasından ilan edilen OHAL’le birlikte zaten ortadan kaldırılmış olan demokrasi tamamıyla yok edilmiştir. Ülke, OHAL bahanesiyle KHK’lerle yönetilmektedir. Hukuk geçerliliğini yitirmiş, onun yerine hükümetin bile değil, sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği her şey KHK’larla uygulanır olmuştur. OHAL’e dayanılarak yüz binlerce kişi görevlerinden uzaklaştırılmış, uzaklaştırılanların hak arama yolları ise tamamıyla kapatılmıştır. Getirilen öyle yasaklar var ki insanlara adeta açlıktan ölün demekle aynıdır.

Yazımızın içinde konuyu uzatmamak gerektiğine vurgu yaptık. İçinde yaşadığımız durum; demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılamadığı, demokrasinin kırıntısının bile yurttaşlara çok görüldüğü faşist bir uygulamaya dönüşmüştür.

Yaşadıklarımızın tehlikeli boyutları doğru değerlendirildiğinde bütün demokrasi güçlerinin hemen pek çok konu başlığı altında birlikte davranmaları gerektiği bir zorunluluk haline gelmiştir. İşte bu yüzden bir kez daha yazarak yazımı bitirmek istiyorum. CHP de içinde ve hatta gücü de dikkate alınarak toplumsal devinimde rol ve ön çekici olarak yer almalı, Bütün demokrasi güçleri de bu ortak gücün bileşenleri olarak geniş halk yığınlarını ikna edecek bir çalışmayı ve mücadeleyi örgütlemelidirler ki, erken ya da 2019’da yapılacak olan seçimlerde AKP ve saray iktidarı ile birlikte MHP’nin de şu ya da bu şekilde ortak gibi davrandığı bu iktidarın varlığına son verilmeli, yani faşizm yenilgiye uğratılmalıdır.