Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE İLGİNÇ DEĞİL Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 ARALIK 2017

Ne ilginç değil mi?

Bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin orta yerinde bombayı patlattı ve Sudan, Çat ve Afrika gezisine çıktı. Yanında da her zaman aşina olduğunuz yüzler.

Bu arada Sudan gezisinde ilginç bir olayı da yaşanmış oldu. Recep Tayyip Erdoğan bir Sudan adasının Türkiye’ye tahsis edilmesini istedi ve Batı’nın bu adayı çok hoyrat kullandığını, kendilerininse adayı restore edip ihya edeceklerini söyledi.

Eh böyle bir durum olunca da Ege’de burnumuzun dibindeki adaların Yunanlılar tarafından işgal edilmesi gündeme geldi ve muhalefetin neredeyse tamamına yakını; “Sudan adası ile uğraşacağına Yunanlıların işgal ettikleri adalara bak” diye karşılık verdiler.

Bildiğiniz gibi kendisi Afrika yoluna düşer düşmez de yayınladığı KHK’lerle ilgili ülkemizde yoğun bir tartışma başladı. Kendisi bu tartışmalardan haberdar mıdır bilinmez ama bu KHK’lerle Nereye varılmak istendiği de bütün çıplaklığı ile belli olmuş oldu. Çünkü KHK’lerden birisi tartışmasız güvenlik güçlerinin yanında sivil AKP milislerinin de olaylara karışması ve şiddet kullanarak linç ve öldürme eylemlerini teşvik edici ve hatta özendirici bir içerik taşıyor. Tartışmalar başladığında bazı bakanlar işi keten periye getirip ne olacak canım düzeltilmesi gereken şeyler varsa düzeltilir, hem bu KHK ile sadece 15-16 Temmuz darbe girişimlerini önleyen siviller kast ediliyor deseler de rüzgâr birden tersine esmeye başladı ve bu yaklaşımlarda bulunanların hemen tamamı da muhalefeti suçlayarak bu kez çıkarılan KHK’yi övmeye başladılar.

Önce çıkarılan KHK’yi okuyalım:

"Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır" denilen maddeyi “15-16 Temmuz 2016 için uygulanabilir” sözleriyle savunan AKP’lilerin aksine Burhan Kuzu şu mesajı paylaştı:

"15 Temmuz benzeri bir darbe veya terör saldırısı yeniden gerçekleşirse, bu ihanete müdahale edecek vatandaşlarımız kanuni olarak koruma altına alınacak".

Bu konuda tartışmaları uzatmaya gerek yoktur. KHK’de kast edilen şey oldukça açıktır. Vatandaşa denilmek isteniyor ki; “politik olarak beğenmediğin her durum terör eylemidir, tak silahı beline, çık sokağa istediğini öldür. Bu durumda cezayi sorumluluğun da yoktur.”

Bu kadar açık bir gerçek karşısında AKP ve saray iktidarı ile yapılacak tartışmaların da gerçek anlamda ne bir değeri vardır ne de bu tartışmalarla bir adım mesafe kat edilebilir.

AKP ve saray iktidarının bu durumda kurgusu, ne hilesiz hurdasız bir seçim ne de demokratik bir ortamın sağlanarak ülkenin yönetilmesidir. AKP ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istemekte ve faşist bir yönetimi milyonlara dayatmaya kalkışmaktadır. Ve zaten faşizan uygulamalar toplumun her kesimine istenildiği gibi uygulanmakta yığınlar susturulmaya çalışılmaktadır.

Kocaeli’nde kurulu Kibar Holdinge bağlı Posco Assan İşçileri Çalışma Bakanlığı’nın 42 gündür göndermediği sendikal yetki belgesini almak için Ankara’ya bir yürüyüş başlatmak istedi. Bunun üzerine harekete geçen güvenlik güçleri zor kullandı ve bazı sendikacıları ve işçileri gözaltına aldı. Güvenlik güçleri zor kullanma gerekçesini de OHAL’e dayandırdı.

Uzatmayalım; işçilere yönelik bu örnek ne ilktir ne de son olacaktır. Bundan böyle de iktidar OHAL’i ve terör meselesini bahane ederek işçilerin her türlü hak aramalarının önüne geçecek, gerektiğinde çıkarılan KHK’lere dayanılarak AKP ve saray iktidarının yıkılmak istendiği bahanesiyle sivil AKP milisleri de sahaya inerek rahatlıkla suç işleyebileceklerdir. İşte bu yüzden AKP ve saray iktidarının ateşle oynadığı ve ülke genelinde kargaşaya neden olabilecek adımlar attığının altını kalın çizgilerle çizmemiz gerekmekte olup ülkeye ve geniş halk yığınlarına giydirilmek istenen deli gömleğinin yırtılıp atılması gerekmektedir.

Gidiş öyle gösteriyor ki ya erken ve zamanında yapılacak seçimler hilesiz hurdasız olmayacak, önüne geçemez isek, AKP ve saray bu seçimleri de istediği hileye ve düzenlemeye dayanarak kazanırsa bu seçimlerin de son seçim olacağını kimseler göz ardı etmemelidir. İşte bu yüzden geniş demokrasi güçleri CHP ile birlikte davranarak, oluşan bu Milliyetçe Cephe’nin karşısına çıkmalı ve bunlar ya durdurmalı ya da durdurmalıdır.