Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEHLİKELİ SULARDA YÜZMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 ARALIK 2017

AKP ve saray iktidarı tehlikeli sularda yüzmeye devam etmektedir.

Birileri ne attıkları adımı unutuyor ne de düşmanlıklarını. Bildiğiniz gibi AKP iktidarı meclise zeytinliklerle ilgili bir tasarı getirmişti de o tasarı gerek zeytin üreticilerinden, gerek siyasilerden, gerekse bu ülkenin aklı başında aydın ve bilim insanlarından gelen tepkiler üzerine geriye çekilmişti. Sonra bu yasa her fırsatta ısıtılıp ısıtılıp geri getirildiyse de AKP bu yönde bir mesafe kat edemedi. Ama bunların önlerinin kesilmesini asla unutmayacaklarını, kendilerini engelleyen üreticisinden siyasetçisine, aydın ve bilim insanına kadar herkesten bunun acısını çıkaracaklarını da unutmamamız gerekirdi.

Bakın neler oluyor?

Bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan Afrika gezisine çıktı. Bu gezinin Tunus ayağında ise bizi ve dünyayı şaşırtan konuşmalar yaptı. Onun bu konuşmasının karşısında Tunus Cumhurbaşkanı ne düşündü bilemiyoruz ama Suriye ile ilgili hiç de barışçıl olmayan hatta savaşı körükleyen terör örgütlerini ise yüreklendiren bir konuşmaya imza attı.

Suriye konusu ile ilgili olarak Rusya, İran, Türkiye ve Suriye Astana’da dikkati çeken bir sonuç elde etmişken nasıl olmuştur da burada konuşulanlar Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç mi hiç ilgilendirmiyor gözükmektedir?

Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediklerine bakılırsa Suriye konusunda politikasını hiç mi hiç değiştirmediğini görüyoruz. Beşar Esad’a Tunus mevkidaşının gözleri önünden Esed diyebiliyor. Esad’ı kendi halkını katleden bir tetörist olarak niteliyor ve Esad’ın halkına devlet terörü uyguladığını da ağzını doldura doldura söyleyebiliyor. Yani sizin anlayacağınız; Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması İran, Rusya, Suriye’nin tutum ve davranışlarıyla örtüşmüyor ama pekala bugün aleyhine konuşup durduğu Amerika ile her nasılsa örtüşebiliyor.

Diyelim ki bu konuşmalar zülfüyare dokunan konuşmalardır. Her ne hikmetse bu konuşmaları düzeltmek ve “bak şimdi bu olmadı” demek de iktidarın kendi içindekilere düşmüyor da Aydınlık gazetesi çevresine düşüyor. Bugünkü Aydınlık gazetesine baktığınız zaman bir ok işareti ile ‘Terörist Esed’ bakın neler yapıyor’ başlığını atmış ve daha büyük bir başlıkla da; “Sıra Geldi Fırat’ın Doğusuna” diye yazmış. Yani? Yanisi şu; pek çok konuda AKP ve saray iktidarı ile politikaları örtüşen Aydınlıkçıların bu konudaki politikaları örtüşmediği için denilmek isteniyor ki; “Recep Tayyip Erdoğan; Esad’a Esed dedi, devlet terörü uyguladı, 1 milyon Suriyeliyi öldürttü bu yüzden teröristtir diyor ama bakın, Esad, Fırat’ın doğusuna geçerek PYD’nin işini bitirmek için savaşıyor.”

Aslında salt bu konuşma ile ilgili yazacak pek çok şey var ama biz yine de yazımızın başına dönelim.

Bu sabah Çevre ve Şehircilik Bakanı da deprem bahanesi ile Gemlik İlçesi’nin yukarılara taşınmasından söz etti. Bakanın söz ettiği yukarısı ise zeytin ağaçlarının bulunduğu bölge. Bu konuda KHK bile yayınlandı. Deprem riskini tabiki de dikkate almamız gerekiyor. Ancak bu girişim bile başlı başına ranta yol açacak ve zeytinlikleri yok edecekse çok ama çok önemli bir durum vardır ortada.

Bir konuda Recep Tayyip Erdoğan’ın Tunus’un kalkınması ve cari açıklarının kapatılması için Türkiye ve Tunus arasında geliştirilecek ticari ilişkilerle ilgili olarak da çok önemli bir şeyden söz etti. O da Tunus’tan zeytinyağı dışalımı yapılacağı ile ilgiliydi. Bu sözler konuşmak için söylenen sözler değildir. Ötedenberi AKP ve saray iktidarının zeytinliklerle ilgili salt rant gözeten politikaları vardır, bu politikalar ise ciddi bir dirençle karşılaşmıştır. Eğer dışarıdan zeytinyağı ithal edilir ve yerli üreticiler kendiliğinden zeytinciliği boşlarlarsa pek çok tarım ürünlerinde olduğu gibi AKP ve saray iktidarı da amacına böylece ulaşmış olacaktır.

Şimdi Küçük bir karşılaştırma yapalım. Tunus’ta bulunan zeytin ağacı sayısının Türkiye’deki zeytin ağacı sayısı neredeyse dört katına yakındır. Bu durumda Türkiye’nin zeytinyağı dışalımı yapması akla ziyan bir girişimdir ki işte bu yüzden insanın aklına her türlü cinlik kolaylıkla gelmektedir.

Konuyu uzatmayalım, artık AKP ve saray Türkiye’nin omuzlarında ağır bir yüke dönüşmüş, yurttaşların hiçbir sorununu çözmediği gibi de yurttaşlarına ağır bedel ödeten bir iktidar haline gelmiştir. Bu yüzden de ülkemizdeki demokrasi güçlerine çok ama çok büyük görevler düşmekte olup bu iktidarın işbaşından gönderilmesi için her anlamda özveri gösterilmeye gereksinim vardır.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak bu konuda elimizden geleni yapacağımız gibi bizim dışımızdaki demokrasi güçlerinin de aynı yanda yer alması için çalışacak ve çaba harcayacağız…