turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


2018 NE GETİRECEK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 OCAK 2018

AKP’nin Düzce ve Isparta İl Kongreleri vardı. Düzce’de AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Isparta’da ise Binali Yıldırım konuştu. İkisi de zehir zemberekti. İkisi de birbirlerinin aynı sözlerle oraya buraya gönderme yaparak tehditler savurdular. Tehditlerinin özünü de şu herkesi rahatsız etmiş olan KHK oluşturuyordu.

Recep Tayyip Erdoğan konuşmasının bir bölümünü daha önce birlikte yürüyüp birlikte ıslandıkları arkadaşlarına ayırdı, bir bölümünü de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na. Sözleri sertti, arafeyi birlikte karşıladıklarıyla bayramı niye birlikte kutlamadıklarının kızgınlığı vardı ağzından çık her sözcükte. Hedefte KHK ile ilgili görüş belirttiği için Abdullah Gül vardı. Abdullah Gül’ün haddini bildirdikten sonra sıra Kemal Kılıçdaroğlu’na geldi. O her zaman tanığı olduğumuz üslupla neler söylemedi neler. Belli ki son Man Adası belgeleri onun için hâlâ çok önemliydi ve açıklanan bu belgeler yüreğine bir ok gibi saplanmıştı. Çünkü bu belgeler açıklandığında "ispatlasınlar Cumhurbaşkanlığından da, bütün resmi görevlerimden de istifa ederim” demişti. Sonra bu belgelen dayanaklarıyla birlikte açıklandı.

Bizler de bu belgelerden anladık ki Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınları Man Adası’nda 1 sterlinlik şirket kurmuşlar ama çeşitli defalar bu şirkete milyon milyon dolarlar aktarmışlar. Tartışmaların ilk şaşkınlığı ile olacak Recep Tayyip Erdoğan ilk açıklamasında “para gönderilmedi, şirket satışından para geldi” diyerek Kemal Kılıçdarolğu’na yanıt vermeye çalıştı. Sonrasında ise hepten inkar yoluna giderek; “ne para geldi, ne para gönderildi, gösterilen belgeler de sahte” deyip çıktı işin içinden. İşte Erdoğan’ın AKP Düzce İl Kongresi’deki konuşması ve sert sözleri de yine bu konu ve KHK üzerindendi. Yani sizin anlayacağınız Allah için bu ülkenin halkı öyle görünüyor ki Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından ılımlı tek sözcük bile işitmeyecek.

Bu sözlerin arkasından da Başbakan Binali Yıldırım konuştu. Partisinin Isparta Kongresi’nde konuşan Yıldırım ise KHK’dan yürüyerek “kim ki KHK’yı eleştirmektedir, o darbecidir” diyerek 15 Temmuz bahanesi ile çıkarılan gelecekte de benzer olaylar için sokağa inip suça karışan AKP’nin sivil milislerine cezai sorumluluk getirmeyecek olan KHK üzerinden topluma gözdağı üstüne gözdağı verilmeye devam edildi.

Başbakan Binali Yıldırım bir kez sertleşmişti ya kim tutabilirdi ki onu? Bu kez 15 Temmuz gecesine dönerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi darbeci Fetöcülere adamlarını göndererek uzlaştığını söyledi ve “o akşam neredeydin” diyerek verdi veriştirdi. Gerçi Binali Yıldırm da, bütün Türkiye kamuoyu da Kemal Kılıçdaroğlu’nun nerede olduğunu biliyor bilmesine de acaba kendileri neredeydi doğru dürüst bir bilen yok niyeyse.

Türkiye kamuoyu AKP ve saray iktidarının ektiğini biçtiği Fetöcü bir darbeyle karşılaştı. Kontrollüydü, darbeyi bizzat “Allah’ın lütfu” diye AKP tezgahlamıştı, şuydu, buydu geçiyoruz bunları. Ancak bir gerçek var ki bu darbenin sonuçlarından sonuna kadar yararlanan ve bu darbeyi bahane ederek demokrasinin kırıntısını bile bırakmayacak şekilde ortadan kaldıran AKP ve saray iktidarının işine yaradığını da kimse inkar edemez.

Bu konuyu noktalayalım, gelelim 2017’yi geride bırakıp 2018’e girerken ülkemizde iğneden ipliğe halkın omuzlarına bindirilen zamlara. Öylesine yüklü oranlarda zam yapıldı ki iktidarın zamlara kılıf geçirmeye kalkması bile gülünç karşılandı. Köprülere, tünellere, bindirilen zamları savunun bakan; halkın toplu taşıma yönlendirilmesi için yapıldı diyerek adeta aklımızla alay etti. Bu arada da bir çevrecilik yanı tuttu ki sormayın gitsin.

Türkiye halkı; AKP ve saray iktidarının hem eylemli zorbalığı hem de ekonomik terörü altında yeni yıla girdiyse ki durum tam da budur. Önümüzdeki günler hiç de iç açıcı günler olmayacaktır. Yığınlar AKP ve saray iktidarının yaptırımlarına karşı direnecekler, AKP ve saray iktidarı da bütün gücü ve hıncıyla toplumun üzerine çullanacaktır. Olağan koşullarda AKP ve saray iktidarının ülkeyi yönetmesinin asla olanağı kalmamıştır.

Yılbaşı gecesi eğlence yerleri ve sokaklar çeşitli yasaklar yüzünden büyük ölçüde boş kalmış, insanlar yılbaşını daha çok evlerinden oturarak geçirmek zorunda kalmıştır. Toplumu bir yandan tehditle diğer yandan saldırı olabilir korkutması ile sindirmeye çalışan iktidarın bu anlayışıyla Bütün dünyadan koptuğu da bir gerçektir. Bir gerçektir çünkü iktidar bu işi dini argümanlarına bağlı olarak yapmakta, herkesin kendilerine benzemesi için her yola başvurmaktadır.

Ancak bir şey var ki, bu toplum devingendir, hak ve özgürlükleri için duyarlıdır.

Bu yüzden de 1 Ocak 2018’den gününden başlayarak söylüyoruz bu yıl mücadele yılı olacaktır.

Bizim tutumumuz da öngörümüz de budur.