turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İRAN’DA NELER OLUYOR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 OCAK 2018

İran’da gösteriler patlayınca herkes yorum üstüne yorum patlatmaya başladı. Bu yorumların içinde gerçek payı olan da çok, hem olan hem de belli bir amaca uygun olarak yorum yapanlar da.

Bildiğiniz gibi İran uzun süredir dini ilkelere göre yönetilmeye çalışılan, yönetim kademesi deyince isimleri öncelikle dini özellikleri ile anılanların yönettiği bir ülke. İran’ın ne tarihi geçmişi ile ilgili olumsuz şey söyleyeceğiz ne de emperyalizme karşı dik duruş konusunda gösterdiği kararlılıkla. Yalnız bir gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmemiz insanlığın geldiği nokta açısından çok ama çok önemlidir. İran halkı Humeyni ile başlayan ilericilere, devrimcilere, demokratlara ve en çok da komünistlere karşı korkunç bir kıyımın uygulandığı bir ülke oldu. Yıllardır emek eksenli örgütlenmelere karşı şiddetin öne çıktığı bir uygulamaya tanık olduk. Doğal olarak bu uygulamaların vardığı nokta ise neredeyse İran halkının büyük çoğunluğunun yaşam tarzından tutun da her türlü hak ve özgürlük istemlerine karşı ağır yaptırımların yaşama geçirildiği bir ülke oldu İran.

İran’ın bölgemizde emperyalist dünyaya kafa tutması hiç de azımsanacak bir şey değildir. Ancak bu demek değildir ki İran yönetiminin İran halkını yoksulluğun içine itmesi, halkın hak ve özgürlüklerini bin bir bahane ile bastırmasını haklı çıkarsın. Bu yüzden olaylar başladığı andan itibaren İran yönetimi içinde halkın gösteri yapma hakkının anayasal hak olduğunu söyleyenler olduğu gibi tam tersi yönde eylemlerin Batı’nın kışkırtmaları ile gerçekleştirildiğini ileri sürerek şiddetle bastırılması gerektiği yönünde de çıkış yapan daha muhafazakar kesimler var.

İran’da yaşanacak bir karışıklığa en çok sevinecek olan ülkelerin başında ABD ve İsrail gelmektedir. Bunun niye böyle olduğunu anlamak için bölgede İsrail ve Amerika’nın ne gibi hayaller peşinde koştuğunu da hiç ama iç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. İran’daki gösteriler ve bu gösteriler sonrası ortaya çıkacak her türlü olumsuzluğun giderilmesi öncelikle İran’ın kendi eliyle kendi göbeğini kesmesinden ibarettir. Yani İran’a ne İsrail’i ne ABD’yi karıştırmadan, bu karışıklıklarda yabancı parmağı bile olsa bunları da doğru tespit ederek İran yönetimi konunun üzerine gitmeli, halkın haklı istemlerini zor kullanarak değil de onları dinleyerek çözme yoluna gitmeleri izlenecek en doğru yoldur.

Bugün İran halkı yoksulluk yaşıyorsa, hak ve özgürlüklerini kullanamıyor ve en küçük bir hak arayışının önü şiddet kullanılarak kesiliyorsa İran bu karışıklıkları bugün aynı yöntemi yani şiddet kullanarak durdursa bile yarın çok daha fazlası ile karşılaşacağı da bir gerçektir. İşte asıl tehlike de yani dış güçlerin İran'daki olacaklara karışması da çok daha etkili hale gelecektir.

Emperyalist ABD ve İsrail’in kurduğu tuzaklar sonucu Suriye’de yaratılan iç karışıklıkta bölgede önemli bir güç olan Suriye çok büyük tehlikeleri göğüslemek zorunda kalmış ve eski gücünü kurulan tuzaklar sonrası yitirmiştir. Bütün bu zorluklara karşın Suriye yine de kendi özgücü başta olmak üzere Rusya ve İran’ın desteği ile yeniden ayağa kalkan konuma gelmiştir. Suriye’de tam da ABD’nin savaşı kaybetme noktasına gelindiği bugünlerde İran kendisine kurulmak istenen tuzağı doğru okumalı ve bir an önce halkın haklı isteklerine yüz çevirmeyerek bu istekleri hızla yerine getirmeli, özgürlük alanlarını daha da genişleterek İran’a tuzak kurmak isteyenlerin ellerini boşa çıkarmalıdır. Ancak böyle bir davranış sergilendiğinde ve serinkanlılık korunduğunda İran’da olaylara karışmış olan dış istihbarat güçleri ve bunlara payandalık edenler varsa ortaya çıkarılabileceği gibi hesabı da sorulabilir.

Yukarıda belirttiğimiz gibi Suriye’nin kendisine kurulan tuzakları boşa çıkarması için İran çok önemli bir güçtür. Son zamanlarda Suriye’nin yeni bir tuzakla karşı karşıya olduğu bir zamanda İran’daki iç karışıklık artarak sürer ya da şiddetle bastırılıp bir kez daha ortada demokrasi namına bir şey bırakılmazsa bugün olmazsa yarın İran iç karışıklıkların misliyle karşılaşabilir.

Bu arada bir önemli noktaya daha işaret etmeden geçemeyeceğiz. Recep Tayyip Erdoğan Aferin ve çevresinde 15 bin kişilik milli Suriye Ordusu’nun kurulduğundan söz etmiştir. Bu 15 bin kişilik kuvvet kim ya da kimlerden oluşmaktadır? Öteden beri AKP ve saray iktidarının birlikte davrandığı çapulcu sürüsü ÖSO’yu başta sayarsak bu 15 bin kişi acaba nereden toplanmıştır? Bu konuyu uzun uzadıya deşmenin gereği yok, çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın sözünü ettiği bölgede El Nusra, El Kaide ve IŞİD kalıntıları yeterince temizlenemediğine göre sözü edilen 15 bin kişilik ordu da olsa olsa bu terörist gruplardan devşirilmiş olmalıdır.

Bölge barut fıçısı iken, Suriye’de henüz olayların üstesinden tam anlamıyla gelinmemişken İran’ın gösterileri şiddetle bastırıp patlamaya hazır bombanın patlamasını biraz daha geciktirmesi bir işe yaramayacaktır.

Bu yüzden İran yönetimi hızla halkının isteklerine kulak vermeli ve halkın haklı istemleri derhal yerine getirilmeli, İran’ın hem bölge açısından hem de kendi ülkesi açısından önemini devre dışı bırakacak bir dar görüşlülüğe asla düşülmemelidir.

Çünkü bölgede İran’ın emperyalizme karşı tutum ve davranışlarının doğuracağı sonuçlar çok ama çok önemlidir, bu önem diyebiliriz ki Türkiye’yi de öyle ya da böyle kapsamaktadır. Çünkü sırada Türkiye’nin olduğunu söylemek için falcı olmaya da gerek yoktur.

Konu ile ilgili son sözümüz de şudur; AKP ve saray iktidarı ABD’ye kolaylıkla ödünler vererek soğukluğu gidermenin arayışı içindedir ki, bölgemizde istikrarsızlığın bir ucu da buraya dayanmaktadır…