turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU ÜLKE BABANIZIN MÜLKÜ MÜ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 OCAK 2018

AKP ve saray iktidarı ile birlikte sayısız ilkleri yaşadık.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin insanlarına neler söylemedi neler.

Askerlik yan gelip yatma yeri değildir, dedi. Şehitler için kelle tanımlaması yaptı. Gözünüzü toprak doyursun da dendi. Çiftçiye ananı da algit karşılığını verdi. Asgari ücret için elinize gözünüze dursun diye çıkıştı. Kendisinden kadro isteyen teşeron işçilerini, ne kadrosu yahu çalışıyorsunuz ya diye payladı. Buraya almayı gerekli görmediğimiz daha neler duyduk neler.

Bir insan hangi makamda olursa olsun bu şekilde konuşma hakkını acaba bu ülkenin yurttaşları onu o makama getirirken hakaret hakkını da kendisine hak olarak vermiş midir acaba?

Tabii ki de hayır. Öyleyse bu denli hakaret içeren sözler nasıl olmaktadır da kolaylıkla söylenebilmekte, söylendiğinde de niçin kitlelerde yeterince tepki oluşmamaktadır dersiniz?

Birincisi; öyle sanıyoruz ki yöneticiler kendilerini bu ülkenin halkının efendisi görüyor, ülkenin tapusunun da mülk olarak babalarından kaldığını sanıyor. İşin daha da berbat yanı ülke halkının tıpkı kendileri gibi eşit yurttaş haklarına sahip değil de onların bir teba ve kendilerinin kulları olduklarını düşünüyorlar.

İkincisi ve en tehlikelisi ise halkın kendisini değersiz duyumsaması ve sözde bu tür büyükleri velinimetleri olarak görmek, onları devlet baba düşüncesiyle devlet yerine koyma alışkanlıklarından kaynaklanıyor. İşte bu nedenledir ki, en tepedekiler ne söylerse sineye çekiliyor, en baba yalanlar bile doğru olarak halk nezdinde Kabul görüyor.

Şimdi gelelim asgari ücretle ilgili mırıldanmalara karşı ellerinize gözlerinize dursun sözünün bu kadar kolay söyleniyor olmasına. Kim ki kapitalizmden yanadır, bu zihniyetin sahipleri kendilerini ülkenin sahibi, geniş emekçi yığınlarını ise değersiz bir eşyadan ibaretmiş gibi gördükleri ve kazançlarından başka onları ilgilendiren bir şey olmadığını düşündükleri için kişi yaşamında ister dinci, ister gerici, ister faşist, isterseniz çağdaş olsun kapitalizmden yana ise sonuç değişmiyor. Bu tür insanların ortak noktaları sonuçta aynı yerde kesişiyor.

Recep Tayyip Erdoğan zihniyetinde olanlar; “komşun aç yatarken sen tok uyuyorsan bizden değilsin” sözünü sık sık yinelemeyi çok severler. Ancak iş gerçeğe gelince 1603 TL asgari ücreti çok görüp kolaylıkla da ellerinize gözünüze dursun demekten de kendilerini alamazlar. Toplumu uyutmak için söylenen sözlerle gerçekler bu sözleri kolaylıkla söyleyenlerin kafasında sürekli çatışma halindeymiş gibi görünse de çoktan komşun aç yatarken sen tok yatıyorsan bizden değilsin sözüne; gözünü toprak doyursun, ellerinize gözünüze dursun, ne kadrosu be yahu çalışıyorsun ya sözleri eze eze üstün gelmiştir. Bu nedenledir ki kendisini velinimet, bulunmaz Hint kumaşı sayanlar halka rahatlıkla hakaret edebilmektedirler.

Bu tür gerçekler karşısında bizim gibi gerçekleri görüp karşı çıkanlara ise hemen her fırsatta sandığı gösterip bizlere ukalalık taslayanlara da sözümüz olacak elbette. Bir kez; var olan soldan sağa bütün partiler seçimde eşit koşullarda mı yarışmaktadırlar acaba? Haydi bunu geçtik, seçim yasalarına, seçimin adaletli ve hilesiz hurdasız yapılması için oluşturulan YSK’nın son olarak referandumda nasıl davrandığına ne buyrulur? Daha bu gibi iktidarın kendi yararına attığı adımlar bile az geldiğinden seçimle ilgili ne katakullilere başvuruluyor görmüyor muyuz?

Özetlersek AKP ve saray olağan seçim koşullarında iktidarı kazanana teslim etmeyi düşünüyor olsaydı eğer, Türkiye bugün çok daha barışçıl bir ortamın içinde olurdu. Çıkarılan yasalara, iktidarın tutum ve davranışlarına son olarak da “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında birinci fıkra hükümleri uygulanır” denilen KHK’da ne söylemek istediğimizi açıkça ortaya koymaktadır.

Bütün bu gerçekler ışığında olup bitenleri mercek altına alırsak; şu sözü söyleyerek yazımı bitirmek istiyorum.

BU SIKLET BU AĞIRLIĞI ÇEKMEZ!