Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TUTARSIZLIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 OCAK 2018

AKP ve Saray İktidarının tutarsızlığı o kadar çok ki saymakla bitiremezsiniz. Rusya ile uçak düşürme sonrasında sarsıcı bunalımlar yaşandı. Atmalar, tutmalar, uçağın düşürülmesi için ben emir verdim yarışmasına girişmeler ayyuka çıktı. Bir de görüldü ki atmaların, tutmaların Türkiye’ye görülmemiş zararı ve ekonomik yıkımları var, Rusya ile yeniden arayı düzeltmek için atılmadık takla kalmadı. Eh iş S-400 füzeleri alımına kadar vardı dayandığı gibi tutarsız da olsa şimdiye kadar izlenen Suriye politikasında geri adım atıldı ve Rusya, İran ve Suriye’ye yakın bir politika izlenmeye başlandı.

Bütün bu gelişmeler olurken ABD’nin YPG ve PYD’ye yaptığım silah yardımı üzerinden tartışmaların fitili ateşlendi ve ABD silah veriyoruz, vermiyoruz derken tırlar dolusu silah ve mühimmat PYD ve YPG’ye ulaştırıldı. Tartışmaların boyutu işin içine Reza Zarrab olayı da girince iyice kızıştı. ABD ciddi bir adım atarak vize işlemlerini tek taraflı olarak durdurdu. AKP ve saray iktidarı da benzer sözler söylediyse de Türkiye vize işlemlerine ciddi bir engel getirmedi. Sonrasında bir de baktık gördük ki, iktidar birden yumuşayıvererek ABD ile görüşmeler yaptı ve ABD’de birden vize yasağını kaldırıverdi. Şimdi sessiz bir bekleyiş sürüyor gibi gözükse de iktidar nelerin gelişebileceğini kestirir durumda değil. Bu yüzden de Reza Zarrab Davası kesin bir sona ulaştığında ABD ile anlaşmazlık sanırız daha boyutlu olarak gündeme gelecektir.

Kudüs sorunu ile birlikte İsrail’le sessiz sedasız bir rayına girmiş olan ilişkiler sonucunda tabii ki de dinci kesimlerin cart curtlarına karşın İsrail çıkarına ekonomik ilişkiler başta olmak üzere bir işleyiş söz konusuydu. Kudüs sorunu İsrail’le ilgili konuyu yeniden ısıttı ve sanki bu konuda BM’yi ve dünyanın birçok devletlerini Recep Tayyip Erdoğan harekete geçirmiş gibi, olup bitenleri kendi hanesine yazmaya kalktıysa da özde değilsen bir şey olmadı ve İsrail’le ekonomik ilişkiler İsrail çıkarına hamdolsun tıkır tıkır yürümekte. Daha açık söylemek gerekirse Sünni İslam kesimi başta Suudi Arabistan olmak üzere Filistin’i milistini önemsemeden ABD’nin isteği ile İsrail’in yararına politikalarını sürdürmektedirler.

Bu arada AKP ve Saray iktidarının çeşitli nedenlere bağlı olarak AB ülkeleriyle arası limoni olduğu için atıp tutmalar üst noktaya vardı dayandı. Hollanda’ya neler söylenmedi neler. Almanya ile ara iyice gerildikçe gerildi. Sorunu “eyyy” çekmekle düzeltebileceğini sanan Erdoğan aldı verdi, Alman asıllı gazeteciler şu ya da bu nedene bağlı olarak tutuklandılar. Sonra bu konuda tıpkı Amerikalı Papazın serbest bırakıldığı gibi adımlar atılmaya başlandı. Önceki gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman Dışişleri Bakanı Gabriel ile görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde de iyiye gitmeyen ne varsa ele alındığı gibi Almanya’dan füze alımına kadar iş götürüldü.

Sonra günübirlik Fransa ya uçan Recep Tayyip Erdoğan, Macron ile görüşmeler yaptı. Basın açıklamalarında ise gazetecilerin Recep Tayyip Erdoğan’a sorduğu sorular manidar sorular olduğu için kimi gazetecileri Fetöcü ilan etti, kimilerini de haşlayarak siz PYD ve YPG’yi silah veren ABD’ye bana sorduğunuz soruların benzerini soruyor musunuz karşılığını vererek gazetecileri zora sokmaya çalıştı.

Bunlar bir yana en onur kırıcı durumsa tabii ki de Macron’un elinde uçak fotoğrafları ile basının önüne çıkması, kendisine sorulan sorulara karşılık ise Türkiye’ye uçak satacaklarını ve demokrasi önerisinde bulunacağını söylemesiydi. Daha sonra öğreniyoruz ki Türkiye, Fransa’dan da uçağın yanında füze ve bilmem kaç bin ton et alacakmış.

AKP ve saray iktidarının gidişi gidiş değildir. Çünkü Rusya’dan, Fransa’dan, Almanya’dan alacaklarının listesini artırırken üstüne üstlük bu listeye bir de füze ekliyor. Yani AKP ve saray iktidarı böylece Suudi Arabistan örneğinde olduğu gibi bir politika yürütüyor. Suudiler silah alırken bizimkiler de borçlanma karşılığında hemen her çevre ile arayı düzeltmek için silah alımına kalkışıyor. Suudi Arabistan benzeri bir politika ile Türkiye’nin ne hallere düştüğünü böylelikle açıkça görüyoruz. O Suudi Arabistan ki, İran’daki olaylar için milyarlarca doları İran’daki ajan kışkırtıcılara oluk oluk akıtmış bile. Şimdilerde İran’daki ajan kışkırtıcılar bu paraları ezmekle meşguller. Yalnız ekmek için, aş için, hak ve özgürlükleri için ayağa kalkan İranlıları yukarıdaki suçlamadan ayrı tutmak gerektiğine de bu arada döne döne işaret etmemiz gerekiyor.

Sonuç; AKP ve saray iktidarının güvenilmez ve ülkemiz yararına da olmayan dış politikaları yüzünden ülkemiz ağır bedeller ödemekle bir kez daha karşı karşıyadır. İşte bu nedenle Türkiye’nin bu politikaların aksine çok daha köşeli politikalara gereksinimi vardır.

Suriye ile Suriye’nin bağımsızlığını gözeten bir politika konusunda anlaşma yapıp bu anlaşmanın ruhuna uygun davranılmalıdır. İran’la ilişkiler daha sağlam bir rayına oturtulmalı, Sahafi Suudi anlayışına yakın durmaktan hızla uzaklaşılmalıdır.

Başta Amerika olmak üzere diğer bütün emperyalist ülkelerin kayığına binmeden düzeyli bir politika izlenmeli ve Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’nin külahını Ali’ye giydirmek filminden de bir an önce uzaklaşılmalıdır.

Ancak bu saydıklarımızın da AKP ve saray iktidarı ile olmayacağını düşünerek önümüze onurlu bir dış politika yürütecek, ülkemiz içinde hak ve özgürlüklere bağlı bir iktidar için mücadele etmek görevimiz olmalı ve bu sömürü ve zulüm iktidarının çarkına çomak sokmalıyız ki amacımız yolunda yeni yeni mevziler kazanabilelim.