turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


2019 ÖNCESİ AKP-MHP BLOKU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 OCAK 2018

Kim ne söylerse söylesin, kendisine ne kıymet biçerse biçsin MHP artık bir partiden çok faşist ideolojisiyle AKP’ye kan ve can vermeye çalışan bir odaktır. Ve zaten ne zaman dinci, gerici ve faşist görüşe sahip siyasi odaklar sıkıştıklarında ve yönetemez konuma düştüklerinde ilk sarıldıkları iki şey vardır. Birisi halkın dini duygularını sonuna kadar istismar edip yığınları serseme çevirmek, diğeri de ırkçı söylemlerle yığınlara seslenerek şoven bir politikayla yığınların desteğini arkalarına almak.

MHP’nin politik sahneye çıktığından bu yana yaptığı en önemli şey bu yönde politika yürütüp içerde gladyo hareketlerine girişerek kendisini önemli bir güçmüş gibi gösterip iktidarın nimetlerinden yararlanmak şeklinde olmuştur. 12 Eylül 1980’den önce %2,5’luk oy oranıyla denilebilir ki neredeyse milliyetçi cephenin belkemiğini MHP oluşturmuştur. Bu kadar sınırlı bir güçle hükümette temsil edilen MHP, devlet kadrolarına yerleşmiş, AKP iktidarı dönemine kadar da her kademede etkili bir güç olarak varlığını sürdürmüştür. AKP iktidara geldikten sonra MHP’lilere karşı tutum almış ve MHP kadrolarının önemli bir kesimini devlet kadrolarından bir bir ayıklamıştır. Çünkü AKP’nin MHP’ye o zamanlar hiç mi hiç gereksinimi yoktur. MHP için kırmızı çizgi diyebileceğimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri de AKP’nin MHP’ye karşı yürüttüğü tasfiye hareketi döneminde söylenmiştir. “Her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık.”

Bu sözler başlangıçta MHP tarafından hazmedilmemiş olsa da süreç içinde Bahçeli MHP’yi hem AKP’nin onca saldırılarını hazmetmelerini sağlamış, hem de kırmızı çizgileri olan milliyetçilik hakkında söylenen sözler bir çırpıda unutulup gitmiştir. Bu gerçekler ışığında MHP’de yaşanan yaprak dökümünden sonra MHP içinde Bahçeli’nin ayak izlerinden yürüyenler kalmış, bunlara da bir beka sorunu uydurarak Recep Tayyip Erdoğan’ın her dediğini Kabul eder hale getirilmesi sağlanmıştır. Bugün kitlesel olarak MHP hızla sosyal bir olgu olmaktan çıksa bile beslendiği ideoloji açısından faşizmin saç ayaklarından birini oluşturur konumdadır. Bu nedenle de dinci ve gerici öğreti ile, milliyetçi ve şoven unsurların yan yana gelişlerinde bir acayiplik aramak gerekmemektedir. Çünkü olanlar eşyanın doğası gereğidir.

Bugün Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli bir araya gelecekler. İkili bir araya gelmeden önce Erdoğan’la ilgili Bahçeli’nin ettiği sözlere bakılırsa böyle bir destek neredeyse kendi partisi içinden bile gelmezken MHP adına 2024 yılına kadar AKP ve sarayla birlikteliğini ilan eden Bahçeli’den gelmiştir. Bütün bu Alicengiz oyunlarını oynayan Bahçeli, kafasından bir “beka” sorunu ilan etmiş ve çokbilmiş havalarda konuşup durmaktadır.

Gerçekten Bahçeli’nin dediği gibi bir “beka” sorunu olsa bile bizim bildiklerimizin dışında olmadığı da kesindir. Bir düşünelim AKP ve saray iktidarı hem bir “beka” sorunu var demekte hem de ne hikmetse onların söylediklerinin aksine bu sorunu engelleyici en küçük bir gelişme olmazken her anlamda tehlikenin boyutları daha da artmaktadır. Bu da şu anlama gelir, AKP ile MHP’nin bir araya gelişlerinin gerekçesi beka sorunu olamaz. Bir araya gelişlerinin nedeni çok daha açıktır. Birincisi devletin olanaklarından yararlanmak, ikincisi dinci ve gerici ideoloji ile milliyetçi şoven ideolojiyi Türk-İslam sentezi bağlamında buluşturmaktır. Bu gerçek de faşizmle bire bir örtüşen bur durumdur.

Milliyetçi şoven politikalar bilinmelidir ki bir benzerini karşı çıkılan kesimlerde de yaratmakla kalmaz adeta körükler. Eski HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan gibi birisi bile kalkıp kendi partisinin Eşbaşkanı’nın kim olacağı ile ilgili akla ziyan bir twiter atarsa bu twiter’da kendi partisi içinde bile misliyle karşılık görürse söylemek istediğimizin haklılığını gözlerimizin önüne sermektedir. Hasip Kaplan nihayetinde kendi partisinden Sırrı Süreyya Önder’e; “Sırrı da gitsin film çeksin” diyorsa; Bahçeli gibi insanların başkalarında da nasıl bir milliyetçi duygular yarattığını doğru okumak gerekir.

Sonuç itibariyle bizler bir gün bile AKP iktidarına dayanamaz ve tahammül edemezken Bahçeli kalkmış desteklerinin 2024’de kadar süreceğinden dem vurmaktadır. Sanki bunlar ölümsüzdür, sanki bunlar 2024 yılına kadar tepemizde horon tepmeye devam edeceklerdir. Bu yaklaşım MHP ve AKP’ye ne kadar moral verir bilinmez ama şurası bir gerçektir, 2019 yılında eğer iktidar tarafından hileler ayyuka çıkmaz, sandıklar gasp edilmezse AKP ve sarayın saltanatı da devam etmeyecek bitecektir. Sizce bizim gördüğümüz gidişi MHP niye görmüyor dersiniz? Görmüyor olması düşünülemez. Öyle sanıyoruz ki Bahçeli de AKP’nin sivil milislerinin yanına kendi ülkücülerini ekleyerek bir iktidar gaspına gideceğini aklından geçiriyor olmalı ki 2024 tarihini dile getirmiştir.

Ancak ne derler;

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR.

Sözümüz sizedir, gün doğmadan neler doğacağını görecek ve 2024 yılını asla göremeyeceksiniz.