turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İDLİB’DE NELER OLUYOR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 OCAK 2018

Bildiğiniz gibi başta ABD olmak üzere, emperyalist güçler Suriye’ye kumpas kurmuşlar ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün parçalanması için her yolu denemişlerdir. Bu nedenle de Suriye içinde iç karışıklıklar çıkarmak amacıyla yine ABD’nin hüneriyle kurulmuş ve desteklenen İslami terör örgütleri Suriye’nin başına musallat edilmiş, Suriye’de oluk oluk kan akıtılmış, akıtılmaya devam ediliyor.

Suriye’ye kurulan tuzağın içinde ise AKP iktidarı da çok önemli bir rol almış ve Suriye ile bütün köprüleri yıkarak ipten kazıktan kopmuş ne kadar katil sürüsü varsa onların bir şekilde arkalarında durularak bu yapıların Suriye topraklarında mevzi kazanmaları sağlanmıştır.

Suriye’nin içinde bulunduğu zor koşullardan yararlanan etnik ve inanç grupları bu boşluktan yararlanarak harekete geçmişler, ABD’nin de yardımıyla PYD-YPG güçleri Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin yoğun olduğu sınır bölgesini kontrol altına alarak kendileri için bir konum belirlerken, El Kaide’den, El Nusra’dan, IŞİD’dan, ÖSO’dan ve sürüsüne bereket irili ufaklık daha pek çok İslami terör örgütleri de Suriye güçlerince temizlenmeye başlanmış, onlar da ister istemez İdlib ve çevresinde konuşlanarak o bölgelerde varlıklarını devam ettirmek için yoğun bir çaba içine girmişlerdir.

Bütün bunları olurken AKP ve saray iktidarının yanlış politikaları Türkiye için de ağır sonuçları olacak bir ortam yaratmış, bunun üzerine ise AKP ve saray iktidarı istemeye istemeye de olsa bölgede Suriye, Rusya ve İran’la bir araya gelmek zorunda kalmıştır. Astana’da yapılan toplantılar gelişen bu yeni durum üzerine gerçekleşmiş, İdlib ve çevresinde çatışmasızlık bağlamında anlaşmalara varılmıştı. İran ve Rusya’nın ta başından beri bölgede Suriye’yi desteklediği bilinmeyen bir şey değildir. AKP ve saray iktidarı ise aynı kervana isteyerek değil de koşulların Türkiye’yi zorlamasından dolayı bu grupta yer almıştır. Ancak AKP ve saray iktidarı her ne kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız diye cılız bir ses çıkarsa da bu sözlerin ruhuna uygun davranmayı her fırsatta baltalama yoluna gitmiştir.

İdlib ve çevresi tartışmasız Suriye’ye aittir. Bu yüzden de Suriye’nin bölgede kendi egemenliğini kurmasından doğal bir şey olamaz. Dolayısı ile Suriye bu bölgede konuşlanmış olan ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden katil sürülerini kendi topraklarından sürüp çıkarması Suriye için tartışmasız bir haktır.

Ancak öyle görünüyor ki AKP ve saray iktidarı bu konuda Suriye, Rusya ve İran gibi düşünmemektedir. AKP ve saray iktidarının açıklamalarına bakılırsa burada bulunanlar ılımlı İslam anlayışına sahip rejim karşıtlarıdır, Suriye ise bunlara karşı silahlı mücadeleyi devam ettirmektedir. Edilen bu sözlerden nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Suriye’nin toprak bütünlüğünü istiyoruz diyen AKP ve saray iktidarı söylenenlerin tam tersi bir davranış içindedir. Üstelik de sözünü ettiği sözde ılımlıların ellerinde ağır silahlarlar vardır. Türkiye’nin kontrolü altında tutulan bölgeden kaldırılan insansız hava araçları aracılığı ile Suriye’nin askeri üssü vurulabiliyorsa, Suriye de; kim ne düşünürse düşünsün ne söylerse söylesin kendisi için tehlike yaratan bu bölgelerde askeri hareket yürütme hakkına sahiptir. Kaldı ki AKP ve saray iktidarının bunlar için ılımlı İslam demelerinin hiçbir değeri yoktur. Dolayısıyla bu yapılar yukarıda dile getirdiğimiz gibi İslami terör örgütlerinin ta kendisidir.

İşte tam da bu sıralarda Dışişleri Bakanlığı’na bazı ülkelerin temsilcileri çağrılmış ve kendilerine bölgede Suriye’nin askeri hareketinin durdurulması söylenmiştir. Demek ki bunca yaşananlardan AKP ve saray iktidarının aldığı hiçbir ders söz konusu değildir. Bu nedenle de AKP daha önce Türkiye’yi soktuğu bataklığa bir kez daha sokmak eğilimindedir ve Bütün uygulamaları bu eğilime işaret etmektedir.

Sonra kuzeydeki ince çizgide Amerikalıların yardımıyla PYD-YPG Rakka’yı başkentleri ilan etme hazırlığında olup ilan edilecek bu devleti ABD ile birlikte birçok ülkenin tanıyacağına dair açıklamalar yapılmaktadır. Yine ABD’nin buraya yaptığı silah yardımı zaman zaman AKP ve saray iktidarı tarafından dile getirilse de bu açıklamaların hiçbir değeri de yoktur etkisi de. ABD yalnız Suriye, Irak, İran ve daha başka ülkeler için değil Türkiye için de büyük bir tehlikeli oyunun içindedir. Her ne hikmetse iktidar da bunu bilmesine karşın ABD’ye karşı dişe dokunur en küçük bir adım atmaktan ölümünden korkar gibi korkmaktadır. Zaman zaman Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzında “eyyy Amerika” sözleri çıksa da bu sözlerin hiçbir işe yaramayacağı apaçık ortadadır. Eğer bu tehlikeler görülüyorsa ki görülmemesi için ya kör ya da iflah olmaz bir işbirlikçi olmak gerekir, derhal ülkemizde ABD’nin İncirlik Üssü başta olmak üzere neyi varsa kontrol altına alınmalı ve bir an önce İncirlik Üssü’nün boşaltılması sağlanmalıdır.

Aslına bakarsanız Suriye’ye karşı düşmanca bir tavır içine girilmesi demek aynı zamanda da İsrail’in politikalarıyla örtüşen bir yol izlemek demektir. Kudüs…Kudüs diyerek ortalığı velveleye veren davranışlarında Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP ve de Bahçeli; eğer samimilerse atacakları ilk adım Suriye ile kayıtsız koşulsuz bir anlaşmaya varmaları ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan bir politika izlemeleri gerekir. Çünkü Suriye’de ve bölgede yaşananların nedeni daha çok da İsrail ve ABD’nin istediği şeyler olup böyle bir durum yokmuş gibi dinsel çıkışlarla insanları kandırmaya kimsenin hakkı yoktur.

Suriye’ye yönelik ikili bir oyun içinde olanlar ne Kudüs’ü, ne Filistin’i savunuyor değillerdir.

Bunu anlamak istiyorsanız tıpkı bu konularda Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP gibi davranan işbirlikçi Arap rejimlerine bakmanız yetecek de artacaktır bile…